"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazacak hiçbir şey yok ve aslında belki yazacak çok şey var

Mert Gönenli
11 Nisan 2021, Pazar
Öncelikle “Hakk’ın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez” düsturunun hayatında, şahsında ve fiillerinde misal bulduğu, çok sevdiğimiz Mehmet Kutlular Ağabeyimizi ebediyete uğurladık.

“Deprem İlâhî ikazdır” dediği için 276 gün hapis yatan ve bu düşüncesini hapse girmeden, hapse girince ve hapisten sonra da değiştirmediğini her zaman vurgulayan Kutlular Ağabey, “Hakk’ın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez” düsturunun yaşayan canlı timsaliydi adeta.

İfadelerinden kimsenin zarar görmediği yazılı ve sözlü ifadeler, dünyanın her yerinde düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilir. “Deprem İlâhî ikazdır” sözünden kim zarar görmüştür. Hiç kimse. Deprem de, depremden zarar görmek de mutlaka kimsenin istemediği şer olaylardan biridir. Depremin İlâhî ikaz olduğuna dair, âyetlerden, hadislerden onlarca delil getirilebilir. Fakat Depremin İlâhî ikaz olmadığına dair, bir tane ne dinî, ne de bilimsel bir tane delil getirilemez. En basitinden inancımız gereği, hayır ve şerrin Allah’tan (cc) geldiğine inanmak imanın esaslarındandır. Yani başınıza gelen hayır ve şer hadiselerin Allah’tan (cc) geldiğine inanmıyorsanız şüpheniz var demektir.

“Halbuki Deprem İlâhî ikazdır” sözü en hafifinden en ağırına kadar her derecede doğrudur. En hafifinden bakın “Deprem İlâhî İkazdır”, bu depremle, Allah evlerinizi depreme karşı bilimsel ve ilmi gerçeklere uygun yapın şeklinde bizi ikaz ediyor dese buna kim karşı çıkabilir. Bu vesileyle, Kutlular Ağabey için, Allah’tan rahmet ve mekânının Cennet olmasını diler; ahirette Üstada komşu olmasını dileriz.

Yazdığımız son yazılarımızda “Kötünün dibi yoktur” temasını işlemiş, Hindistan gibi ülkeleri örnek göstermiştik. Bir yerde dibi buluruz, dipten güç alırız, yukarı sıçrarız düşüncesinin doğru olmadığını, kötünün dipsiz kuyu olduğunu ifade etmiştik. O yazımızı yazdığımızda Kişi Başına Düşen Millî Gelir (GSYİH) 11.000 USD civarındaydı. Şu anda 6.900-7.000 USD dolarlar seviyesinde. Daha aşağı iner mi inebilir. Nereye kadar? Dibi yok. GSYİH Hindistan’da ne kadar? 1.877 USD seviyesinde. Hindistan’da zengin yok mu? Elbette var. Halkın % 10’u zenginlik, % 90’ı sefalet içinde.

Başkanlık Sistemi hani ülkeyi uçuracaktı! Başkanlık Sistemi hukukun, milletin ve Meclisin denetiminden kaçmaktan başka bir şey değildi. Halkın yarısı, diğer yarısının verdiği kararın ceremesini çekiyor. Biz Başkanlık Sistemine evet dememiştik, bu kararı verenler bu işin cezasını çeksin biz çekmeyelim diyemiyorsunuz. Oy verenlerin ortalama geliri de 7.000 USD’ye düşüyor, vermeyeninki de 11.000 USD seviyesinde kalmıyor, onunki de 7.000 USD’ye düşüyor. Yapacak bir şey yok maalesef.

Başkanlık Sisteminin hiç mi artıları olmadı, elbette oldu. Önceki sistemde millet artıları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eksileri etrafındakilere ve altındakilere yazıyordu. Şimdi tek karar verici ve tek seçici pozisyonda olduğu için artılar da eksilerde Başkan Erdoğan’a yazılıyor.

Ülkede artık dizginler ülkeyi yönetenlerin elinden çıktı. Erdoğan da bunun farkında. Erdoğan 10 gün önce çeşitli haber kanallarında yayınlanan ifadelerinde ülkede sıkıntı fakirlik yok, muhalefet felâket tellâllığı yapıyor diyordu, 10 gün sonra ülkemizde işsizliğin farkındayız, esnafın çiftçinin ağır sorunlarının farkındayız ve bunu ancak yine biz çözeriz demeye başladı. 10 gün önce konuşan Başkan Erdoğan’ın dublörü müydü acaba?

Ülke o kadar kötü yönetildi ki artık yönetilebilir olmaktan çıktı. Şimdi ülkeyi yöneten ve etrafındakiler bile yalnızca olayları seyirci gibi izliyorlar. Bir olay oluyor ve “Du bakali n’olcak” diye bakıyorlar.

Dolar bir gecede 7.2’den 8.2 oluyor, orada kalıyor. Başkan Erdoğan dahil hiç kimse bir şey yapamıyor. Erdoğan hem iktidar hem de muktedir. Verdiği bir kararla ülke bir gecede 500 milyar TL zarar edebiliyor. Acaba Erdoğan kendi kendisine, “iktidar olup muktedir olmadığımız dönemde bir general konuşup ülke 20-25 Milyar TL zarar edince, general için ülke kamuoyuna, keşke böyle konuşmasaydı da ülke bu kadar zarar etmeseydi şeklinde demeç veriyordum. Şimdi bir karar aldım, ülkem 500 milyar TL zarara girdi, keşke böyle bir karar vermeseydim” diye kendine sorular soruyor mu?

Her şeyin o kadar göz önünde yaşandığı bir devirde yaşıyoruz ki, aslında hiçbir şey gizli değil, sır değil. Dünyada ekonomisi baş aşağı giden ve ülke parası mum gibi eriyen yalnızca Türkiye var ve millet bize anlatılanlar masalmış deyip ancak yeni yeni uyanıyor. Halbuki böyle mi olmalıydı?

Aslında yazacak hiçbir şey yok ve belki aslında yazacak çok şey var.

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı