"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lezzet ve haz yeter

29 Mart 2020, Pazar 00:04
Ehl-i iman olmanın, mü’min olmanın, Müslüman olmanın, beşeriyet içerisinde adı insan olmaktır.

Daha doğrusu insanlığın içerisinde insan olmaktır. İnsan olmak, insanlık Allah’ın kulu olmakla başlar ve O’nun emir ve yasaklarına uymakla devam eder. Ve tâ ki O’nun lütfu ihsanıyla kazanılmış olarak biter. Ebedi saadet âlemlerinde devam edip gider.

İnsan olmanın en önemli basamağı ve göstergesi sevinmektir. Sevilmektir.    Sevdirebilmektir. İnsan kalbinin tamamının insanın isteğiyle, candan, ciğerden, halden, hatırdan doldurucusu sevgidir. Muhabbettir. Eğer sevgi kalbi tamamen kaplarsa daha oraya kin, garaz, hased, düşmanlık/adavet giremez. Zaten bunlardan birisi kalbin içine girmiş ve yuvarlanmış ise sevgi o kalbde zor bulunur ya da zor barınır.

Bediüzzaman’ın dilinde: “Adavet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar. İkisi mânâ-yı hakikisinde olarak beraber cem olamazlar.” (Mektubat) Öyleyse kalplerimiz ya aydınlık, nurlu, parıl parıl olacak, ya da karanlık, kapkaranlık, zulmet içinde bulunacaktır.  Dinen, ilmen, fiziken ikisinin bir ve beraber olarak bir arada bulunabilmeleri mümkün gözükmüyor ve olamıyor.

Her cemaatin, her toplumun, her grubun bir özelliği, bariz vasfı, öne çıkmış bir marifetli fiili vardır. Risale-i Nur talebelerinin de en bariz, en öne çıkmış, en iyi vasıfları ve marifetli fiilleri muhabbet fedaileri olmalarıdır. Bundandır ki, “Biz muhabbet fedaileriyiz. Husûmete vaktimiz yoktur…” (Hutbe-i Şamiye)

Çünkü neden düşmanlığa/husûmete, hasımlığa vaktimiz olmuyor; husûmette fenalık var. Hasımlıkta, düşmanlıkta kötülük var. Faydasızlık ve zarar var. İyilik yok. Güzellik yok. Fayda yok… Elbette ki, işi marifeti, fiilleri yüzde doksan imanını kurtarmak, tahkiki imanı elde etmek, başkalarının imanının kurtarmaya yardımcı olmak, kâinatta en sahip çıkılacak şeyin sevmek, sevilmek ve sevdirmek olduğunu bilmek husumete, düşmanlığa yer ve vakit bırakmıyor.

Zaten âlicenap, münevver ruhlar ancak sevmekle ve iyilik yapmakla mütelezziz olurlar, lezzet ve hazzı hayatlarında devamlı hissederler. Onlar için acı ve elem ancak Allah için sevdiklerinin acıları ve elemleridir.

Özellikle de bu kudsi nur hizmetinde hademeliğe, hizmetkârlığa soyunan bu âlicenap ruhlar ve kalpler; bu kudsi hizmete zarar gelmesin diye beraber oldukları kardeşlerini daima kucaklarlar ve kendilerini kucaklamaya mecbur bilirler. Onlara kudsi iman hizmetinden aldıkları zevk, lezzet ve haz yeter.

Okunma Sayısı: 993
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı