"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’dan zarar gelmez

Said YÜKSEKDAĞ
12 Ekim 2019, Cumartesi 00:06
Günümüzde meydana gelen bazı menfî olaylar sonucu insanların cemaatlere ve tarikatlara bakış açısı değişmiş ve önyargılı davranmaya başlamışlardır.

Bu durum ne yazık ki bizleri üzmektedir. Çünkü cemaatler ve tarikatlar yüz yıllardır bu coğrafyada varlığı devam eden ve kıyamete kadar da devam edecek olan sosyal oluşumlardır. Bu sebeple tarikatları ve cemaatleri bitirmek, kökünü kazımak kimsenin haddine değildir.

Bu yazımızda cemaatler içerisinde Nur Cemaatine değinmek istiyorum. Nur Cemaati Bediüzzaman Hazretlerinin te’lif etmiş olduğu Risâle-i Nur’u okuyup bu eser etrafında toplanan; siyasî, içtimâî ve dinî mes’eleleri bu eserdeki hakikatler doğrultusunda öğrenip, halleden bir cemaattir. Nur Cemaati’nin her bir ferdi, Risâle-i Nur’dan her gün dersini alıp ihlâsla, samimiyetle ve sebatla hizmetini yapmaya gayret ederek Nur Talebesi unvanına lâyık olmaya çalışır. Asla menfî olayların taraftarı olmaz, başkasının zulmüne şerik olmaz ve kimsenin hukukuna tecavüz etmez. Çünkü Nur Talebeleri müsbet hareket metodunu esas alarak hiçbir menfî oluşumun içerisinde yer almaz ve dâima asayişin muhafazasına yardım ederek toplumu anarşilikten, komünistlikten korumaya çalışır. Risâle-i Nur’u az da olsa okuduğu hâlde bunun aksine hareket edenler ise Risâle-i Nur’dan değil başkalarından ders alanlardır. Bu kişiler Nur Cemaati’nden değiller, Nur’un Talebesi hiç değiller. Bu yüzden bunların menfî hareketlerini Risâle-i Nur’a ve müellifine bağlamak çok büyük bir hata olur.

Ne yazık ki bugünlerde sosyal medya başta olmak üzere birçok yerde bu azîm hata işlenmektedir. Menfî hareket eden bu insanların günahı Risâle-i Nur’a, hatta Üstad Bediüzzaman’a yüklenmektedir. Hâlbuki Üstad Bediüzzaman’ın hayatında herhangi bir menfî hareket yoktur. Her daim müsbet hareket etmiş, isyanların önüne geçmiş, kardeşin kardeşe kırdırılmasına mâni olmuştur. Risale-i Nur’un te’lif edildiği yıllarda da yaşadığı onca sıkıntıya, zulme ve sürgünlere rağmen ne kendisi, ne de talebeleri müsbet hareket etmekten vazgeçmemiştir. “Biz muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur” diyerek, talebeleri ile birlikte hak yolda sebat etmiş, bu kudsî hizmetleriyle milyonlarca insanın ebedî hayatlarının kurtulmasına vesile olmuşlardır. Hakikat bu kadar bariz iken neden Nurlar’dan ve müellifinden rahatsız olunur? Ya Risâle-i Nur’u bilmiyorlar, ya da bilmezlikten geliyorlar. Hâlbuki Nur’dan zarar gelmez, gelirse huffaşa gelir.

Peki, nedir bu Risâle-i Nur? Hâşâ sümme hâşâ menfî hareket etmeye sebep olacak zararlı bir şey mi yoksa insanlığa hizmet eden mânevî, Kur’ânî, ilmî ve imânî bir eser midir? Risâle-i Nur, ‘sübjektif nazariye ve mütalâalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur’ân’ın hakîkatlerini rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip, insâniyetin istifadesine arz edilen bir Külliyattır.’ Bu Külliyat, yüz otuz eser olup, büyük küçük Risâleler hâlindedir. İnsanlığın ihtiyaçlarına, muallakta olan bütün suallerine tam cevap veren, aklı ve kalbi tatmin eden, Kur’ân-ı Kerîm’in yirminci asırdaki mânevî tefsiridir.

Risâle-i Nûr’un en önemli bir farkı sadece din ilimleriyle değil, aynı zamanda müsbet ilimlerle de mücehhez olmasıdır. Bu emsalsiz eserler, bir taraftan teknik, fen ve san’at olarak maddiyatı, diğer taraftan îmân ve ahlâk olarak mâneviyâtı işlemekte olup kalplerle birlikte akılları da tatmin ve tenvir etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Müsbet ilimlerle mücehhez olan Risâle-i Nur, vesveseli şüphecileri, dinsiz filozofları, tabiatperest ve maddeperestleri ikna edip, akıllarındaki bütün şüpheleri izâle ederek, doğrudan Kur’ân’dan ilham aldığını ve İslâm’ı asrın idrakine sunan bir şaheser olduğunu bütün dünyaya ispat etmiştir.

Bu muazzam eser ekseriyetle dağlarda, kırlarda ve zindanların amansız şartları altında, nice işkence ve tarassudlar altında te’lif edilmesine rağmen muhterem müellifi Said Nursî, asla ve kat’a kin, adavet, intikam, düşmanlık gibi menfî emellerde bulunmamıştır. Talebelerine de bu emellerde bulunmamayı ve her daim müsbet hareket etmeyi tavsiye etmiştir. 

Binaenaleyh Nur’un Talebeleri başta olmak üzere hiç kimse bu eser yüzünden menfî bir harekete yeltenmemiştir. Bu eserleri okuyup, istifade ettikten sonra pişmanlık duyan ve zarar gören kimseye de rastlanılmamıştır.

Hâl böyle iken Nurlar’ı zararlı ve bazı menfî hareketlerin sebebi olarak görenleri ve müellifinden rahatsız olanları akl-ı selime dâvet ediyoruz.

Okunma Sayısı: 883
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı