"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Emmanuel Macron veya Fransa’nın bağımsızlık savaşı...

Şükrü BULUT
02 Şubat 2024, Cuma
İlgimizi çekmeyen bazı konuların bizimle ilgili olduğunun farkına gecikmeli varırız. Dünyamızın medeniyet harikalarıyla küçülmesi, alakamızın dışında kalan bazı meselelerin sarmalında olduğumuzu da hissettiriyor.

Düne kadar kıta devletlerini sömürgeleştiren Fransa’nın, bağımsızlık mücadelesinde olduğunu iddia etmemiz, ilk anda garip gelebilir. Fakat  geçen yirmi zene zarfında, Küresel sivil Marksistlerin, kontrollerindeki sermaye ile Fransa demokrasisine müdahalelerinin  tarihçesini, herhangi bir araştırmadan okuduğumuzda; Fransa’yı tehdit eden antidemokratik bozguncu  sarmalın yalnızca onları değil, ülkemizi de boğmaya çalıştığını görüyor ve ilgi duymadığımız meselenin fert ve millet olarak önemini öğrenmiş oluyoruz.

Fransa’nın can damarı ve muhafazakâr partisinin başkan adayı Fillon’u hukuk darbesiyle devre dışı bıraktıktan sonra, Rotschild çalışanı Macron’u aradan çıkarıp partinin başına geçiren sözkonusu Marksist küresel güç, DAVOS’un (küresel iki dinsiz cereyanın şimdiki koordine merkezlerinden)  desteğiyle günden güne Fransız demokrasisini zayıflatmaya çalıştı. Bilhassa WEF’in (Dünya Ekonomik Forumu) organizesinde Fransa’da olup-bitenlerin hem Fransız halkının ve hem de Avrupa Birliğinin bağımsızlıklarına müdahale olduğunu, Fransızlar da görmeye başladılar.

Sözkonusu Marksist kapitalist global cereyanın, gayrımeşru yollarla kontrolüne aldığı sermayeye dayanarak; sivilce önce piyasalara, sonra bağımsız devletlerin kurumlarına ve nihayet parlamentolarına müdahaleye başlayınca,  problemin yalnızca Fransa’ya ait olduğunu söyleyemeyiz. Başta Almanya ve İtalya olmak üzere; diğer birçok AB ülkesinin de aynı tehlike ile karşı karşıya olduğu vakıadır. Önce sermaye ile yol alan bu cereyan; devletin bütün kurumlarında ve toplumda ahlâksızlık, düzensizlik, itibarsızlaştırma, korkutma ve kaos çıkarmak ile sosyal dokuları tarumar ediyor.

Emmanuel Macron bu tahripte önemli bir faktör. Zira Neoliberal dediğimiz küresel sivil Marksizmi tüm dünyaya tatbik eden finansörlerden Rotschildlerin AB tetikçisi. Ahlaksızlıkta selefi Sarkozy’den daha tahripkâr ve ülkenin elini-kolunu bağlayacak kadar da pasif ve aptalca bir rol sergiliyor. İkinci seçiminden bu yana üçüncü başbakanını değiştiren (Elisabet Borne’nin yerine sodomi Gabriel Attal)  bu ahlâk karşıtının; resmi beyanı ile Sodomiliğini ilân eden genç bir Yahudi çocuğunu başbakan yapması, Neoliberallerin artık korkusuzca sahnede dolaştıklarının bir göstergesi olarak anlaşılıyor.

Semavi dinlere, temel ahlâki kaidelere, her türlü insani düzene ve hatta tabiata düşman bu küresel cereyanın geldiği noktanın öncesini nazara aldığımızda, projenin 1970 lerde  sinsice ve 1980 lerden sonra açıkça tatbikata konulmaya başlandığını gözlerimizle görüyoruz. Önce eşbaşkanlıklar… Ve daha sonra siyaset ve bürokraside kadının arkasına gizlenerek oyunu sergileme çabaları… Ve nihayet yine Almanya’da önce Sodomi bir ahlâksız olan Klaus Wovereit’i sosyal demokrat gibi bir partiden başkent Berlin’in başına getirmeleri ve hemen akabinde ülkenin kilit partilerinden FDP’yi yine sedomi Westerwelle’ye teslim etmeleri; bu küresel tahripkârların bozgunculuklarına KUZEY’den başlayarak,  dünyamızı tahribe yöneldiklerini gösteriyordu.

Daha önceleri münferitçe başlayan tahribin Manuel ile sistemleşmeye başladığını görüyoruz. AB nin sözcülüğüne, kendi kulübünden dinsiz/ahlâksızların seçilmesini (von den LEYEN v.b..) sağlayan Rotschild çalışanının, tıpkı Angela Merkel gibi dünya demokrasileri temsilcisi Avrupa Birliğini zayıflatarak dağıtma yolunda olduğunu, ancak dikkatli tahlillerden sonra anlayabiliyoruz. Hem Fransa’nın iç politikasında, hem AB politikalarında, hem Afrika meselesinde ve nihayet Ukrayna savaşında yalnızca bozguncu rolleriyle bilinen Emmanuel’in zararı yalnızca Fransa’ya dokunmadı. Küresel Marksistlerin işgalindeki ABD ile İngiltere’nin (11 Eylülden sonrası gibi) yeniden dünyamızı topyekün savaşa çekmelerine destek verdi.

Fransa’nın en köklü ve geleneksel iktidar partisini öyle bir itibarsızlaştırdı ki, zavallı halk Le Pen gibi bir ırkçı ile başbaşa kalmış görünüyor. Solun politikalarını muhafazakâr partide uygulayarak, kendi muhalefetini kendisi kurarak (Sarı Yelekliler), Fransız halkı ile sömürgelerden gelen  ahali arasına fitne sokarak ve bilhassa Kur’an’a düşmanlığı ile buradaki milyonları kışkırtarak tam bir musibete dönüşen Emmanuel Macron sahipleriyle birlikte, Fransa’yı yeni bir bağımsızlık savaşı eşiğine taşıdı, diyebiliriz. 

Okunma Sayısı: 1057
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman

    3.2.2024 01:53:14

    Avrupa'nın 3 büyük oyuncularından biri olan Fransa'nın bu son siyasal iklimdeki yerini, rolünü ve potansiyelini anlamak, günümüz global politikayı anlamak için çok önemli. Ellerinize sağlık çok teşekkürler

  • Ahmet

    2.2.2024 22:24:28

    Avrupa Birliği düşmanı kızıl küreselcilerin mahiyetini örnekleriyle anlatan güzel bir makale olmuş. Eline ve yüreğine sağlık ağabey.

  • Demokrat Avrupa

    2.2.2024 21:44:16

    Bıçak kemiğe dayanmadıkça veya sıkıntılarda dibe vurmadıkça müsbet değişimler olmuyormuş meğer…

  • Nurdan kuşe

    2.2.2024 14:33:47

    Fransa'da yaşayan biri olarak ülkenin manevi havasının bozulduğunu hissediyorum. Yazıyı okuyunca bu bozulmanın ve hissetigim sıkıntılı boğucu havanın sebebinin tam da bu olduğunu anladım

  • Davut

    2.2.2024 14:02:41

    Kişilerden ziyade, cereyanları ve bu dinsizlik cereyanlarının düşünce kaynaklarını nazara vermeniz, faidenin kalıcılığını sağlar. Genellikle kişiler unutuluyor. Güzel açılımlarınızdan dolayı tebrik ediyorum.

  • Nur

    2.2.2024 12:16:19

    Başka yerde bulamayacağımız bir perspektif ... Her zamanki gibi... Ellerinize sağlık...

  • S.topuz

    2.2.2024 02:53:12

    ..."İkinci vechi şudur ki: Şahs-ı İsa Aleyhisselâm'ın kılıncı ile maktûl olan şahs-ı Deccal'ın teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevîsini öldürecek ve inkâr-ı uluhiyet olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ancak İsevî ruhanîleridir ki; o ruhanîler, din-i İsevî'nin hakikatını hakikat-i İslâmiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek. Hattâ "Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir. Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder, tâbi' olur." diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-i Kur'aniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 587

  • S.topuz

    2.2.2024 02:52:31

    ..."Kat'î ve sahih rivayette var ki: "İsa Aleyhisselâm büyük Deccal'ı öldürür." Vel'ilmü indallah, bunun da iki vechi var: Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracî hârikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccal'ı öldürebilecek, mesleğini değiştirecek; ancak hârika ve mu'cizatlı ve umumun makbulü bir zât olabilir ki: O zât, en ziyade alâkadar ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâm'dır."... Bediüzzaman Said, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 587

  • S.topuz

    2.2.2024 02:46:20

    ..."Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var."... "Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 587. Vaziyeti muhafaza edebilmek için artık herşey mübah. Gizlemek ve gizlenmeye bile artık gerek görmüyorlar, çünkü zaten deşifre oldular. Herkes birbirinin "BÖCEĞÎ" oldu ve hiç bir şey artık gizli kalmamıştır bu internet çağında! Aynen Filistin ve Ortadoğu ve diğer bölgelerde olduğu gibi, kanun ve nizam ayaklar altında şimdi! Aynı zamanda öncelikleri AB' yi çaktırmadan çökertmek. Gerisi çocuk oyuncağı sayılır onlar için! Allah c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah, Amiiin.

  • Kadir Demir

    2.2.2024 01:01:18

    Kapitalizmin ağa babaları ABD ve İngiltere nasıl Marksizmin işgali altında? Dünya Marksizmi kökünden kazımakla övünen soyguncu Kapitalistlerin işgali altında..

  • Hüseyin T

    2.2.2024 00:47:06

    çiftçilerin başta fransa, hollanda, almanya, italya,macaristan ve polonya'da yaptıkları protestolar avrupa kıtasını esir almış gibi gözüküyor.batı medyası bu protestoları an be an dünyaya duyuruyor...

  • Davut

    2.2.2024 00:26:57

    Resim belirginleşiyor. Almanya’da önce Merkel ve sonra von den Leyen. Fransa’da önce Sarkozy ve sonra Macron. Hedef bütün Avrupa.. Veya AB yi bitirmek. Elbette bizimkisi de denklemin içinde.

  • Hüseyin

    2.2.2024 00:16:13

    Ağabey, bize hayli uzak bilgilerle çok önemli şeyleri anlatman gayretini tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı