Mevsim sözü, dış âlemlerde zamanın akışıyla tazelenen, yenilenen, değişen ve giden her şeyi hatırlatıyor.
Bir perde, bir pencere, bir sahne, ya da bir tabloda gösterilen sanat eserlerinin, müsiki terennümlerinin, rakseden ışık, ses ritimlerinin idrakimize hatıralar bırakarak geçip gittiği dönemlerdir. Her mevsim, nizam ve intizamıyla hayallerimize, hafızalarımıza hoş, tatlı, latif, güzelliklerle hitap ederler...
Güneşin aydınlığı, rüzgârın sesi, ağışların hışırtısı, kuşların cıvıltısı, mahlukatın hoş nağmeleri gibi, rengarenk kırçiçekleri, zümrüt yeşillikler, heybetli dağlar, mavi gökyüzü, engin ufuklar kendi lisanlarıyla konuşurlar. Sesiyle, sanatıyla, güzelliğiyle, hikmetli varlığı ve nizamlı işleyişiyle sahibini, malikini, sanatkârını tanıtırlar...
Hasat mevsimi, çiçek, çilek, kiraz sezonu gibi nimetlerin zaman dilimleri bolluk ve bereketi ifade ettiği gibi Bediüzzaman Said Nursî’nin Medresetüzzehra'nın yerine “her yerde küçük bir dershane-i nuriye açmak” tavsiyesi üzerinde günümüzdeki Risale-i Nur eserlerinin okunduğu ilim, irfan mektepleri, her mevsim muhtaç gönüllere, genç kuşaklara iman ve Kur’ân hakikatlerini aşkla şevkle ulalaştırdığı nurlu mevsimler vardır.
Risale-i Nurlar, inkârcı fikir karanlıklarına karşı, Kur’ân-ı Kerîm’in ulvî hakikatlerini günümüzün pozitif ilimlerine nazar ile akıl-mantık ölçüleri içinde insanlara tefekkür zenginliğiyle güçlü iman dersleri vermektedir... İnsan ve kâinatı okumak, İlâhî nizamı tanımak, yaratılış sırlarını, kendi sorumluluklarını, ahiret inancının ispat ve işaretleri, tevhid delilleri ile Rabbimizi tanımanın verdiği tahkikî imanla elde edilen huzur ve mutluluk, çağımız insanın aradığı her şey, bahsettiğimiz Kur’ân hakikatlerindedir.
Her yerde devam eden sohbetler, dersler, seminerler, konferanslar, kongreler, kitap fuarları, piknikler ile Risale-i Nur hizmetleri bir mektep gibi devam edip gidiyor. Tatil mevsiminde gençlerin seyahat, inceleme, araştırma, spor yarışmaları gibi çok amaçlı okuma programları aynı zamanda bir faaliyet ve dinlenme zamanlarıdır.
Konya’dan Afyonkarahisar’da okuma programına katılan liseli gençlerin Nur mevsimi daha farklıydı. Eğitimli çocukların olumlu tavır, davranışları ve konuşmaları dikkat çekiyor. Her biri arkadaşlarıyla samimî, sempatik, haraketli, hayat dolu, hazır cevap, pratik zekâ, çabuk kavrama ve yorumlama yetenekleri ile ve pozitif duruşlarıyla programda kendine düşen görevleri yapıyorlardı. Serbest okuma saatinde, not alarak kitap okurlarken baksanız kimse yok sanırsınız. Risale-i Nurlar'dan bir konu mütalaa edilirken, serbest düşünce atmosferinde fikrini söylemekte yarışıyorlardı.
Kur’ân ve iman dersleriyle geleceğe hazırlanan ahlâk ve fazilet timsali genç kuşakların zamanın her türlü tehlikelerine karşı hazırlanırken ibadet, ahlâk, fazilet şeklinde düsturları kendilerinde uyguluyorlardı. Bir haftalık programda okudukları derslerde Kur’ân da hatmettiler. Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar hakkında geniş bilgiler edindiler.
Gençler, serbest zamanda Afyonkarahisar’ın tarihî ve turistik yerlerini, Ulucamii, İmaret Camii, Mevlevî Camii, Bediüzzaman’ın kaldığı ev, Eski Afyon evleri, Karahisar Kalesi, Konaklar, Taşhan, Bedesten gibi şehir merkezindeki tarihî mekanları gezdiler...
Bediüzzaman'dan ilham alan gençlerin sayesinde, güzel hasletlerin, kardeşlik duygularının sıcak samimî sohbetlerin, iman hakikatlerinin gönüllere serptiği nur haleleriyle bir mevsim yaşadık. Gelecekte cennetâsâ baharların, Nur mevsiminin çiçekli, aydınlık, huzur dolu günlerin mimarları... fikir, düşünce, ideal sahibi gençler, İslâm davasının inançlı, imanlı, ihlâslı şahsiyetlerini uğurlarken ecdamızın onları teşci ettiği Fetih Marşı'nı hatırladım: “Elde sensin, dilde sen/ Gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u/ Fethettiği yaştasın...”