"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğru İslâmiyet’in esasları ve Müslümanların hali (2)

03 Aralık 2019, Salı

İSLÂMİYETİN ADALET, HÜRRİYET HUKUK KONUSUNDAKİ BAZI DEĞERLERİ:

Adalet, Ahkâmın iki esası: Şeriat ona müessestir (üzerine bina edilmiştir), demokrasi, din-i hak, doğruluk, haksızlara, hürriyet ve hukuk, imtizâc-ı efkâr (fikirlerin kaynaşması), kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakçı bıraktıran, mârifetin şuâ-ı elektriğiyle (elektrik ışını) olur.” Meşrûtiyet, meşveret-i şer’iye, şe’ni (gereği, özelliği) mazlumları da zelil etmeyen, zâlimlere tezellül etmemek, zâlimlere zillet göstermemek, “zarara kendi rızası ile girene merhamet edilmez” kaidesinin madenidir.

İSLÂMİYETİN ÜMMET VE MANEVÎ HAYAT İÇİN BAZI DEĞERLERİ:

Arştan gelmiş bir zincir-i nuranî, Kâbe-i Mükerreme; Kâbe-i saadet, kırılmaz ve kopmaz bir urvetü’l-vüska, levnin (rengin) manzarası, mağlûp olmaz bir kudsî kale, Medine-i medeniyet-i münevveresi, (Nurlu Medeni şehri), Mekke-i Mükerreme, mesâkinin sığınağı (miskinler), meşveret, olumsuz gibi görülen halleri olumlu hale getiren, saadet-i beşeriye (insanlık saadeti), sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde (toplum hayatında) ukde-i hayatiyesidir (hayat düğümüdür). Sulh-u umumî dairesini temin eden (dünya barışı içerisinde), şahs-ı manevî, şehamet (kahramanlık (mutlak güzellik ve hayırdır)” Şu insâniyetten siyah lekesini izâle eden, muaddildir (adaletlidir), şûrâ, tahammül etmek, tahkik, tahrip, tahsil, tekâsül (tembellikten) olan tevekkülden sakındıran, temyiz eden; terakki (gelişme) içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Terk-i iltizâm-ı nefis; (nefsin heveslerini), yalan söylememek, zeminin yüzünü temiz ve insanın yüzünü ak eden.

Bu tesbitlerden sonra şu değerlendirmemizi de yapalım:

İslâmiyetin maksadı ve hedefi, zemin yüzündeki pisliği ve insanlığın dünya üzerindeki kara lekelerini kaldırmasıydı! Elbette ki kaldırdı da! Şeriat, hüsn-ü hakikî ve hayr-ı mahzdır. (Mutlak güzellik ve hayırdır.) Özellikle toplum hayatı ve siyasetin en önde gelen değeri olan “demokrasi”ye kattığı değerdir. Bu konuda İslâmiyet; “muhalefet” anlayışının, hakperestlik, fikre saygı, problemleri meşveretle çözmeyi ve uzlaşmayı ön görmüş ve sağlamıştır. Bu konudaki esası: “İhtilâftan bazen istifade olunur” gerçeğidir.

İslâmiyet geldiği andan itibaren, adalet ve eşitliği insanlığa hediye etmiş, en vahşî suretteki diktatörlük anlayışını hürriyete yol açacak şekilde değiştirmiştir. Çoklu evlenme, kölelik gibi konular bunun en bariz örnekleridir.

Umum âlemi yutacak, birleştirecek, besleyecek, tatmin edecek, ışıklandıracak bir istidadda olan hakikî İslâmiyeti, dünyevî ve dar kalıplarla değerlendirmeye tabi tutmak, fakir, miskin ve mutaassıpların malı gibi göstermeye çalışmak veya görmek İslâmiyete de, ona inananlara da en büyük haksızlıktır.

İstikbale ait ümidimiz odur ki; Uyanan insanlık, kâinatı bütünüyle kucaklayan İslâmiyete hak ettiği değeri verecek bu dinin hakikatlerini elde etmek için gereken anlayış ve sahiplenmeyi gösterecektir.

Çünkü ahir zaman hadiselerinin dehşetiyle uyanan insaniyetin önündeki tek şans dinsiz bir insan ve milletin yaşayamayacağı gerçeğidir.

Ümmetin hak bildiği konularda fikir birliğini sağlaması çok kuvvetli bir delildir. Çoğunluğun görüşü ve reyi dinde “bir esastır” dikkate alınır. Ama bu çoğunluğun her zaman “doğru” olduğunu göstermez.

Âlem-i İslâmın kalbine girmiş olan yeis ve ümitsizlik Müslümanlar ve insanlık için en dehşetli bir hastalıktır. Yeis ve ümitsizliğin kaynağı, acizliktir. Gelişmeye engeldir. Bunun aşılması lâzımdır. O zaman ümitle yeşeren İslâmî faaliyetler istikbalin en büyük güven kaynağı olacaktır.

Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mâni ve muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir.

Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb (kınama azarlama) ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, Hüdâya (Hakka) tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin.

Cenab-ı Hak fitne ve fesadın yol bulup yaygınlaştığı bu zamanda bizleri İslâmiyetin ulvî hakikatlerinden ayırmasın. Amin. Cüz’î irademizi kendi küllî iradesine uyduracak hal, fiil, idrak, basiret ve feraseti bizlere bahşetmesi dilek ve temennisiyle. 

Kaynak: (Risale-i Nur Külliyatı’ndan; Münâzarât, Hutbe-i Şamiye, Muhakemat)

Okunma Sayısı: 678
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı