"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin genleri değişiyor

Ömer Faruk ÖZAYDIN
20 Mart 2022, Pazar
Bediüzzaman; “Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm’dır.”1 diyordu fakat, “şimdilik” kaydını düşerek...

Evet, bu dört parti (cereyan) geçen asrı kendisiyle meşgul etmiş, kitleler milliyetçi, halkçı, dinci ve demokrat olarak bu partilere taraf olmuştu.

Meşrutiyetle ortaya çıkan bu cereyanlar Cumhuriyetle tek partiye dönmüş, 28 sene icraatlarıyla da milleti devletten küstürmüş, millet elini ayağını çekmişti siyasetten.

Çok partili hayata geçtikten sonra Demokratların sahneye çıkmasıyla ezanın aslına çevrilmesi, köylünün gerçekten milletin efendisi olması, fabrikalarla istihdam sağlanması, Risale-i Nurlar’ın intişarı gibi hizmetlerle nefes alınması, Halkçı-Demokrat ayrımını getirmişti. Bilahare Demokrat Partiden çıkan ırkçı ve dinci partilerle kare tamamlanmıştı. 

12 Eylül’ün bütün partileri kıyıma uğratmasıyla dengeler sarsılmış, hatlar arası geçişkenliğe zemin hazırlanmıştı. Darbeciler ANAP’la dört eğilimi bir araya getirerek, vesayetle cereyanları birbirine karıştırmıştı. Bütün bu karmaşaya rağmen demokratlar iktidara gelmişse de 28 Şubat, olan dengeleri de alt üst ederek yine dört eğilimi içine alan AKP’yi doğurmuştu.

Epey bir müddet halkın vazgeçilmez teveccühünü kazanan AKP, her yeri darma duman edip özellikle 15/20 Temmuz sürecinde hapishaneleri doldurmaya, hukuk ve adaleti rafa kaldırıp suçlu/ suçsuz biat etmeyenleri kıyıma uğratıp, nitelikli insanlar yurt dışına göç ettirmeye başlayınca millet uyanmaya, toz konduramadığı AKP’de neler oluyor, demeye başladı. Süreç çok ağır işlese de sorgulayan, iz süren, dünya gerçekliliğinden hadiselere bakan aydın, demokrat yüzler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. 

15 Temmuz’un o puslu havasında “hain”liğe odaklanan siyasetçiler malum yafta ile damgalanmamak için iktidarın zulmüne çok fazla ses çıkaramıyordu. Bu siyaset, aynı zamanda devlet refleksine dönmüştü ki, AKP’nin parti devleti olduğunu da resmediyordu.

Bu süreçte MHP kurultayının manipüle edilip Meral Akşener’in parti başkanlığına, tâ tepelerden mâni olunmasıyla yeni parti kurarak muhalefetin toparlanmasına ve AKP’nin yıkılmaz imajını da sarsmıştı. Böylelikle sadece CHP üzerinden sağ cenahtan oy alma saltanatı da yıkılmış oluyordu. Bu kelebek etkisi, AKP’den ayrılan, Gül, Babacan, Davutoğlu’nun parti kurmasını netice vermişti.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi yüzde 50 artı 1’le Cumhur ittifakını (AKP, MHP, BBP), muhalefet de toparlanıp millet ittifakını getirdi.

İTTİFAKLAR DÖNEMİ

Önce 31 Mart Belediye seçimlerinde CHP ve İYİ parti Millet İttifakı’nın temelleri atılıp bir çok büyükşehir belediye başkanlığını elde edince iktidarın uykuları kaçtı. Yapmadıkları karalama, darp, terörize etme, kimlik siyaseti vs. kalmadı neredeyse. 

Buna rağmen her atakta kontratak yiyerek kendi kalelerinde gol oldu. Bu arada AKP’den ayrılan partiler de üzerlerinden ürkekliği atarak Millet İttifakı’na katıldılar.

Altı parti bir araya gelip ortak bir metinde mutabakata vardılar. Bu ucube sistemin memlekete getirdiği sosyo-ekonomik tahribat, zulüm ve adaletsizlikler, dış politikadaki gel-gitler, kimlik siyaseti gibi yüzlerce tükenmişliğe karşı siyasi kimliklerini bir yana bırakıp, bu yangını söndürmek için kolları sıvadılar. 

Hâlbuki her biri ayrı bir siyasî gelenekten gelmiş, belki yıllarca birbirlerini kıyasıya tenkid etmişlerdi.

Yani dört cereyan memlekete demokrasi getirmek, parlamenter sisteme geri dönmek için bir araya gelseler de aslında Kılıçdaroğlu’nun başlattığı bir nevi geçmişle de helalleşmek görüntüsü sergiliyorlar. Demokrat Parti’yi bir kenara bırakacak olursak (zaten bu değerler için var) 3 parti Milli Görüş geleneğinden gelmesine rağmen demokratlığa yanaştılar.

Demokrasi beşiği Avrupa 1945’ten bu beri tek parti iktidarına izin vermiyor. Gelen hükûmetler ya ikili ya üçlü ya da dörtlü. Böylelikle kalkınmış krizden, kavgadan uzak, AB ile de sınırları kaldırarak bir barış kıtasına çevirdiler Avrupa’yı. 

Gelinen noktada; bu millet artık tek başına bir partiye bütün yetkileri vermeyecek, AB ile entegre olmaya, demokrasi kriterlerini yerine getirmeye mecbur ki, ittifak da bu yolda.

Dipnot:

1- Emirdağ Lâhikası 

Okunma Sayısı: 1706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    20.3.2022 23:42:10

    Evet, Turkiye siyaseti bundan sonra iki temel akıp temelknde şekilleniyor. Biri demokrasi, adalet, insan hakları gibi, İslâmi ve insanı değerleri savunanlar, diğeri ise her türlü kötülüğün anası olan, istibdat ve baskı ile devleti ele geçirip, Tahakküm ile idare tarzını tercih eden zihniyet. Aslında bu zihniyet 1950 öncesi milli şef, ebedi şef dönemini temsil ediyor. Türkiye ye bu sistemini yeniden ikame etmeye çalışan cumhur ittifakıdır. Millet ittifakı da hiç şüphe yok ki DEMOKRASİ cephesinde. Diğer detaylar teferruat hükmünde dir. Chp ve akp nin isminlerine takılmadan durdugu yere göre değerlendirmek en gerçekci olanıdır.

  • Abdullah Tunç

    20.3.2022 17:30:55

    Partileri milliyeyçi,halkçı dinci ve demokrat diye ayırmak doğru değil.Dört ana düşünce var.Millet partisi,halk partisi,demok rat ve ittihad'ı islam parti si.İttihad-ı İslam partisi, Üstad zamanında olmadı ğı gibi,bugün de böyle bir parti yoktur.Dün de,bugün de potansiyel bir düşünce olarak Nur talebelerinde var.Halk partisi,ana muha lefet olarak duruyor.De mokrat yerinde,yer alıyor. Akp,İyi parti,deva,gelecek ve saadet partileri millet partisinin versiyonlarıdır. İttihad-ı İslam partisini dü şünce olarak Nurcular temsil ediyor.Bu taksima tı birbirine karıştırmamak lazım.Senelerce,milli görü şçular,diyer ismiyle siya sal islamcılar;yanlış olarak ittihad-ı islam par tisi,akımı olarak değerlen dirildi.Halbu ki hiç alakası yok.Zaman ve hadiseler bunu ispat etti.İnşaallah bundan sonra,siyasal is lamcıların tuzağına düşül mez.

  • S.topuz

    20.3.2022 06:42:19

    Demokrat Pardi ve DEMOKRASİ 'nin isminden bile korkan DEMOKRASİ muhalifleri ve mugayirleri, (Tek ADAM SEVDALILARI) ,ister medyada ,ister açık oturumlarda veya mitinglerinde kesinlikle DEMOKRATLARDAN bir tek KELAM etmeye bile korkuyorlar! Çünkü milleti, çeşitli hile ve hıdalarla öyle bir şaşırttılar,korkuttular ve UYUTTULAR ki, kim gerçek DEMOKRAT ,kim ÇAKMA, vatandaşın AYIRABILECEK MECALİ ve BASİRETİ kalmadı.20 senedir (40 sene de denilebilir) uzuuunca bir KIŞ UYKUSUNA YATIRILDI. TEKRAR MİLLETİN Uyanmasından çok çok KORKUYORLAR. Aman dikkatli ve CESUR olun ve SESİNİZ daha GÜR çıksın da vatandaş derin uykudan uyansın artık! ALLAH C.C yar ve yardımcımız olsun inşaallah.

  • said yazar

    20.3.2022 04:48:32

    Harika Bir yazı olmuş, Tebrikler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı