"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Burnumun direği sızladı

Sebahattin YAŞAR
23 Ocak 2019, Çarşamba
Herkesin burnunun direğini sızlatan bir meselesi mutlaka olmuştur.

Olmazsa, insanî olmaz zaten.

Belki herkesin burnunun direğini sızlatan etken farklı farklıdır.

Aklıma takıldı, ‘neden burnun direği’ diye? Burnun bir özelliğinden midir bu yoksa başka bir şey mi? Burun insanın en ince şeyleri hissettiği mekanizma olduğundan mıdır? Ya da en kırılgan direk olmasından mıdır?

Vakıa şu ki bu duygu insana çok yakın duruyor. İnsana insanlığını, kulluğunu, acizliğini hatırlatıyor.

R. N. Güntekin,“Burnunun direği sızlaya sızlaya evini özlemek…” der bir cümlesinde. Demek bazen özlem, bazen kavuşmak, bazen kişiye göre daha başka bir anlam taşıyor bu duygu. 

Yaşayan insana göre renk alan bir şey.

Kaynaklar, “Maddî veya manevî çok acı duymak, çok üzülmek…” gibi tanımlar sıralıyor, ama beni tatmin etmiyor bunlar.

İçimden, ‘Bu kavramın karşılığı çok daha farklı olmalı…’ diye geçiyor. Ama ben de tarif edemiyorum ki.

Her zaman acı mıdır bu duygu, yoksa değişken mi?! Bilmiyorum.

Gerçi kim bu duyguyu tarif etse, bu sefer o tarif kendine göre olacak?

Milyonları bulan arama ‘burnu sızlamış’ insan varlığını gösteriyor.

Her arama da ‘burnunu sızlatan etken’e çare arıyor.

Kim, hangi duyguyla aradı, taradı, karşısına ne çıktı, aradığını bulunca ne oldu bilmiyorum? Ama pek çok sorunun içinde kaldığım muhakkak.

Bir de onu ne çok değişik anlayan, yorumlayan var.

Bir şey, bu kadar mı farklı dokunur insanlara?

Kim bulmuş bu sözü; kim, neden burnundan bulmuş bilmiyorum. Ama tutmuş.

Düşünün, ben bir fon müziği dinlerken yaşadım bu duyguyu.

Kanaatim o ki, bu söz ağızdan, burundan çok öte bir şey.

Bütün vücudunun, duygularının özeti gibi süzülüp gelen bir duygu bu. 

Çok derinlikli, incelikli bir şey. Yaşamadan anlaşılmayan bir şey.

Kim bilir insanların burun direğini sızlatan meseleler kaleme alınsa ne dramatik hikâyeler çıkar.

Okunma Sayısı: 1673
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    23.1.2019 11:33:43

    2- " Diyeri ve en kuvvetli ve hakkalyakin derecesinde vicdani ve hissi,bir derece şuhudi hakikat-i insaniye haritasını ve enaniyet-i be şeriye fihristesini ve mahiyeti nefsi yesini mütalaa ile , imanın şüphesiz mertebesine çıkmaktır ki Sırrı akra biyete ve veraseti nübüvete bakar" ila ahir...

  • Abdullah

    23.1.2019 11:25:12

    Üstadımız,insanda binlerce duygu var diyor.Belki de bu binlerce duygudan en hassasları burunda kümelenmiş tir.Bu insan denilen kainatın özeti durumunda olan muammanın binlerce duygularından daha ne kadarı k keşfe keşfedilebilmiltir?İnsan psikolojini anlatan kim bilir ne kadar kitap yazıl mıştır? Dünya kuruldu kurulalı insan psikolojisi hep insanı meşgül etmiş ve bu sahada kim bilir ne kadar kitap ya yazılnıştır.Bu kitapların her biri insa nın bir vaya birkaç duygusunu anlatıyor olmalı.Aslında Risele-Nur bu konuyuda yeteti kadar işlemiş. Keşfedilen bu duyguların anlaşılması için akademik bir çalışma gerekiyor.Şimdi Risale-i Nurda geçen bu yerlerden birini örnek olarak arz ediyorum:

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı