"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstadın mezheplere meşrutî yaklaşımı

Ali Demir
16 Temmuz 2026, Perşembe
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatında yaşadığı birçok değişik hadiselere ve muhatap olduğu suallere, kâinat kitabını okuyarak cevap verdiği meşhurdur. Said Nursî Hazretlerinin Risalelerdeki yaptığı bir kısım izahlar veya sosyal olaylara getirdiği açıklamaları da kâinat kitabından alınan örneklemelerle izah etmiştir.

Üstadın hayatında yaşanmış ilginç olaylardan bir tanesi, Tarihçe-i Hayat’ında anlatılan ve Üstadın Tillo kazasına gençliğinde gittiği yıllarda meşhur bir türbede kaldığı zamanlar kardeşinin getirmiş olduğu çorbanın tanelerini karıncaları vermesi üzerine, onu görenlerin ve haline bir mana veremeyenlerce, neden çorbanın tanelerini karıncaları verip suyunu ekmekle kendisinin yediğini merak edenlerin sorularına karşı,  enteresan bir ifade ile karşılık verir ve bu karınca milletinin cumhuriyetçi olduklarından ifade manasında, “Bunlarda hayat-ı içtimaiyeye mâlikiyet ve fevkalâde vazifeşinaslık ve çalışma bulunduğunu müşahede ettiğim için, cumhuriyetperverliklerine mükâfaten kendilerine muavenet etmek istiyorum” der.1

Üstad bu hadisede Allah’ın yarattığı bir mahlukun yaşantı tarzından, insanların sosyal hayatları hakkında bir  hüküm ile bağlantı kurmuş ve hayatıyla fiilen  dindar ve cumhuriyetçi olduğunu göstermiştir.

Risale-i Nur’da dikkat çeken ve insanlar hayrette bırakan birçok hadise ve bahis olduğu gibi, bizleri de hayrette bırakan ve dikkatimizi çeken, fıkıhla ilgili bir sualin cevabında, meşrutiyetle ilişkilendirilmesi, ancak Bediüzzaman Hazretlerine has bir tarz olsa gerektir.

“İçtihad Risalesi” Hatimesi’nde mezhepler hakkındaki bir suale karşı Üstadın vermiş olduğu cevap dikkat çekici ve aynı zamanda ikna edicidir. 

İnsanların kafasını kurcalayan sorulardan birisi “Hak bir olur. Nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?” şeklindedir. Soru basit gibi görünse de insanların merakını celbetmiş ve günümüzde de celbetmeye devam etmektedir. “Mezhepler niçin tek değil de birden fazladır? Farklı mezheplerde aynı hakikat, aynı amel ve fiil farklı hükümler aldığı halde nasıl hak olabilir?” gibi suallere karşı Anadolu’da en fazla yaygın olarak imtisal edilen Şâfî ve Hanefî mezheplerini kıyaslayarak cevap vermiştir. Bu sualin cevabının detayını 27. Söze havale ederek, Üstad Hazretlerinin bu kıyaslamada yine sosyal, içtimaî yapı ve işleyiş üzerinden izahat yaptığı görülmektedir. 

Şâfî mezhebine mensup insanların genellikle kırsal kesimlerde yaşadığını, Hanefîlerin ise, geçmiş dönemlerde devletlerin de resmî mezhebi olması hasebiyle şehirlerde yaşadıklarından bahsederek, Hanefîlerin devlet nezdindeki işlerini temsilci vasıtasıyla yürüttüklerini, Şâfîlerin ise kendi işlerini doğrudan doğruya şahıs olarak takip ettiklerini izah sadedinde, özellikle Hanefîler için:

 “İmam-ı A’zam’a ittiba edenler ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, [...] medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan, bir cemaat bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum, kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden,”2 olduğunu beyan eder ve dolayısıyla Şâfîlerin imam arkasında Fatiha okuduklarını, Hanefîlerin imam arkasında Fatiha okumaya gerek duymadıklarını ve içlerinden seçtikleri İmam vasıtasıyla marziyatlarını kâinatın Halık’ı Cenab-ı Hakk’a arz etmek manasında imam’a uyarak Fatiha okumadıklarından bahseder.

Bediüzzamanın böyle dinî ve fıkhî bir hükmü izahında hadiseyi akla yaklaştırmak için yaşanan sosyal hayat üzerinden benzetme yaparak ve hasseten “Meşrutiyet kanunuyla”3  izah etmesi oldukça manidardır. Ve Üstadın “Ben dindar bir cumhuriyetçiyim” sözünde ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

Dipnotlar:

1- Tarihçe-i Hayat, s. 50.

2- Sözler, s. 548.

3- ESDE, Münazarat, s. 159.

Okunma Sayısı: 174
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı