"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her dertlinin ahını işiten bir Semî’ ve Mucîb var

Risale-i Nur'dan
14 Temmuz 2026, Salı
(Dünden devam)

Hem “Madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlâblarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet Rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden ve ihtiyârî olan daavat-ı insaniyenin, hususan havasların ve nebîlerin dualarının on adetten altı yedisi hilâf-ı âdet makbul olmasından kat’î anlaşılıyor ki, her dertlinin ahını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semî’ ve Mucîb, perde arkasında var. Bakar ki; en küçük bir zîhayatın en küçük bir ihtiyacını görür. Ve en gizli bir ahını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder. Elbette ve her halde, hiçbir şüphe ihtimali kalmaz ki, mahlûkların en ehemmiyetlisi olan nev-i insanın en ehemmiyetli ve umumî ve umum kâinatı ve umum esma ve sıfât-ı İlâhiyeyi alâkadar eden beka-i uhreviyeye ait dualarını içine alan ve nev-i insanın güneşleri ve yıldızları ve kumandanları olan bütün peygamberleri arkasına alıp, onlara duasına ‘Âmin, âmin’ dedirten ve ümmetinden her gün her ferd-i mütedeyyin hiç olmazsa kaç defa ona salâvat getirmekle onun duasına ‘Âmin, âmin’ diyen ve belki bütün mahlûkat o duasına iştirak ederek ‘Evet, yâ Rabbena, istediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz’ diyorlar. Bütün bu reddedilmez şerâit altında, beka-i uhrevî ve saadet-i ebediye için, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın haşrin hadsiz esbab-ı mucibesinden yalnız tek duası, Cennetin vücuduna ve baharın icadı kadar kudretine kolay olan ahiretin icadına kâfi bir sebeptir” diye Mucîb ve Semî’ ve Rahîm isimleri bizim sualimize cevap veriyorlar.

Şualar, 11. Şua, 7. Mesele, s. 235

LUGATÇE:

beka-i uhreviye: ahiretteki sonsuzluk.

daavat-ı insaniye: insanın yapmış olduğu dualar.

dest-i gaybî: görünmez el.

esbab-ı mucibe: gerektiren sebepler.

ferd-i mütedeyyin: dindar şahıs, inanan kişi, imanlı ferd.

fıtrî: tabiî, yaratılıştaki, doğuştan olan.

hâcât: hâcetler, ihtiyaçlar.

havas: marifet ve yaşayışça üstün olan, üst tabaka.

hilâf-ı âdet: âdete aykırı.

ihtiyac-ı zarurî: yaşamak için gerekli olan ihtiyaç.

istidad-ı fıtrî: yaratılıştan gelen kabiliyet.

matlâb: arzu, istek.

Mucîb: yarattıklarının dualarına cevap veren, Allah.

nebi: Allah’ın elçisi, habercisi; peygamber, resul.

Semî’: gizli ve açık her şeyi işiten Cenab-ı Hak.

şerâit: şartlar.

zîhayat: hayat sahibi.

Okunma Sayısı: 254
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı