"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vazifemiz müsbet hareket etmektir, menfî hareket değildir

Risale-i Nur'dan
02 Eylül 2026, Çarşamba
UMUM NUR TALEBELERİNE ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN VEFATINDAN ÖNCE VERMİŞ OLDUĞU EN SON DERSTİR

Aziz Kardeşlerim!

Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-i İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.

Meselâ, kendimi misal alarak derim: Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divân-ı Harb-i Örfîde idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. Fakat bu otuz senedir müsbet hareket etmek, menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muâmelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefâ çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım.

Evet, meselâ seksen bir hatasını mahkemede ispat ettiğim bir müddeiumûmînin yanlış iddiâları ile aleyhimizdeki kararına karşı, beddua dahi etmedim. Çünkü asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir. Mânevî tahribatına karşı set çekmektir. Bununla dâhilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir.

Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir. [Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En’am Suresi: 164)] düsturu ile –ki, “Bir cani yüzünden onun kardeşi, hânedanı, çoluk çocuğu mesul olamaz”– işte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle asayişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dâhile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir.

Emirdağ Lahikası, 371. mektup, s. 575

LÛGATÇE:

cihad-ı mânevî: mânevî cihad; kişinin ilim, fikir, dua gibi mânevî unsurlarla başta kendi nefsi ve şeytanı olmak üzere düşmanlara karşı mücadele vermesi.

Divan-ı Harb-i Örfî: İttihat ve Terakki hükûmeti zamanında 31 Mart Olayından sonra kurulan ve oldukça sert kararlar alan sıkıyönetim mahkemesi.

menfî hareket: olumsuz, yıkıcı, tahrip edici hareket.

müddeiumûmî: savcı.

müsbet hareket: olumlu ve yapıcı hareket.

rıza-i İlâhî: Allah’ın rızası, hoşnutluğu.

tahakküm: zorbalık etme, zorla hükmetme, hükmü altına alma.

terzil: rezil etme, itibarını düşürme.

vazife-i İlahiye: doğrudan doğruya Allah’a ait olan iş.

Okunma Sayısı: 165
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı