"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sıkıntılı günler

Raşit YÜCEL
31 Ocak 2024, Çarşamba
Aslında günlerin hiçbir kabahati yoktur. Günleri yaşatan insanların zalimlikleridir. İşte o günlerin yaşandığı günlerden biri idi. Yıl 1932. 29 ocakta okunan o ‘şarkı’nın adı idi. Yani, ezan diye okunan bir sesin bütün ülke sathında okutulan sevimsiz sesi idi. Bu ses on sekiz yıl ülke minarelerinden okutuldu, hem de devlet eli ile.

Bediüzzaman hazretleri o yıllarda mecburi ikamet suretiyle Barla nahiyesinde idi. Ezanı asli şekli ile kendisi veya talebelerine okutur, öyle namaza başlarmış. Sadece ezan değil, o yıllarda hilafet kaldırılmış, dini eğitim yasaklanmış, bir çok cami ve mescid satılmış, pekçok ehli ilim ve ehli iman dar ağaçlarında sallandırılmıştır.

Ülkenin manevi kimyasını bozmuşlar, Lozan’da alınan kararlar bir bir yürürlüğe konulmuştur. Bu yanlışlara söz söyleyen ve yan bakanlar hâlâ mahkemeler ve hapishanelerde keyfi muameleye tabi tutulmaktadır. Onca yıl geçtiği halde bu umdelerin bir çoğu kanun ile korunmakta ve cezai işleme tabi tutulmaktadır.

Hindistan’da, malum bildiğimiz inekler hâlâ bir inanış ile kutsal olarak kabul edilmekte, kimse bu masum hayvanlara dokunmamaktadırlar. Bir vatandaşımız bir vesile ile Hindistan’a gittiğinde otomobilde, yol üzerine oturmuş yolu kapatan ineklerden geçmek için inekleri hayli bir zaman beklemek durumunda kalmış.

Bu manasız inanışa Türk arkadaşı şöyle cevap vermiş: “Sizdeki inekler zamanla kalkar. Bizde öyle inekler var ki yıllarca yerinden kalkmıyorlar” diyerek, kanun ile korunan şahısları ve yersiz yasakları dile getirmiş.

Milletin bu makus yasaklarının bir kısmını 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti ortadan kaldırmıştır.

Avrupa’nın bozuk kısmının bize dayattığı, ülkenin maddi kayıplarından daha zararlı halleri başımıza getirmişlerdir. Bu anlamsız halleri, her iktidara gelen insanlar kullanmış ve kullanmaktadırlar.

Bu yüzden, musibet ve felaketler başımızdan hiç eksik olmamaktadır. Şu yaşadığımız kış günlerinin soğuklarından daha dehşetli soğuklar ile hayatımız devam etmektedir.

Birçok insan bunları bildiği ve kabul ettiği halde, hâlâ sevmediği ve nefret ettiği, korunan insanların üzerinden siyaset yapmaya devam etmektedir. Ama nereye kadar? Cesur ve aklı selim insanların artık bu gidişe dur demeleri gerekiyor. O da, tam demokratik bir anayasa ve doğru kanun hakimiyetinden geçiyor. İnşallah bize bunları görmek pahalıya mal olmaz.

Okunma Sayısı: 2740
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Arda Yıldız

    31.1.2024 10:31:15

    Raşit abi kaleminize sağlık. Maalesef kemalistler tek parti ve tek adam rejimininin demokrasiye zıt olduğunu idrak edemiyorlar. Erdoğan'ın tek adamlığını demokrasi açısından dert etmiyorlar. Tek adam kemalist olursa sorun yok yani. Bu anlayış ile nasıl sibil bir anayasa yapılacak bilmiyorum. Allah kerim..

  • S.topuz

    31.1.2024 04:00:45

    ..."Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlahiyeye iltica edip feryad etmek gerektir. Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmanîdir. Nasılki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki: Zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunane dönerler. Öyle de çok zahirî musibetler var ki; İlahî birer ihtar, birer ikazdır ve bir kısmı keffaretü'z-zünubdur ve bir kısmı gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve za'fını bildirerek bir nevi huzur vermektir."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Lemalar - 11

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı