"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeytanların müthiş tahribatına karşı silâhımız

Risale-i Nur'dan
24 Kasım 2023, Cuma
DÖRDÜNCÜ İŞARET

Adem şerr-i mahz ve vücud hayr-ı mahz olduğunu, ehl-i tahkik ve ashab-ı keşif ittifak etmişler. Evet, ekseriyet-i mutlaka ile, hayır ve mehasin ve kemalât, vücuda istinad eder ve ona raci olur. Sureten menfî ve ademî de olsa, esası sübutîdir ve vücudîdir. Dalâlet ve şer ve musibetler ve masiyetler ve belâlar gibi bütün çirkinliklerin esası, mâyesi ademdir, nefiydir. Onlardaki fenalık ve çirkinlik, ademden geliyor. Çendan suret-i zâhirîde müsbet ve vücudî de görünseler, esası ademdir, nefiydir.

Hem bilmüşahede sabittir ki, bina gibi bir şeyin vücudu, bütün eczasının mevcudiyetiyle takarrür eder. Halbuki onun harabiyeti ve ademi ve inhidamı, bir rüknün ademiyle hâsıl olur. Hem vücud, her halde mevcut bir illet ister, muhakkak bir sebebe istinad eder. Adem ise, ademî şeylere istinad edebilir; ademî bir şey, ma’dum bir şeye illet olur.

İşte bu iki kaideye binaendir ki şeytan-ı ins ve cinnin kâinat­taki müthiş âsâr-ı tahripkârâneleri ve enva-ı küfür ve dalâlet ve şer ve mehâliki yaptıkları halde zerre miktar icada ve hilkate müdahaleleri olmadığı gibi, mülk-ü İlâhîde bir hisse-i iştirakleri olamıyor. Ve bir iktidar ve bir kudretle o işleri yapmıyorlar; belki çok işlerinde iktidar ve fiil değil, belki terk ve atalettir. Hayrı yaptırmamakla şerleri yapıyorlar, yani şerler oluyorlar. Çünkü mehâlik ve şer, tahribat nev’inden olduğu için illetleri, mevcut bir iktidar ve fail bir icad olmak lâzım değildir. Belki bir emr-i ademî ile ve bir şartın bozulmasıyla koca bir tahribat olur.

İşte bu sır Mecusîlerde inkişaf etmediği içindir ki, kâinatta “Yezdan” namıyla bir hâlık-ı hayır, diğeri “Ehriman” namıyla bir hâlık-ı şer itikad etmişlerdir. Halbuki onların “Ehriman” dedikleri mevhum ilâh-ı şer, bir cüz-i ihtiyâr ile ve icadsız bir kesb ile şerlere sebebiyet veren malûm şeytandır.

İşte ey ehl-i iman! Şeytanların bu müthiş tahribatına karşı en mühim silâhınız ve cihazat-ı tamiriyeniz istiğfardır ve “Eûzü billah” [Allah’a sığınırım] demekle Cenab-ı Hakka ilticadır. Ve kal’anız Sünnet-i Seniyyedir.

Lem’alar, 

On Üçüncü Lem’a, s. 155

LÛ­GAT­ÇE:

adem: yokluk.

ademî: yokluğa ait, yoklukla ilgili.

âsâr-ı tahripkârâne: tahrip edercesine eserler, davranışlar.

ashab-ı keşif: iman hakikatlerine manevî terakkî ile ulaşan kimseler.

cihazat-ı tamiriye: tamir cihazları.

çendan: gerçi.

hâlık-ı hayır: hayrı yaratan; iyiliği, güzelliği var eden.

hayr-ı mahz: tamamıyla hayır.

illet: bir şeye yol açan; esas sebep.

iltica: sığınma.

inhidam: çökme, yıkılma, harap olma.

ma’dum: yok olan, yokluğa ve hiçliğe düşen.

masiyet: itaatsizlik, isyan, günah.

mehâlik: helâk edici şeyler.

mehasin: güzellikler.

raci: dönen, ait olan, ilgisi olan.

sübutî: olumlu, bir şeyin sabit oluşuyla ilgili.

şerr-i mahz: tamamen kötülük, iyi tarafı hiç olmayan.

Okunma Sayısı: 1451
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    24.11.2023 14:39:17

    "İşte ey ehl-i iman! Şeytanların bu müthiş tahribatına karşı en mühim silâhınız ve cihazat-ı tamiriyeniz istiğfardır ve “Eûzü billah” [Allah’a sığınırım] demekle Cenab-ı Hakka ilticadır. Ve kal’anız Sünnet-i Seniyyedir." İstiaze, iltica ve sünnet üçlüsü hayatımızın merkezinde olduğu sürece sırtımız yere gelmez. Bu üçlüden taviz verdikçe ve hududları geçtikçe belalar sağanak şeklinde yağdırılıyor...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı