"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayasofya, beş yüz sene devam eden kudsî vaziyetine çevrilmeli

Risale-i Nur'dan
14 Temmuz 2020, Salı
İslâmiyetin bir kanun-u esasîsi olan, hadis-i şerifte “Seyyidü’l-kavmi hâdimühüm”, yani “Memuriyet, emirlik ise, reislik değil, millete bir hizmetkârlıktır.”

Demokratlık, hürriyet-i vicdan, İslâmiyetin bu kanun-u esasîsine dayanabilir. Çünkü kuvvet kanunda olmazsa şahsa geçer. İstibdad, mutlak keyfî olur.

Millet Partisi ise: Eğer İttihad-ı İslâm’daki esas olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezc olmuş bir millet olsa, o Demokratın manasındadır, dindar Demokratlara iltihak etmeye mecbur olur. Frenk illeti tabir ettiğimiz ırkçılık, unsurculuk fikriyle Avrupa, âlem-i İslâm’ı parçalamak için içimize bu frenk illetini aşılamış. Fakat bu hastalık ve fikir, gayet zevkli ve cazibedar bir halet-i ruhiye verdiği için, pek çok zararları ve tehlikeleriyle beraber, zevk hatırı için her millet cüz’î-küllî bu fikre iştiyak gösteriyorlar.

Şimdiki terbiye-i İslâmiyenin za’fiyetiyle ve terbiye-i medeniyenin galebesiyle ekseriyet kazanarak başına geçerse, ekseriyet teşkil etmeyen ve ancak yüzde otuzu hakikî Türk olan ve yüzde yetmişi başka unsurlardan olanlar, hem hakikî Türklerin, hem hâkimiyet-i İslâmiyenin aleyhine cephe almaya mecbur olacaklar. Çünkü İslâmiyetin bir kanun-u esasîsi olan bu ayet-i kerime, “Velâ teziru vâziratun vizra uhrâ”dır. [En’am Sûresi: 164] Yani “Birisinin günahıyla başkası muahaze ve mesul olmaz.” Halbuki ırkçılık damarıyla, bir adamın cinayetiyle masum bir kardeşini, belki de akrabasını, belki de aşiretinin efradını öldürmekte kendini haklı zanneder. O vakit hakiki adalet yapılmadığı gibi, şiddetli bir zulüm de yol bulur. Çünkü “Bir masumun hakkı, yüz caniye feda edilmez” diye İslâmiyetin bir kanun-u esasîsidir. Bu ise çok ehemmiyetli bir mesele-i vataniyedir. Ve hâkimiyet-i İslâmiyeye büyük bir tehlikedir.

Madem hakikat budur, ey dindar ve dine hürmetkâr Demokratlar, siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve mânevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-ı İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa, sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip Halkçılar ırkçılığı elde edip tam sizi mağlûp etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmiyet namına telâş ediyorum.

HÂŞİYE: Eskilerin lüzumsuz keyfî kanunları ve sû-i istimalleri neticesiyle, belki de tahrikleriyle zuhur eden Ticânî meselesini ve ağır cezalarını dindar Demokratlara yüklememek ve âlem-i İslâm nazarında Demokratları düşürmemenin çare-i yegânesi kendimce böyle düşünüyorum:

Nasıl ezan-ı Muhammediyenin (asm) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi, öyle de, Ayasofya’yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. Ve âlem-i İslâm’da çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâm’ın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, bu yirmi sene mahkemeler bir muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraetine karar verdikleri Risale-i Nur’un resmen serbestiyetini dindar Demokratlar ilân etmelidirler. Tâ, bu yaraya bir merhem vurmalı. O vakit âlem-i İslâm’ın teveccühünü kazandıkları gibi, başkalarının zalimâne kabahati de onlara yüklenmez fikrindeyim. Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki gün baktım ve bunu yazdım.

Said Nursî

Emirdağ Lâhikası-II, 318. mektup, s. 492

LÛ­GAT­ÇE:

hüsn-ü teveccüh: İyi karşılanmak, sevgi ve alâka görmek.

ihtimal-i kavî: Kuvvetli ihtimal.

istibdad: Zulüm ve baskı, kanun dışı ve keyfî idare.

ittihad-ı İslâm: İslâm birliği.

kanun-u esasî: Temel kanun, anayasa.

mezc olmak: Bir şeyin başka bir şeye katılarak karışması.

nokta-i istinad: Dayanak noktası.

Ticânî meselesi: Kuzey Afrika’da, Hicrî 1200 tarihlerinde Ahmed Ticânî tarafından kurulan Sünnî bir tarikata mensup olduklarını iddia eden bir grubun 1950’li yıllarda Mustafa Kemal’in heykellerine saldırması.

vaziyet-i kudsiye: Mukaddes ve yüce vaziyet.

Okunma Sayısı: 2070
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk çalık

    14.7.2020 20:44:54

    Demokratlardan öyle anlaşılıyor ki Üstadımız büyük beklenti içinde. Millet partisinin durumu ve atıf yaptığı ayet nazara alındığında demokratların mesuliyeti artıyor. Umarım en kısa zamanda üstadımızın ifade buyurduğu vazifeleri hakkıyla eda ederler...

  • Veli Kul

    14.7.2020 08:39:36

    Ayasofyan'in duvarlara yapilmis (fresk) denen resimleri mutlak surette Fatih Sultan Mehmed Han'in emriyle muhafaza ve sütreye/örtülerek korunmaya alinmistir. Zaten öyle olmasa o resimler/freskler coktan kaybolmustu. Yani bu resimler/fresler yine örtülme ile muhafaza altina alinip VAKFEDEN SULTANIN IRADESI dogrultusunda ibadete acilmalidir. Putlarin, heykellerin Caminin icinde yeri yok MISAL KABE-I MUAZZAMA PUTLARIN TEMIZLENMESI! Efendim Putin istemis, Trump arzu etmis diye bir BAHANENIN VAKFIYEYE MÜDAHELESI DÜSÜNÜLEMEZ.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı