"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Endülüs medeniyeti Şam-ı Şerifin talebesiydi

Şükrü BULUT
10 Şubat 2020, Pazartesi 00:11
ŞAM-I ŞERİF BERLİN HATTI -II-

Tarihin genellikle galiplerce yazıldığı, doğrudur. Fakat insanlığın yüzünü kızartacak yalan, iftira ve yanlışların yüz yıllar boyunca entrika ve desiselerle devam ettirilmesi, galiba 20. yüzyılın payına düştü. Zira medeniyetin harikaları, inkişaf eden hürriyetler ve buna bağlı olarak coğrafyaları ışıtan-ısıtan demokrasi güneşi, birçok hakikate menfez ve pencereler açacak gibi…

İskandinavyalı Anglosaksonların veya Vikinglerin savaşçı çocukları 8.yüzyılda İber’e henüz yeni yerleşmekte olan Endülüslülere saldırdıklarında; hayâl ve hayatlarında daha önce karşılaşmadıkları insanlarla savaşa tutuştuklarını hemen anlamışlardı. Belki de; Talas Irmağı kenarında Müslüman Araplara yenilen cengâver Türklerin halet-i ruhiyelerini, Malaga önlerinde bu defa Vikingler yaşayacaktılar. Hayret ve takdir duyguları içinde İngiltere üzerinden yurtlarına dönen bu ordulardaki İslâm sevgisini, hâlâ ecdadının kabirlerinden çıkan Kur’an ve Arapça yazılı kumaş parçalarından anlıyoruz. Burada ilginç görünen diğer bir nokta ise, tarihin barbar göstermeye çalıştıkları Vikinglerin Sicilya’yı Müslümanlardan geri aldıklarında, onlarla tam iki asır boyunca barış içinde yaşamaları… Hayatın İslâm’a göre dizayn olduğu Palermo’da Kuzeyli kral ve kraliçelerle İslâm medeniyet ve kültürü burada tam iki yüz sene devam edecekti.

İslâmiyet’in Kuzey Avrupa’yı, kıtanın sair köşelerinden çok önce ısıttığına-ışıttığına dair belgeleri Bediüzzaman görmüş müydü, bilemiyoruz. Yalnız; Kur’an’ın bu coğrafyada meydana getirdiği inkılabı, Avrupa’yı rehber edindiklerini iddia eden ve dört elleriyle istibdada sarılmış devlet partisinin genel sekreterine ölçü olarak verecekti. Devletin siyaseti sorumlularından Hilmi Uran’a yazdığı mektubunda; ”Bu asrın Kur’ân’a şiddet-i ihtiyacını hissetmekte İsveç, Norveç, Finlandiya’dan geri kalmamak size elzemdir. Belki onlara ve onlar gibilere rehber olmak vazifenizdir.” (Emirdağ Lahikası, s.191) derken, Kur’an ile  8.yüzyıldan bu yana tanışmış bu çocukların tabi olma süreçlerinden bahsetmiyor. Ayrıca bu milletlerin okullarında Kur’an’a yüksek bir makam verdiklerini de yine Said Nursi bize haber veriyor. “Şimalin İsveç, Norveç, Finlandiya, Kur’ân’ı mekteplerinde en büyük halaskâr bir kitap olarak kabul ettikleri gibi…”(Emirdağ, s.210) Avrupa Aydınlanmasının diğer yolu Sicilya’dan karayolu ile Kuzey’e, kıtanın içlerine doğru uzayıp gitti. Balkanlar’ın bir kısmı (Boşnaklar ve bir kısım Arnavutlar) bu nur ile İslâm’ı bulacaklardı. Hem Palermo’dan ve hem de Kurtuba ve Granada gibi şehirlerden Fransa’ya, Batı İtalya’ya ve Orta Avrupa’ya aydınlanmanın ilk şavklarının, dokuzuncu yüzyıldan itibaren ulaştığında tarihçiler ittifak ediyorlar. Skolastik ve kısmen vahşi Avrupa’nın cehalet ve düşmanlıkla dolu karanlık dönemlerinde taassup içinde Endülüs Müslümanlarıyla yaptığı savaşları biliyoruz. 16. yüzyılın başlarında, Müslümanların kader ve geleneksel tarihin fetvasıyla Endülüs’ü terk ettiklerinde; İngiltere, Kuzey Avrupa sahil şehirleri ve İskandinavya gibi yerlerdeki halklar; Endülüs Medeniyeti’nin alt yapısındaki önemli unsurları şehirlerine çoktan taşımışlardı. Zaten o zamana kadar, başta Kurtuba olmak üzere, İber’deki bir çok dil okulunda, Kuzeyli çocuklar Arapçayı ve bilimsel düşüncenin altyapısını öğrenerek, başta İngiltere olmak üzere hem Orta Avrupa’ya ve hem de Kuzey şehirlerine taşımışlar ve orada tercüme okulları açmışlardı. Bu tercüme ve direkt İslâm alimlerinden öğrenilen ilim ve kitaplarla, yalnızca bir medeniyeti değil; İslâm’ın kaynakları olan Kur’an ve hadisi de Kuzey’e aktardıklarına şahit oluyoruz.  

Bu düşmanlıkların üzerinden yüz sene geçip düşmanlıkların yerini kısmen akıl ve ilme bıraktığı dönemlerdeki Endülüs hayranlığından Avrupalı tarihçiler de bahsediyorlar. Mesela Edward Pococke ve P.M.Holt’un Londra Üniversitesinin Doğu ve Afrika Araştırmaları bülteninde verdikleri bilgiler, bize önemli ipuçları veriyor. The Study of Arabic Historians’ın “Seventeenth Century England: The Background and the Work of Edward Pococke” isimli çalışmada, 17.yüzyılda başta İngiltere olmak üzere, o dönemin bilhassa genç araştırmacıların Endülüs ve Sicilya kaynaklı eserlere, neredeyse moda olmuş ilgisinin detaylarını bize gösteriyor.

Endülüs’süz bir İngiltere’den bahsetmenin çok eksik kalacağı bir hakikattir. Sanayi, demokrasi ve siyasette o günün Avrupası’ndan bir adım önde olmasının yegane sebebinin üstadı olan Endülüs olduğunu ikrara, İngiliz’in nemrutkâr gurur ve enaniyeti maalesef müsaade etmiyor. Onları bu hale getiren “materyalist felsefeye” karşı, hakikati yazmak ve söylemek genellikle başka milletlere kalmış. İnşaallah Avrupa, Amerika ve Avustralya’daki Müslüman çocuklarımızın yardımıyla, Endülüs’ün üstatlığını tüm cihana belgeleriyle, kütüphanelerindeki envanterleriyle ve hakperest Avrupalı araştırmacılarının eserleriyle dünyaya anlatacağımız zamanların çok da uzakta olmadığını düşünüyorum. Berlin’den Şam-ı Şerife gelirken yolumuzun neden Endülüs’e uğradığını merak edenlere tekrar hatırlatırız. Endülüs Medeniyeti Şam-ı Şerifli olduğu kadar, İngiliz milleti ve dili de Kuzeylidir. Yani, Vikinglerin adayı ele geçirmelerinden sonra şu mevcut İngilizce’nin hayata girdiğini enaniyetli İngilizler saklamaya çalışıyorlar. Fakat hakikati bütün cihan duyacaktır. Avrupa’nın kendisiyle öğündüğü ve medeniyetlerinin pişdârı olanların hemen tamamı Endülüs’ün talebeleridir. Endülüs de Şam-ı Şerif’in… Biz ise; Roma’nın varisi olan İkinci Wilhelm’in açtığı ve Bediüzzaman’ın da genişlettiği Berlin-Şam hattını, istikbaldeki nesillerin sahip çıkacakları boyutta dünya efkâr-ı ammesine göstermek istiyoruz.

Okunma Sayısı: 1114
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rauf

    10.2.2020 23:49:29

    Bizim için yepyeni birAvrupa tasavvuru. Tam bin senelik. Mutlaka yeniden yazılmalı. Yazarımız belki de köşe taşlarını koyuyor.

  • Hüseyin Yılmaz

    10.2.2020 23:36:40

    Aynı zamanda kitablaşnasını istirham ederiz...inşaallah...

  • Eren

    10.2.2020 21:58:30

    Batı Avrupa ve Kuzey nurlanmaları (aydınlanma) günümüzdeki hakiki medeniyetin ortaya çılış sürecini ve yolunu ortaya koyuyor. Tebrikler

  • ŞEVKET PAKSOY

    10.2.2020 18:08:02

    Maşaallah..Sürükleyici makaleyi bir çırpıda okuyuverdim. Heyecanlı yolculuk nefessiz devam ediyor. ... Yolculuğun bir sonraki makalesini dört gözle bekliyoruz..

  • Nura

    10.2.2020 15:07:25

    Batı medeniyetindeki ayrışmanın da islam üzerinden ortaya çıkacağını haber veren bir tahlil. Tebrik ediyoruz.

  • İhsan

    10.2.2020 12:31:10

    Bu yazı yeni bir gerçeğe kapı açacak… Okullarda bize bol bol anlatılan Rönesans ve reformun temel olarak İspanya Emevilerine dayandığı gerçeği çok yakın zamanda ilim adamlarının gündemlerine oturacak. Avrupa dillerinde Kur'an ve İslâmiyet hakkında yazılanlar da bu yönde. Bu kulvarda Yeni Asya'yı tebrik etmek gerekiyor.

  • cemal özkaya

    10.2.2020 12:26:15

    endülüs emevi devleti olmasaydı rönesans ve reform hareketleri olmazdı diye avrupalı ilim adamlarınbın ifşaatları da var.

  • Hüseyin

    10.2.2020 09:40:47

    ... Sahi, biz bugün ne yapıyoruz nelerle uğraşıyoruz?biz nerdeyiz .o gün elinden tuttuğumuz bedeviyetten kurtardığımız insanlar nerde.nerdeyiz ve neden bu haldeyiz. Nedenleri bulmamız ve sorgulamamız gerek yoksa tarih bizi affetmeyecek. Bu soruyu her gün kendimize sormalıyız.Bediüzzaman bir müctehid bir mütefekkir olarak o günün şartlarında bugünlerin olmaması için çok çabaladı çileler çekti. imanım yanıyor evladım yanıyor dediğinde salt ahireti değil bugünleri de görerek konuşuyordu.Müslüman alimlerin ve bizlerin bediüzzamanın yaşamından imanından ve eserlerinden öğreneceği çok şeyler var.

  • Hüseyin

    10.2.2020 09:40:08

    şükrü hocam, islam ilim ve medeniyetinin avrupa ve asyada nasıl inkişaf ettiğini, yerleştiğini, kalıcı izler bıraktığını o dönemi ve o dönem müslümanlarının sarsılmaz imanına, dinamik ruhuna işaret ederek günümüzden tarihe bir ufuk bir pencere açmış. Doğrusu da bu. Müslüman atalarımız o günün şartlarında çok güzel işler başardılar göğsümüzü kabarttılar yaptıklarıyla iftihar ediyoruz.Allah onlardan yüzbinkere razı olsun. Evlatları olarak, sarsılmaz azimleriyle teredütsüz imanlarıyla insanlığa ve medeniyete kattığı değerlerle eserlerle hayata tutunuyoruz.Elimizde onlardan başka tutunacak bir dal da yok.. .......

  • Aykan

    10.2.2020 09:13:18

    Kaleminize sağlık. 1. ve 2. Avrupa'yı tefrik eden yazılarınızın devamını bekler, muvaffakiyetler dilerim.

  • Hayati

    10.2.2020 09:00:20

    Avrupa aydınlanmasının İslam köklerine dayandığını belgeleriyle genç kuşaklara anlatacak kitapları yazma vakti geçiyor. Tebrik ederiz.

  • Selim

    10.2.2020 08:13:05

    Bediüzzamanın bahsettiği kişiler ve milletler sıradan olmadıklarından, oların üzerinde titizlikle durmak gerekebilir. Buradaki bilimsel hakikate böylelikle ulşılabilinir.

  • Oğuz yiğiter

    10.2.2020 06:31:21

    Tebrikler,dualar...

  • Ali Tam

    10.2.2020 01:19:46

    Şam ve Berlin iki çok mühim payitaht. İkisi de çok büyük olaylara, ayrılıklara, doymak bilmeyen kurtlara sofra olmuştur. Bu iki tayyib beldede hem bulunması elzem hem de hasretle beklenilen Ahirzamanın pek mühim iki zatı teşriflerine refaketen tarihin seyrine müsbet manada damga vuracaktır. Zira ikisi de ortaya çıktıkları dava ile galibâne tarih yazdıracaklardır. Biri beldeteynde isbat-ı vücudunu kamilen ve galiben tamamlamış diğeri onu takib edecektir. Vakti zamanı geldiğinde kalbgözüyle görülecek vukuatı tafsilatıyla müjdelemek adetten değildir. Biraz sabırlı olalım kimimiz kabirden kimimiz (...) müşahede ederiz.

  • Selim

    10.2.2020 00:40:38

    İspanyadan Berline uzanan Kur'an medeniyetini öğrenmek ve zincirin halkalarini taakietmek hepimizin görevl oldu.

  • Recep Tuna

    10.2.2020 00:33:11

    Inşaallah Sayın hocam Selam ve hürmetler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı