Elhamdülillah, mevsimlerin haşmetli yıldızı olan bahara kavuştuk. Yüz binlerce nebatatın, Rabbimizin emriyle bu seneye mahsus elbiseleriyle yeniden canlandığı ve vücut bulduğu bu bahar mevsimi adeta bir bayramdır…
Bayramlarda âdettendir; insanlar birbirini ziyaret eder, ikramlarda bulunur. Ehl-i tefekkür olan ehl-i iman da bu şaşaalı bahar mevsiminde, mahlûkatın bu bayramında onları ziyaret etmeli, tefekkür-ü imaniyede bulunabilmelidir…
Bahar mevsimi, imanın en mühim rükünlerinden biri olan haşrin ve yeniden dirilişin en kuvvetli delillerinden, en açık ispat sayfalarından biridir…
Yeniden hayat bulmayı, yeniden vücuda gelmeyi ve aynen veya misliyle elbiseler giymeyi Cenab-ı Hak, baharda diriltilen mahlûkatın diliyle ve hâliyle bütün insanlığa ders vermektedir…
Baharın tefekkür ve ikazlarla dolu derslerinden hepimiz istifade edebilmeliyiz. Bir çiçek, bir dal, bir ağaç gövdesi, bir meyve bizlere neler anlatıyor; ne gibi dersler veriyor, farkına varabilmeli ve idrak edebilmeliyiz…
Baharın en büyük ikazı ve haberi ise, bu fânî âlemden geçip bâkî bir âleme gideceğimizi ve orada, o âlemin şartlarına uygun olarak yeniden dirileceğimizi bizlere haber vermesidir…
Demek ki baharın verdiği bu dersler ve ikazlarla; ölümün varlığını, ölümden sonra dirilmeyi ve bâkî bir âlemde ebedî olarak yaşamayı anlayabilmeliyiz…
Bu kadar çok çeşit mahlûkatın baharla birlikte yeniden hayat bulmaları ve varlıklarını göstermeleri, muhakkak surette bâkî ve ebedî âlemlerin varlığına kuvvetli bir işarettir…
İnsan vücudundaki senelik yenilenmeler de baharın gösterdiği bu dirilişle birlikte mütalaa edilmeli ve insan, bunu hayatı boyunca haşrin en büyük alâmetlerinden biri olarak kendine ders vermelidir…
Haşre iman ve bu imanın tefekkür yoluyla kazandırdığı tahkikî iman, insan için sarsılmaz ve bâkî bir hayatın en kuvvetli delilidir. Bu delil o kadar açıktır ki Cenab-ı Hak her bahar mevsiminde yüz binler delili insanın gözleri önüne serer, idrakine sunar…
Bizler de bu bahar mevsimini bir fırsat bilerek, elimizden geldiği kadar bizi taklidî imandan tahkikî imana çıkaracak tefekkür-ü imaniyeye muvaffak olabilmeliyiz…