"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhika okumaları... Lâhikalarda “uhuvvet” ve “yetmiş nevi düşman” - 6

Ali Demir
02 Eylül 2026, Çarşamba
Bu düşmanlara karşı çare olarak Müslümanların nasıl birlik olması gerektiği ve İslâm kardeşliğinin önemi hakkında Yirmi İkinci Mektup ve sair ilgili risaleler ile Lâhikalar çerçevesinde çözüm teklifleri olarak şunları söyleyebiliriz:

Evvela, Bediüzzaman Said Nursî, 22. Mektup’ta Müslümanların birlik olması gerektiğini çok güçlü benzetmelerle anlatır. Ona göre mü’minler arasındaki bağ, sıradan bir arkadaşlık değildir. Bu bağ, sarsılmaz bir iman kardeşliği üzerine tesis edilmiş ve de edilmelidir.

Müslümanların nasıl birlik olması gerektiğine şu ana başlıklarla kısaca temas edelim: 

Bir binanın tuğlaları gibi, tek vücut olmak

Müslümanlar bir araya geldiklerinde tek bir vücut gibi hareket etmelidir. Bir organ ağrıdığında bütün vücut nasıl acı çekerse, bir Müslüman sıkıntıya düştüğünde diğerleri de onun derdini hissetmelidir. Bediüzzaman buna “tesanüd” yani dayanışma der. İslâm toplumu, sağlam bir kale veya binaya benzer. Müslümanlar da bu binanın birbirine kenetlenmiş tuğlalarıdır. Tuğlalar birbirini bırakırsa bina yıkılır. Yetmiş çeşit düşmana karşı ayakta kalmanın tek yolu, bu manevi binayı sağlam tutmaktır.

İnsaf ve adaletle davranmak

Bir Müslümanın bazı hataları olabilir. Ancak onun imanı, İslâmiyeti ve namazı gibi çok büyük ve güzel özellikleri vardır. Bediüzzaman der ki:

“Bir gemide dokuz cani, bir masum olsa; o gemi batırılamaz.”

Aynen öyle de bir Müslümanın küçük bir hatası yüzünden ona düşmanlık beslemek adaletsizliktir. Kur’ân’ın emri olan “adalet-i mahza” hakikatine zıttır. Onun iyi yönlerini görüp hatasını affetmek gerekir.

Tarafgirlik ve taassubu bırakmak

Müslümanlar kendi cemaatlerini, gruplarını veya fikirlerini körü körü savunmamalıdır. “Sadece benim fikrim doğrudur” inadı, kardeşliği bozar. Dışarıda bu kadar çok tehlike varken içeride kavga etmek evi savunmasız bırakır. Bu yüzden Müslümanlar cemaat, grup ve devletlerin birbirine sevgi ve şefkatle yaklaşması hayatî bir önem taşır. Bediüzzaman’ın bu mektupta verdiği “uhuvvet/kardeşlik ilkeleri” veya “gemi benzetmesi” dikkat çeken temsillerdir. Bediüzzaman Said Nursî, Yirmi İkinci Mektup Uhuvvet Risalesinde konunun daha iyi anlaşılması için çok güçlü benzetmeler yapmıştır. Bu temsiller, Müslümanların neden kavga etmemesi gerektiğini bir çocuğun bile anlayabileceği kadar sade bir dille açıklar. Akla havale eder ve mantıki kabulü teklif eder. Yani temsillerle akla yaklaştırır ve mantık ilminin kabul görmüş prensipleriyle de kabul edilmesini ister.

Mesela gemi benzetmesi ile “adalet ilkesi”ni nazara verir. Bediüzzaman bir gemide dokuz tane cani/suçlu ve bir tane masum/suçsuz insan bulunduğunda, sırf o dokuz suçlu yüzünden, içinde bir masum olan o geminin batıralamayacağını söyledikten sonra, geminin batırılmasının büyük bir zulüm ve haksızlık olacağından, bir Müslüman da bir gemi gibi düşünüldüğünde o Müslümanın imanı, ibadeti, güzel ahlâkı gibi onlarca “masum ve güzel” sıfatı olduğundan, sadece birkaç tane kötü huyu veya hatası var diye o Müslümana düşman olmak, o gemiyi batırmak kadar büyük bir haksızlık olacağı tespitini yapmıştır.

Okunma Sayısı: 129
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı