"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sinir hücresi penceresinden meşveret-şûrâ mesleği -2

Ziya Nur BİRLİK
02 Eylül 2026, Çarşamba
Dentritlerin bu durumu şahs-ı manevî ve meşveret mesleğine uyarlandığında; farklı yönlerden farklı mesajlar getiren meşveret/ meclis üyelerine tekabül eder.

Her bir âzâ, farklı bir bakış açısını, değişik bir tecrübeyi ve hususî bir bilgiyi ana kanallara getirir. Ferdin meşverete getirdiği hiçbir fikir yok sayılmaz; aksine “Benim de bir reyim var.” anlayışı fıtrata uygun olarak ferdin farkındalığını, hürriyet zemininde kendi orijinalitesini ortaya koymasını sağlar.  “Çok sıkı tutmayınız.”2 emri mucibince fertlerden gelen farklı fikirlerin harmanlanması ve müzâkeresiyle heyet kararları teşekkül eder. 

Meşveret esnasında farklı bakışların ortaya çıkmasına zemin ihzar etmek, hürriyet ortamına çok önem vermek ve teşeddütten (zıtlaşmaktan) korunmak için “usûl” çok önemlidir. Meşveret esnasında da çok sıkı tutmayarak farklı anlayış ve bakış açılarının müzakeresine imkân verilmesi ile tam bir ittihad sağlanır. Zira her bir dendritte bütünü oluşturan ortak sinyalin tamamlayıcı bilgileri saklıdır.

“Benim de şimdi bir reyim var.” anlayışı; fıtrata uygun, kişiye has vazife anlayışını doğuracağından farkındalığı arttıracak, istidat ve kabiliyetleri inkişaf ettirecektir. Sâni-i Hakîm’in özellikli halifesi olması insan fıtratının gereğidir. Zira insanın, mizacından, duygularından tut, genetik şifresine, parmak izine kadar başkasına benzemeyen antika bir yapısı vardır. Halifelik vazifesinin îfâsı için ferdin, -taklitçi olmayıp- orijinalitesini ortaya koyması gerekmektedir ki bu da ancak hürriyet zemininde olur. Artık her fert kendini mesul hissettiğinden vazifeyi farz-ı kifâye değil farz-ı ayn olarak görecek ve İhlâs Risâlesi’nde anlatılan lamba misalindeki gibi kendinde olanı getirecektir. 

İstibdadî yönetimlerde, vazifeler farz-ı kifâye telakki edildiğinden “nemelazım” anlayışı ön plana çıkar. Risale-i Nur’da bu durum şöyle ifade edilir:

“Zaten istibdat herkesin şevkini kırıp, atâlete sevk ediyordu. Şimdi ise, madem ki Meşrutiyette efkâr-ı amme hâkimdir; o efkârın eczası da her ferdin fikr-i mahsusudur. Her fert de hareket etmek lâzımdır; tâ cereyan-ı umumî muhtel olmasın. Binâenaleyh, yalnız saadet-i vatan ve selâmet-i hükûmet olan makasıt, farz-ı kifâye gibi telâkki olunduğundan herkes ‘Neme lâzım, başkası düşünsün.’ gibi cevab-ı miskinâneye ve başkasına havale ve itimat etmek gibi tevekkül-i âcizâneye müsait bir zemin oluyor. Amma hubb-u din ve i’lâ-yı kelimetullah herkese farz-ı ayn olduğundan, herkes kendini mükellef bildiğinden, (Onlar bir görüş sahibi ise biz de bir görüş sahibiyiz) na’ra-i merdânesiyle teşmîr-i sâk ederek (kolları sıvayarak), zincir-i atâleti kırmak ve perde-i sefaleti yırtmakla meydân-ı terakkîye atılacaktır. Şimdiye kadar ihtilâf-ı efkârımızdan istibdat istifade etti.”3

“Hürriyet, insanı hayvanlıktan kurtarır; siz de tam insan olunuz.” 4 îkazı, “Ağamız bilir.” anlayışından uzaklaştıracaktır. Böylece “Başkasının eksiklerini, yanlışlarını düzelteyim.” anlayışı değil; resmin tamamını görebilmek için kendindekini vererek “Kardeşlerimle bir meşverete muhtacım.”5 düşüncesi hükmedecektir.

Dipnotlar:

2- Kastamonu Lâhikası, s. 243.

3- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 67.

4- Age., s. 160.

5- Emirdağ Lâhikası, s. 51.

 

 

Okunma Sayısı: 132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı