"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur her görenin kalbinde yerleşir

Risale-i Nur'dan
13 Eylül 2020, Pazar
Hadsiz şükür ve hamd ü senâ olsun ki Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, hârikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine inşaallah her görenin kalbinde yerleşir...

Aziz ve Sıddık ve Hâlis Kardeşlerim!

Rabb-i Rahîm’ime hadsiz şükür olsun ki sizin gibileri Ri­saletü’n-Nur’a sahip ve nâşir ve muhafız halk etmiş; benim gibi âciz bir bîçarenin zaif omuzundaki ağır yükü çok hafifleştirmiş.

Kardeşlerim, bu defa üç mektubunuzda birden üç Hulûsî, üç Sabri, üç Hakkı gibi kıymettar dokuz kardeşi gördüm. Hapiste, Abdurrahman’ın pederi yerinde benim elbiselerimi yamalayan Hakkı’nın, ciddî ve hakikatli uhuvvetini ve talebeliğini, tahminimden daha ileri terakki ettiğini bildim, çok mesrur oldum.

Sabri Kardeş!

Beni saran ve bağlayan ağır kayıtlara ehemmiyet vermiyorsun. Halbuki buradaki evhamlı ehl-i dünya benim ile pek fazla meşgul ve alâkadardırlar. Hatta, hatta, hatta… Her ne ise…

Hem benim hakkımda bin derece haddimden ziyade hüsn-ü zan ile kıymet ve makam vermek, yalnız Risale-i Nur namına ve onun hizmeti ve Kur’ân elmaslarının dellâllığı hesabına kabul olabilir. Yoksa hiç ender hiç olan şahsım itibarıyla kabule hakkım yok. Parlak ve çalışkan kalemiyle hem Risaletü’n-Nur’un hem bizim hatıralarımızda çok ehemmiyetli mevki tutan ve yerleşen Hafız Tevfik’in yazdığı Ayetü’l-Kübra Risalesini münasip gördüğünüz zamanda gönderirsiniz. Dokuz sene yazılarıyla mesrurâne ünsiyet eden gözlerim, hasretle o yazıları görmek istiyor.

Kıymettar Hulûsî ve Hakkı Gibi Kardeşlerim!

Hakkı’nın dediği gibi Sabri’nin mektupları aynen onların yerine kabul olmuş; o cihette Hulûsî ile muhabere kesilmemiş, devam ediyor. Hadsiz şükür ve hamd ü senâ olsun ki Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, hârikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannidleri susturur. Bir hıfz-ı gaybî altında düşmanları şaşırtmış; kör gözleri onu görmüyor. İzini bulamadığı halde parlak faaliyetini müşahede ediyorlar. Bu vakit pek ziyade ihtiyat lâzım.

Kastamonu Lahikası, mektup no: 8, s. 37

LÛ­GAT­ÇE:

dellâllık: ilân edicilik, davet edicilik, bir haberi duyurmak için yüksek sesle bağırarak dolaşmak.

evhamlı: her şeyi kurup meraklanan, olmayacak şeyleri büyüten, vehimli, vesveseli.

fütuhat-ı imaniye: imânî hizmetlerde bulunarak, kalpleri fethetmek.

halk etmek: yaratmak.

hârikane: olağanüstü bir şekilde.

hıfz-ı gaybî: gaybî koruma; İlâhî muhafaza.

ihtiyat: bir işin ilerisini düşünerek tedbirli hareket etme.

mesrur: sevinçli, memnun.

muannid: inatçı, ayak direyen.

muhabere: haberleşme.

nâşir: neşreden, yayan, dağıtan.

terakki: ilerleme, gelişme.

uhuvvet: kardeşlik.

ünsiyet: alışkanlık, ülfet, dostluk.

Okunma Sayısı: 1259
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk çalık

    13.9.2020 20:24:02

    İnsan değer verildiği yerden ayrılmak istemez. Gereken vazifeyi ve fedakarlığı yağar. Üstadımızın samimi üslubu ve hitapları o kadar motive edici ki insan ayrılmak istemiyor. Sanırım dinin samimiyet olduğu hadisi de bu noktalara da bakıyor...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı