"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Eylül partilerini (ANAP ile AKP) millet iradesiyle seçmedi...

Şükrü BULUT
31 Ocak 2024, Çarşamba
Bir ülkede hâkim güç muhalefetini de oluşturuyorsa, o ülkede demokrasi yoktur denilir. Çünkü muhalefet hürriyet ve demokrasinin “olmazsa olmaz” şartıdır. 12 Eylül ihtilâlinden başlayarak günümüze kadar yapacağımız dikkatli bir tahkik, Türkiye’mizde muhalefet şartlarına asla müsaade edilmediğini gösterecektir.

Elbette unutturulmaya çalışılan uzun bir hikâyeden bahsediyoruz. Nakşi olarak lanse edilen Dünya Bankası elemanı Neoliberal Özal’dan bahsediyoruz. İhtilâlden önce yetmiş sente muhtaç olan ülkeyi, ihtilâlden sonra vitrini ithal mallarla dolu hale getiren Turgut Özal’dan… Hiç kimse sormadı… Ne gelen paraları ve ne de onun eliyle global sermayeye aktarılan Türk Milletinin alın terini bazı dindar cemaatlerimizin de şefaatleriyle hiç kimse soramadı. Yüzde iki yüzlere varan enflasyonlar, boşaltılan bankalar, satılan milli servet ve milletini vicdansız Avrupa kâfirleriyle, münafık Asya zalimlerine soyduranları o dönemde kimsecikler soramadı. Sormaya kalkışıldığında önce Özal’ı çektiler sahneden ve sonra da sormak isteyen demokratları hazırladıkları barajda boğdular… O meşum ihtilâlin Türkiye demokrasisinin ölüm fermanı olduğunu, demokratlar da gecikmeli anladılar.

Demirel gibi siyasi bir dehanın mücadelede yetersiz kaldığı gücün, global sivil dinsiz kapitalist Marksist olduğunu buradan 1980 lere baktığımızda anlayabiliyoruz. Bediüzzaman’ın, ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam düsturunu Türk Milletine aktarmamıza fırsat vermeyen demokrasi düşmanları, işlerini rahat yürütebilmek için hem iktidarı ve hem de muhalefeti birlikte dizayn ediyorlardı. Millete muhalefet imkânı verilmemişse, sermaye ile fikir hürriyetinin boğazı sıkılmış ve milletin dinamikleri itibarsızlaştırılmış ise; millet reyleriyle ANAP’ı iktidara getirdi diyenler yanlış konuşuyorlardır, demektir.

İhtilal ürünü bir partinin yirmi küsur senedir oynadığı demokrasi tiyatrosunun, ANAP’ın devamı olduğunu ilim adamları söylüyorlar. Netice olarak bir 12 Eylül partisi olan AKP’nin “Milli İradeden” kopuk olduğunu da yine araştırmalar ortaya koyuyor. Milletin meseleyi anlamasına ve toparlanmasına imkân vermemek üzere bütün muhalefet kulelerine Neoliberalleri yerleştiren hâkim nizam, bu ülkede muhalefete hiç ama hiç müsaade etmedi. İstikrar dediler, tek parti dönemindeki CHP’yi sahnelediler, dini ve mukaddesatı köklerine kullandılar, dizilerle fevkalade yanlış ve aldatıcı bir millet kavramı oluşturdular, Troskistleri, Kemalistleri ve Türk ırkçılarını kendilerine siper edinerek milletin değerlerine ve servetine saldırdılar… Para dertleri hiç olmadı. Körfezden geliyor, Katar’dan geliyor ve Londra ile de anlaştık diyerek hiçbir zaman mali sıkıntı çekmediler. Türk Milletinin temel servetinden, alın terinden ve nafakasından keserek dinsiz küreselcilere aktarılan sermayenin; ülke bütçesinin on mislisi kadar olduğunu iktisatçılar hesaplıyorlar. Milleti cehalet projesiyle perişan eden bu ihtilal artıklarının halkın arasına soktukları nifak ve nihayet bir lokma ekmeye muhtaç ettiği sefalet; Türkiye’mizde bir muhalefete izin verilmediğinin ispatı sayılmaz mı? İşte buna binaen diyoruz ki; Türk milleti kendi iradesiyle Kemalist ilkeleri benimsemediği gibi; Kemalizm’i diriltmek üzere gerçekleştirildiği ilân edilen 12 Eylül Partileri olan ANAP ve AKP’ye de asla rıza göstermedi. O meş’um ihtilal ne kadar meşru ve helal ise; 12 Eylül partilerinin iktidarları da o kadar meşru ve helal sayılabilinirler. Zira ihtilâlin millete rağmen koyduğu anayasa ve kanunlarla amel etmiyorlarsa, sözümüzü geri çekelim.

AKP kurmayları, zaman zaman milletin önüne çıkıp; yirmi küsur senede şu kadar seçimleri kazandıklarını halkın gözlerinin içine baka baka söylüyorlar. Fakat biliyorlar ki; Eski Sovyetler ’de de, Komünist Çin’de de ve demokrasi karşıtlarının dizayn ettikleri Arap Baas rejimlerinde de seçim sandığı vardı. Millet bilmecburiye rey verirdi. Ve hâkim cereyanın istediklerini seçerlerdi. 12 Eylül Partilerinin durumu azıcık farklı olabilir. Çünkü bu milletin “NEOLİBERALİZMİN” mahiyetini öğrenmeye mani oldular. Hürriyet perdesi arkasında küreselcilerin imkânlarıyla, keyfi kanunlarla, fikir hürriyetini havuzlarda boğarak ve muhalefet yapmaya çalışanlara küreselci çeteleri musallat ederek elde edilen iktidarlar, milletin iktidarları olur mu, hiç…

Okunma Sayısı: 1436
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa

    31.1.2024 21:38:40

    Çok sağlıklı bir analiz,tebrik eder,devamını bekleriz....

  • Hüseyin T

    31.1.2024 16:04:00

    Tarihin ders almayanlar için kendini sık sık tekrar ettiği söylenir. Tarihten ders alınsaydı tekerrür eder miydi diye sorar Mehmet Akif.. Dünya tarihine baktığımızda tarihten ders almayanların başında müslüman milletler geliyor.. Almanlar Japonlar Çinliler tarihsel hatalarından dersler çıkarıp, insan-makine uygarlığının oluşumuna katkıda bulunarak ileri dünyada mümtaz yerlerini aldılar...

  • Hıdır Yıldırım

    31.1.2024 14:52:01

    Demokrasiye inanmak sözde kalmamalı. Bir kere ben iktidarim istediğimi yaparım, halk beni seçmiş muhalefeti takmam düşüncesi yanlıştır. Her iktidar halkın istekleri doğrultusunda hizmet vermelidir. Muhalifler her iktidarda vardır. Bu cemaatler için de geçerlidir. Seçilmişler adaletten haktan hukuktan asla taviz vermemeleri gerekir. Çünkü keser döner sap döner bir gün hesap döner. Hesabını veremeyecegimiz hicbir fiilin içinde yer almamız gerekir.

  • Süleyman

    31.1.2024 13:55:49

    Dehşetengiz ve de efsanevi bir yazı olmuş sayın yazar.. Bu soruları sormalı, hesabını da sormalı. Yalnız bu yazı uyuyanları uyandırmak için çok etkili olacaktır. Tebrik ederiz

  • Nur

    31.1.2024 12:34:10

    Çok değerli bilgiler abi Devamını bekliyoruz...

  • İsmail özdemir

    31.1.2024 11:31:53

    Tebrikler.Güzel analiz olmuş.Yazınızın devamını beklerim

  • Salih baş

    31.1.2024 09:59:21

    Süper bir yazı devamını bekliyoruz

  • Rehanur

    31.1.2024 06:33:45

    Anlattıklarimiz karşımizdakilerin anladıkları kadardır ya ağabey, ve okumuyorsaniz tartişmayalım diye güzel bir söz de var ya. Yazınız bunları tedai ettirdi. İçimizde hala t.özala rahmet okuyanlar var. Malesef ki.

  • Mustafa coban

    31.1.2024 05:50:28

    Allah razi olsun. Cok güzel tespitler.iktidar ve muhalefet beraber dizayn ediliyor tespiti cok dogru.dini cemaatler yakindan takip ediliyor.satin alinabileceklercsatin aliniyor.yoksa parcalaniyor.favori siyasi figürler yok ediliyor.millet secimden soğutuluyor.secsem ne olur secmesem ne olur.demokrasiden sogutuluyor.halkin tek derdi gecim.

  • S.topuz

    31.1.2024 02:49:03

    " Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. "Bir günü, yani bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz senede yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 587

  • S.topuz

    31.1.2024 02:46:19

    ..."Rivayetlerde, eşhas-ı âhirzamanın fevkalâde iktidarlarından bahsedilmiş.Vel'ilmü indallah, bunun tevili şudur ki: O şahısların temsil ettikleri manevî şahsiyetin azametinden kinayedir. Bir vakit Rusya'yı mağlub eden Japon Başkumandanının sureti; bir ayağı Bahr-i Muhit'te, diğer ayağı Port Artür Kal'asında olarak gösterildiği gibi, şahs-ı manevînin dehşetli azameti, o şahsiyetin mümessilinde, hem o mümessilin büyük heykellerinde gösteriliyor. Amma fevkalâde ve hârika iktidarları ise, ekser icraatları tahribat ve müştehiyat olduğundan fevkalâde bir iktidar görünür, çünki tahrib kolaydır. Bir kibrit bir köyü yakar. Müştehiyat ise, nefisler tarafdar olduğundan çabuk sirayet eder." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 585

  • S.topuz

    31.1.2024 02:43:44

    ..." Rivayetler, Deccal'ın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccal'ı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali'nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal'ı Süfyan'dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal'ı ayrıdır. Yoksa Büyük Deccal'ın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 585

  • Davut

    31.1.2024 00:32:28

    12 Eylül partileri nitelemesi, çok doğru ve tanımlayıcı bir niteleme olmuş.

  • Hüseyin

    31.1.2024 00:20:42

    Evet, abdestsiz namaz olmaz. Kılmak günahtır. Demokrasiye inanmadan demokrasicilik oynamak da günahtır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı