"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeytanın, “Allahuekber”le mahvolan desisesi

Risale-i Nur'dan
08 Temmuz 2021, Perşembe
On Üçüncü İşaret

Üç Noktadır.

Birinci Nokta: Şeytanın en büyük bir desisesi, hakaik-ı imaniyenin azameti cihetinde dar kalpli ve kısa akıllı ve kàsır fikirli insanları aldatır, der ki: “Bir tek zat, umum zerrat ve seyyarat ve nücumu ve sair mevcudatı bütün ahvaliyle tedbir-i rububiyetinde çeviriyor, idare ediyor deniliyor. Böyle hadsiz acib, büyük meseleye nasıl inanılabilir? Nasıl kalbe yerleşir? Nasıl fikir kabul edebilir?” der. Acz-i insanî noktasında bir hiss-i inkârî uyandırıyor.

Elcevap: Şeytanın bu desisesini susturan sır “Allahuekber”dir. Ve cevab-ı hakikîsi de, “Allahuekber”dir. Evet, “Allahuekber”in ziyade kesretle şeair-i İslâmiyede tekrarı, bu desiseyi mahvetmek içindir. 

Çünkü insanın âciz kuvveti ve zayıf kudreti ve dar fikri, böyle hadsiz büyük hakikatleri “Allahuekber” nuruyla görüp tasdik ediyor ve “Allahuekber” kuvvetiyle o hakikatleri taşıyor ve “Allahuekber” dairesinde yerleştiriyor ve vesveseye düşen kalbine diyor ki: 

Bu kâinatın gayet muntazamca tedbir ve tedviri bilmüşahede görünüyor. Bunda iki yol var: 

Birinci yol: Mümkündür. Fakat gayet azîmdir ve harikadır. 

Zaten böyle harika bir eser, bir harika sanat ile, çok acib bir yol ile olur. O yol ise, mevcudat, belki zerrat adedince vücudunun şahitleri bulunan bir Zat-ı Ehad ve Samed’in rububiyetiyle ve irade ve kudretiyle olmasıdır.

İkinci yol: Hiçbir cihet-i imkânı olmayan ve imtina derecesinde müşkülâtlı ve hiçbir cihette makul olmayan şirk ve küfür yoludur. Çünkü Yirminci Mektub ve Yirmi İkinci Söz gibi çok risalelerde gayet kat’î ispat edildiği üzere, o vakit kâinatın her bir mevcudunda ve hatta her bir zerresinde bir ulûhiyet-i mutlaka ve bir ilm-i muhit ve hadsiz bir kudret bulunmak lâzım geliyor. Tâ ki mevcudatta bilmüşahede görünen nihayet derecede nizam ve intizam ve gayet hassas mizan ve imtiyaz ile mükemmel ve müzeyyen olan nukuş-u sanat vücud bulabilsin.

Elhâsıl: Eğer tam lâyık ve tam yerinde olan azametli ve kibriyalı rububiyet olmazsa, o vakit her cihetçe gayr-i makul ve mümteni bir yol takip etmek lâzım gelecek. Lâyık ve lâzım olan azametten kaçmakla, muhal ve imtinaa girmeyi şeytan dahi teklif edemez.

Lem’alar, On Üçüncü Lem’a, s. 171

LÛ­GAT­ÇE:

desise: Hile, aldatmaca.

hakaik-ı imaniye: İman hakikatleri.

kàsır: kısa.

mümteni: Mümkün olmayan, imkânsız.

müzeyyen: Ziynetlendirilmiş, süslenmiş.

nukuş-u sanat: Sanat nakışları, işlemeleri.

nücum: Yıldızlar.

seyyarat: Gezegenler.

şeair-i İslâmiye: İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler.

tedbir-i rububiyet: Her şeyi idare ve terbiye eden Cenab-ı Hakk’ın kâinat ve mahlûkat üzerindeki hikmetli faaliyeti, tasarrufu, idaresi.

ulûhiyet-i mutlaka: Hiçbir kayda ve şarta bağlı olmaksızın ilâh olma.

Zat-ı Ehad ve Samed: Tek olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şey kendisine muhtaç olan Allah.

zerrat: Zerreler.

Okunma Sayısı: 1463
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • cenk çalık

    8.7.2021 10:05:56

    "“Bir tek zat, umum zerrat ve seyyarat ve nücumu ve sair mevcudatı bütün ahvaliyle tedbir-i rububiyetinde çeviriyor, idare ediyor deniliyor. Böyle hadsiz acib, büyük meseleye nasıl inanılabilir? Nasıl kalbe yerleşir? Nasıl fikir kabul edebilir?” der." Soruda Rabbimizi kendisiyle kıyasladığı anlaşılıyor. Arzu ediyor ki bu kıyası herkes yapsın ve aynı sonuca ulaşsın! Zannediyor ki kendi aciz ve fakir olduğu gibi haşa sümme haşa Rabbimize noksanlık iddiasında bulunuyor. Evet, tekbirin manası açıldığında hem haddimizi bilmiş oluyoruz hem de daha iyi idrak etmiş oluyoruz. Kıyaslar ibret için ve acz, fakrı anlamak için olmalı. Yoksa ben yapamıyorsam kimse yapamaz dalaletine düşürmemeli vesselam...

  • Ahmet

    8.7.2021 09:42:48

    Günümüzde Allah Teala'nın kudretini ve hakimiyetini anlamak çok kolay, bilgisayar programları gibi kainatın programlandığı görülebiliyor, örnek sebzenin içinde sıkıştırılmış bir program olan çekirdek var, o çekirdekten fide, fideden yeni sebze çıkıyor. Öyle mükemmel programlanmış bir sistemler ve öyle şaşmaz kanunlar bütünü olan bu kainatın elbette bir yaratanı var mesela sinekler, arılar, kuşlar adeta uzaktan kumandalı birer biyolojik drone gibi çalışıyor. İnkar etmenin imkansızlaşacağı, büyük bir ahmaklık olduğunun bilim tarafından ispat edileceği günler gittikçe yaklaşıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı