"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Saraybosna’yı Osmanlı kurdu

Naci TEPİR
21 Eylül 2020, Pazartesi 00:14
Saraybosna, Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin başşehri olup, Osmanlı Türkçesi’nde Saray, Saray Ovası, Bosna Sarayı (Bosnasaray) veya Saraybosna adlarıyla geçer. Tepelerle çevrili olup denizden yüksekliği 537-700 m. arasındadır. Tamamıyla Osmanlılar devrinde kurulan bir şehirdir.

BOSNA VE ALİYA İZZET BEGOVİÇ
NACİ TEPİR - 1

***

Saraybosna

Saraybosna, Bosna - Hersek Cumhuriyeti’nin başşehri olup, Osmanlı Türkçesi’nde Saray, Saray Ovası, Bosna Sarayı (Bosnasaray) veya Saraybosna adlarıyla geçer. 

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra kurulan Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin ve Bosna-Hersek (Boşnak ve Hırvat) Federasyonu’nun merkezi olan Saraybosna, bölgenin tam ortasında, Saraybosna Ovası’nda, Bosna Nehri’nin Miljacka Irmağı ile birleştiği noktada yer alır. Tepelerle çevrili olup denizden yüksekliği 537-700 m. arasındadır. Tamamıyla Osmanlılar devrinde kurulan bir şehirdir.  

Saraybosna XVI. ve XVII. asırlarda önemli bir inkişâf gösterdi. Bosna Sancak Beyliği’ne getirilen Gazi Hüsrev Bey tarafından inşa edilen külliye ve kurulan vakıflarla Saraybosna bir Türk-İslâm şehri haline geldi. 1521-1541 yılları arasında üç defa Bosna Sancak Beyi olan Gazi Hüsrev Bey, Saraybosna ve çevresinin İslâmlaşmasında çok mühim tesiri olan dîn, ilim ve ticaretle ilgili tesisler yaptırdı. Bu sebeple Saraybosna’nın ilk kurucusu olarak Îsâ Bey, ikinci kurucusu olarak Gazi Hüsrev Bey gösterilir. Onun, şehrin ortasında tesis ettiği külliye bir sembol olmuştur. Gazi Hüsrev Bey Külliyesi asırlarca bu bölgeye hizmet vermiştir. Bu medreseden pek çok âlim yetişmiştir. Bu külliyenin inşasından sonra, 1530 yılı kayıtlarında Saraybosna’da toplam 1112 hâne Müslüman, 15 hane Hıristiyan nüfusun varlığı dikkati çeker. Böylece Müslüman nüfus % 98’i bularak şehrin tipik bir İslâm şehri haline gelmesi sağlanmıştır.

İSYANLARIN SEBEBİ      

XIX. asrın ilk yarısından itibaren Saraybosna’da halkla idareciler arasında isyana varan ciddî anlaşmazlıklar meydana geldi. Yeniçeri Ocağı’nın tasfiyesi, isyanların en önemli sebebi sayılmaktadır. Osmanlı Devleti’ndeki İslâhatlara karşı genel memnuniyetsizlik sürerken, 1831’de Kaptan Hüseyin Gradaşçeviç’in ve buradaki Müslüman âyanın rehberliğinde bir isyan çıktı. İsyancılar muvaffak oldularsa da aralarındaki rekabet ve anlaşmazlık neticesinde kolayca dağıtıldılar. 

Bosna valisi sıfatıyla Ömer Paşa Latas (1850-1851) zamanında, Bosna altı, Hersek üç kaymakamlığa bölündü ve Saraybosna resmî merkez oldu. 

XIX. asrın son çeyreğine kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Saraybosna, etrafındaki bir dizi köylü isyanlarından zarar gördü. 1875’te çıkan isyan siyasî bir hususiyet kazandı ve bu isyan büyük kuvvetlerin müdahalelerine yol açtı. 

1878’de (93 Harbi sonunda) toplanan Berlin Kongresi’nde, Bosna-Hersek, Avusturya-Macaristan’ın himayesine verilince, Saraybosna’nın durumunda mühim değişiklikler oldu. Bosna Müslümanları Avusturya-Macaristan’ın işgaline karşı koydularsa da, 29 Temmuz 1878 tarihinde Bosna’ya dört taraftan giren işgalciler, 19 Ağustos 1878’de Saraybosna’ya girip -büyük mukavemete rağmen şehri işgal ettiler. Böylece Saraybosna’da Osmanlı hâkimiyeti sona erdiyse de, Bosna-Hersek’te, dolayısıyla Saraybosna’da resmî olarak Osmanlı Devleti’nin hakları 1908’deki kesin ilhaka kadar sürdü.  

DİNÎ KADROLAR NASIL YETİŞTİ?

Avusturya-Macaristan hükümeti Saraybosna’ya modern bir idare sistemi getirip ticareti geliştirmeye çalıştı, yollar inşa etti; yeni stilde binalar, okullar, ilmî müesseseler yaptırdı. Bununla Müslümanların ileri gelenlerini kendi tarafına çekmeye çalıştı. Bu dönemde inşa edilen Devlet Müzesi, Halk Tiyatrosu, Üniversite rektörlüğü, mahkeme binası, Başbakanlık binası, Belediye binası, Demiryolları idare binası, Ekonomi Fakültesi, Hotel Central gibi yapılar tamamen Avusturya-Macaristan dönemi kültürünü Saraybosna’ya aktaran ve günümüze kadar devam eden eserlerdir.

Modernleşmeye başlayan şehirde, Ilıca’daki Türk hamamı restore edildi, şehre elektrik getirildi, su ihtiyacını karşılayan yeni su kanalları yaptırıldı. Ayrıca Müslümanların dîni ve hukukî ihtiyaçları için Şer’i Kadılık Okulu (Şeriat Hukuk Okulu) açıldı. Söz konusu okul hem dînî kadronun hem kadıların (hâkimlerin) yetiştirilmesini gaye edinmiş ve II. Dünya Savaşı’na kadar toplumda büyük tesiri olmuştur. Bu devirde Viyana ve Budapeşte’de yetişen Müslüman âlimler, Saraybosna’nın o dönemdeki İslâmî İlimler ve Şarkiyat Kısmı’nın tesisinin öncülüğünü yaptılar. Müslüman dîni müesseseleri üzerinde kontrolü sağlamak için Avusturya-Macaristan idaresi 1882’de “Reîsü’l-Ulemâ” makamını kurdu. 

1851’de 21.102 olan nüfus dağılımı: 15.224 Müslüman; 3575 Ortodoks; 239 Katolik; 1714 Yahudi olarak tesbit edildi.  

1895’te ise; 38.083 olan nüfus dağılımı: 17.787 Müslüman; 5858 Ortodoks; 10.672 Katolik; 4054 Yahudi tesbit edildi. 

XIX. yüzyılda Saraybosna’nın nüfusu artmaya devam etti. Şemseddin Sâmi, Saraybosna’daki halkın üçte ikisinin Müslüman ve şehirdeki toplam nüfusun 50.000 olduğunu; ayrıca, 120 kadar câmi ve mescid, birkaç medrese (Yüksek Tedrisat Müessesesi), bir Gureba Hastahanesi, bir Rüşdiye (Ortaokul), bir Dârü’l Muallimîn (Yüksek Öğretmen Okulu), yirmi Sibyan Mektebi’nin (Anaokulu’nun) bulunduğunu yazmaktadır. Ayrıca Hıristiyanlara ait bir Mekteb-i İdâdî (Lise) ile birkaç Mekteb-i İbtidâî’nin (İlk Mekteb’in) olduğunu yazmaktadır. ² 

EVLİYA ÇELEBİ’NİN DEDİKLERİ 

XVII. asrın ikinci yarısında Saraybosna’yı ziyaret eden Evliya Çelebi meşhur Seyahatnâmesinde, “Tepedeki küçük kalesi dışında ve akar suyun iki tarafında birçok Türk mahallesi ile Sırp, Bulgar ve Eflak reâyânın (vatandaşın) ikamet ettiği on mahalle ve iki Yahudi mahallesinde ekseriyeti çok katlı, üstü kiremit ve bir kısmı tahta örtülü 17.000 kârgir evlerle 1080 dükkân bulunduğunu” yazar. Ayrıca, “sokakların temiz ve kaldırım döşeli olduğunu, kârgir binalı bedestende Venedik ve Dubrovnik’ten gelen her türlü ticarî eşyanın satıldığını, çarşısının üstünün kalın direklerle örtüldüğünü, şehirde 177 Câmi, 180 Sibyan Mektebi, 8 Dârü’l Kurrâ, 10 Dârü’l Hadis, 47 Tekke, 110’un üstünde çeşme, 700 adet su kuyusu, 3 Kervansaray, 23 Han, 5 Hamam, 7 İmaret, 176 Su Değirmeni ve Miljacka Irmağı üzerinde 7 köprünün bulunduğunu” kaydeder. ¹    

TARİHİ SEYRİ

Bosna bölgesine mâtuf Osmanlı seferleri 1415’ten itibaren sıklaşır. Dolayısıyla Osmanlı nüfuzu yerli hânedanlar arasındaki çekişmelerde tesirli rol oynar. Osmanlı hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalan Kral II. Tvrtko’dan (1420-1443) itibaren Bosna kralları, birçok şehri ele geçiren ve askerî garnizonlar yerleştiren Osmanlılar tarafından haraca bağlanır. 

Bosna, Sancak Beyi İshak Bey ve oğlu Îsâ Bey tarafından ilk Müslüman meskeni haline getirilmiştir. Burada yaptırılan ilk Osmanlı sarayından dolayı Saray, Saray ovası veya Saray kasabası adı verildi. Bosna’nın tamamen fethedilmesiyle de bu bölgede Bosna Sancağı kuruldu (1463).

Tarihi Sırbistan topraklarının Osmanlı Devleti’ne katılması 14. asırda başlamış 15. asrın ortalarında tamamlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Sırbistan Prensliği’yle 1364 yılında yaptığı Sırpsındığı Muharebesi ve 1389 yılındaki I. Kosova Muharebesi Sırpları zayıflatmış ve Sırp topraklarının büyük oranda fethedilmesine sebep olmuştu. Daha sonra 1402 yılında kurulan Sırp Despotluğu, 1456’da Belgrad’ın Osmanlı devleti tarafından fethiyle yıkılmıştır.  

Sırpların büyük bir kısmı 16. asrın başlarından itibaren 300 yıl Osmanlı Devleti vatandaşı olarak yaşamışlardır. Bunlardan devşirme usûlüyle devletin yüksek kademelerine ulaşmış birçok devlet adamı mevcuttur. Meselâ, önce Kaptan-ı Derya olan, sonra da 14 yıl sadrazamlık yapan meşhur Sokollu Mehmet Paşa  bunlardan biridir.

Dipnotlar: 

1- Evliya Çelebi Seyahatnâme’si, s. 427-435. 

2- Kamûsü’l-A‘lâm, c: II, s. 1388. 

Bosna bölgesine mâtuf Osmanlı seferleri 1415’ten itibaren sıklaşır. Dolayısıyla Osmanlı nüfuzu yerli hânedanlar arasındaki çekişmelerde tesirli rol oynar. Osmanlı hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalan Kral II. Tvrtko’dan (1420-1443) itibaren Bosna kralları, birçok şehri ele geçiren ve askerî garnizonlar yerleştiren Osmanlılar tarafından haraca bağlanır. 

Bosna, Sancak Beyi İshak Bey ve oğlu Îsâ Bey tarafından ilk Müslüman meskeni haline getirilmiştir. Burada yaptırılan ilk Osmanlı sarayından dolayı Saray, Saray ovası veya Saray kasabası adı verildi. Bosna’nın tamamen fethedilmesiyle de bu bölgede Bosna Sancağı kuruldu (1463).

Tarihi Sırbistan topraklarının Osmanlı Devleti’ne katılması 14. asırda başlamış 15. asrın ortalarında tamamlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Sırbistan Prensliği’yle 1364 yılında yaptığı Sırpsındığı Muharebesi ve 1389 yılındaki I. Kosova Muharebesi Sırpları zayıflatmış ve Sırp topraklarının büyük oranda fethedilmesine sebep olmuştu. Daha sonra 1402 yılında kurulan Sırp Despotluğu, 1456’da Belgrad’ın Osmanlı devleti tarafından fethiyle yıkılmıştır.  

Sırpların büyük bir kısmı 16. asrın başlarından itibaren 300 yıl Osmanlı Devleti vatandaşı olarak yaşamışlardır. Bunlardan devşirme usûlüyle devletin yüksek kademelerine ulaşmış birçok devlet adamı mevcuttur. Meselâ, önce Kaptan-ı Derya olan, sonra da 14 yıl sadrazamlık yapan meşhur Sokollu Mehmet Paşa  bunlardan biridir. 

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 2173
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı