"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır

Risale-i Nur'dan
03 Eylül 2020, Perşembe

HİLÂFET NEDEN ÂL-İ BEYT’TE TAKARRUR ETMEDİ?

Eğer denilse: “Neden hilâfet-i İslâmiye Âl-i Beyt-i Nebevîde takarrur etmedi? Halbuki en ziyade lâyık ve müstahak onlardı.”

Elcevap: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakaik-ı İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi masum olmalı, veyahut Hulefa-i Raşidîn ve Ömer bin Abdülaziz-i Emevî ve Mehdî-i Abbasî gibi harikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki aldanmasın. Halbuki Mısır’da Âl-i Beyt namına teşekkül eden devlet-i Fatımiye hilâfeti ve Afrika’da Muvahhidîn hükûmeti ve İran’da Safevîler devleti gösteriyor ki saltanat-ı dünyeviye Âl-i Beyte yaramaz; vazife-i asliyesi olan hıfz-ı dini ve hizmet-i İslâmiyet’i onlara unutturur. Halbuki saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir surette İslâmiyet’e ve Kur’ân’a hizmet etmişler.

İşte bak: Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen aktablar, hususan Aktab-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı A’zam olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî; ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, hususan Zeynelabidin ve Cafer-i Sadık –ki her biri, birer manevî mehdî hükmüne geçmiş– manevî zulmü ve zulümatı dağıtıp, envâr-ı Kur’âniyeyi ve hakaik-ı imaniyeyi neşretmişler, cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.

ASR-I SAADETTEKİ DEHŞETLİ KANLI FİTNENİN HİKMETİ NEDİR? 

Eğer denilse: “Mübarek İslâmiyet ve nurânî Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünkü onlar kahra lâyık değil idiler.”

Elcevap: Nasıl ki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her taife-i nebatatın, tohumların, ağaçların istidadlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; her biri kendine mahsus çiçek açar, fıtrî birer vazife başına geçer. Öyle de, Sahabe ve Tabiînin başına gelen fitne dahi çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidadları tahrik edip kamçıladı. “İslâmiyet tehlikededir, yangın var!” diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyet’in hıfzına koşturdu. Her biri kendi istidadına göre camia-i İslâmiyet’in kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadislerin muhafazasına, bir kısmı Şeriatın muhafazasına, bir kısmı hakaik-ı imaniyenin muhafazasına, bir kısmı Kur’ân’ın muhafazasına çalıştı ve hakeza, her bir taife bir hizmete girdi. Vezaif-i İslâmiyet’te hummalı bir surette sa’y ettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktârına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi. Fakat maatteessüf, o güller ve gülistan içinde, ehl-i bid’a fırkalarının dikenleri dahi çıktı.

Güya Dest-i Kudret, celâl ile o asrı çalkaladı, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i ani’l-merkeziye ile, pek çok münevver müçtehidleri ve nurânî muhaddisleri, kudsî hafızları, asfiyaları, aktabları âlem-i İslâm’ın aktârına uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i İslâm’ı heyecana getirip, Kur’ân’ın hazinelerinden istifade için gözlerini açtırdı. 

Mektubat, s. 122-124

LÛ­GAT­ÇE:

Aktab-ı Erbaa: Dört büyük kutub; dört büyük velî (A. Geylânî, Ahmed-i Bedevî, Ahmed-i Rufaî, Seyyid İbrahim Dessukî.)

Âl-i Beyt-i Nebevî: Peygamberimizin ailesi ve soyundan gelenler.

cedd-i emced: En büyük ced, dede.

ehl-i bid’a: Dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan şeyleri dine mal etmeye çalışanlar.

hakaik-ı imaniye: İman hakikatleri.

kuvve-i ani’l-merkeziye: Merkezî güç, kuvvet; merkez kaç kuvveti.

sa’y etmek: Çalışmak.

takarrur etmek: Karar bulmak, yerleşmek.

vezaif-i İslâmiyet: İslâmiyetle ilgili vazifeler.

Okunma Sayısı: 1638
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    4.9.2020 11:44:11

    Allah Üsdat Bediüzzaman hz. ebeden razı olsun. Böyle herkesin izah edemediği meseleleri harika bir sekilde izah ve ispat ederek bu asrın müslümanlarını tehlikekerden kurtararak istikamet yolunu gösteriyor.

  • Cenk çalık

    3.9.2020 14:48:03

    Doğru söze ne denir! Yüzyıllardır müslümanların aklını meşgul eden iki dehşetli sualin rahmet, hakikat, müspet, hizmet ve ahiret gibi pencerelerinden izahatını yapmak herkesin harcı değil. Üstadımız tarihi vetireden getirdiği misallerle de mevzunun anlaşılmasını sağlıyor...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı