"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahiret yolcuları

Sami CEBECİ
02 Eylül 2026, Çarşamba
Dünya hayatına gelen her canlı varlık, bir müddet yaşadıktan sonra bu fânî dünyayı terk eder gider.

Kendi iradesi ve isteği ile gelmediği bu misafirhaneden, yine kendi isteği dışında bir Kudret Sahibi tarafından çıkarılır. Bu ayrılığın zamanını da, her canlı için Cenab-ı Hak tayin etmiştir. Ayet-i kerîmelerin beyanına göre ecel ne bir an geri ve ne de bir an ileri gitmez. Yani her canlı için ecel birdir, değişmez.

İnsan dışındaki canlıların bir gün öleceklerinden haberleri yoktur. İnsan ise, ne zaman öleceğini bilmemekle birlikte, bir gün gelip muhakkak öleceğini bilmektedir. İnsan dışındaki hayvanların gelecek ile ilgileri olmadığından anlık yaşarlar. İnsanlar ise, akıl cihetiyle hem geçmiş ve hem de gelecek endişesi vardır. Bundan dolayı, dünya noktasından geleceğini garantiye almak isteyen insanların, elbette ahiret hayatı için de tedbirler alması aklının gereğidir.

Bu dünya, özellikle insanlar için yol üstünde kurulmuş bir han ve bir misafirhanedir. Misafirhane olan yerler yolcular için yapılır. Orada biraz kalınır ve yola devam edilir. İşte bu dünya da, insanlar için yol üstünde yapılmış bir misafirhane konumundadır.

Bediüzzaman Hazretleri bahsi geçen bu hakikati şöyle izah eder: “Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. O yollarda zulümatı (karanlıkları) dağıtacak bir nur ve bir erzak lâzımdır. Güvendiğimiz aklı ve ilimden ümit yok. Kur’ân güneşinden, Rahman’ın hazinesinden tedarik edilebilir.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 348)

Evet, bu ahiret seferinden ve yolculuğundan bizi geri çevirecek hiçbir güç yoktur. Bundan dolayı, her bir insan kendi yolunu düşünmelidir ve gerekli hazırlıkları yapmak durumundadır. Çünkü, kimse kimsenin geleceğini kurtaracak değildir. Sevgili Peygamberimiz (asm) çok sevdiği kızı Fatımatü’z-Zehra’ya “Kızım Fatıma! Sakın ola ben bir peygamber kızıyım diye bana güvenmeyesin. Kendi elinle ahiretine ne götürebileceksen ona bak.” buyurması, bunun ne kadar önemli olduğunu izah etmiştir.

Kabir hayatı insan ruhu için ilk duraktır. Ondan sonra gidilecek çok uzun yollar vardır ve kabir Münker ve Nekir adındaki iki meleğin ilk sorgulamayı yaptığı yerdir. Her ruha sorulan “Rabbin kim? Dinin ne? Peygamberin kim? Kitabın ne? Kıblen neresi?” Bu sorulara ancak inanan ve inancının gereğini yerine getiren müminler cevap verebilecektir. Cevap veremeyenler için, ahiret azabından önce kabir hayatında öyle ruhlar için azaplar başlayacaktır. 

İnsanların çok büyük ekseriyeti, bu anlatılanları bir masal gibi zannetmekte ve hiçbir hazırlık yapmadan ansızın gelen ölüm ile karşılaşmaktadırlar. Zira onlar, hayatı sadece bu dünyadan ibaret sanmaktadırlar. Halbuki, Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi: “Seni intizar etmekte (beklemekte) ve senin de sür’atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeyleri hediye olarak kabul etmez. Çünkü, dünya ehlince güzel addedilen (kabul edilen) şey, orada çirkindir.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 201)

Evet, bu dünyada hayat süren insanlar, yolculuğu her an devam eden bir yolcu konumundadır. Şehirler arası otobüs terminallerinde gideceği yerin yolcuları için meselâ “Adana yolcuları kalmasın!” diye çağırırlar. Aynen onun gibi bir gün “Ahiret yolcuları kalmasın!” diye çağrılmadan önce, her an hazır olmak durumundayız.

Okunma Sayısı: 141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı