"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhtilalcilerin demokrasi davası olur mu?

Şükrü BULUT
05 Şubat 2024, Pazartesi
İhtilal kelimesi ile demokrasi zıt manalara giderler. Tıpkı istibdat ile hürriyet gibi…

Birisinin olduğu yerde diğeri barınamaz. Türkiye’mizin yarım yamalak demokrasisinin 12 Eylül 1980 de sivil Marksistlerle Kemalistlerin işbirlikleriyle idam edildiğini, önceki yazılarımızda belirtmiştik. Zira bu meş’um ihtilal, demokrasinin kalbi olan meclisi kapatmakla kalmamış, tekrar gelmemesi için partileri kapatarak idarecilerini tam yedi sene rehin almıştı. Ta ki onlara karşı ABD ve Avrupa’daki Neoliberalleri nin programlarını ülkeye hâkim kılana kadar.

Yine önceki yazılarımızda; ANAP ile AKP’nin, tıpkı Uzanlar’a kurdurtulan GENÇ Parti gibi ihtilâl ürünleri olduklarını belirtmiştik. Zira zahiren ellerinde imkân olduğu halde 12 Eylülün bütün programlarını devam ettirdiler ve ihtilal anayasasıyla devleti idareye devam ediyorlar. İhtilal anayasasını seve seve uygulayan bir hükümetin ihtilâl mahsulü olmadığını iddianın mantık yoksunluğu olduğunu da biliyoruz. Bu yazıda üzerinde durmak istediğimiz hakikat ise; iktidardaki müstebitlere demokrasi için alternatif olduklarını iddia eden muhalefet partilerinin bu önemli esası göz ardı etmeleri hususudur. Hem ihtilâle itiraz ve hem de, geçen kırk küsur senelik zamandaki siyasi hadiseleri “ demokrasi varmışçasına” değerlendirmenin de mantıksızlık olduğunu kabul etmeliyiz. Zira hem bazı partilerden ve hem de bazı cemaatlerden şu hususu çok işitiyoruz. “… ihtilale karşıyım ama ANAP veya Özal’ı da benimsiyorum… Hatta Tayyip Bey’in de ilk zamanlardaki icraatları güzeldi…” Her ilmin, işin ve hatta ibadetin belli kuralları, prensip ve şartları vardır. O şartlar yerine getirilmediğinde, hepsi battal olurlar… Tıpkı İman ve İslam’ın şartları gibi demokrasinin de şartları vardır. İbadeti bozan şeyler vardır. Abdestsiz namaz kılmak veya namazda hadesin vukuu ibadeti bozduğu gibi; demokrasilerdeki meclislerin yasama yetkileri, yargının bağımsızlığı, muhalefetin varlığı ve vekilin temsil hakkı ortadan kalktığı anda, demokrasi de bitmiş olur.

Demokrasiye inanmadan parti kurarak siyasi arenalara çıkanlara “demokrasi münafığı” demenin yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Yani demokrasiyi ictimaî bir itikad olarak kabul etmeyenlerin ihtilâlcilerden farkı kalmıyor. Allah göstermesin; gücü eline geçirdiği anda bütün irade ve hürriyetlere son verecektir, demektir.

İslâm âlemindeki cehaletin yol açtığı fukaralık ve fukaralığın da tahrip ettiği ahlâkla sosyal hayatımızı kaosa çeviren Müslümanların din adına yaptıkları fecaatleri görüyoruz. Demokrasinin; başta siyasilerimizce ve daha sonra bu siyasileri destekleyen halkımızca öğrenilip doğru yaşanmamasından da sosyal kaosları yaşıyoruz. İlginç olan yanı ise; müstebitlerin bu cehaletimizden yararlanarak kırk küsur seneden beri bizi şu labirentlerde tutsak tutmaları değil mi?  Yani; dünyamızı güzelleştirecek demokrasiyi de, ahirette bizi kurtaracak İslâmiyeti de bilemiyoruz. Hoş olmayan ciheti ise; cehaletimizi başkalarına bilgelik olarak pazarlamaya kalkışıyoruz.

Demokrasi sosyal bir inançtır. Bir hayat biçimidir. Temel paradigmalarına inanmayanlar demokrat olamazlar.

Demokrasilerde ırkçılık yaşayamaz. İnancını başkasına cebri yollarla telkin de olamaz. Irklara veya dillere bağlı siyasi partiler de kurulamaz. Hedefi daha çok dünya saadeti olduğundan partiler; insanlara hizmetin usullerinde ayrışırlar. Fakat bütün partiler tabiatları gereği ihtilâle karşı durmak zorundadırlar. Tıpkı teröre karşı durdukları gibi. Günümüz Türkiye’sini idare eden AKP’nin; 12 Eylülün içindeki BALANS Ayar’ından sonra hayat bulduğunu kim inkar edebilir ki… AK saçlılara ESKİCİ, kara saçlılara YENİLİKÇİ etiketini vurarak sahneye çıkaranları inkâr edenleri, tarih mahcup ediyor.

ÖZALİZM yazımıza gelen serzenişler, Müslümanlar olarak dindarlık ile demokrasiyi karıştırdığımızı gösteriyor. Mesele dindarlık ise; AKP kurucuları ANAP’ın kurucularından daha dindardırlar. Yüzde ellisi hoca ve hafız… Fakat görüyoruz ki, merhum Özal’ın şahsi kemalâtı, onu Marksist sosyalistlerle Kemalistlerin ortaklaşa gerçekleştirdikleri ihtilâle yardımcı olmaktan alıkoyamamış… Bu yaklaşımımızı mübalağa görenlere, inşaallah 12 Eylülcülerin ve partilerinin program olarak Marksist Sosyalizmi esas aldıklarını isbat etmeye çalışacağız…

Okunma Sayısı: 1262
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin Yılmaz

    9.2.2024 00:25:27

    Çok güzel istifade edilecek bir yazı, kalemine sağlık.

  • Mustafa

    5.2.2024 23:05:02

    Şükrü bey çok değerli bir analiz...Tebrik ediyorum..Devamını bekliyoruz..

  • SEFER AKGÜL

    5.2.2024 15:30:57

    Deccalizm demokrasi de istemez.Hukuk da tanımaz.Despotizm sadece rol icabı hak-hukuk-guguk der.

  • Hüseyin T

    5.2.2024 10:52:21

    12 Eylül ihtilali Türk demokrasisi için ağır bir tahribat ve acı faturaydı.aradan 34 yıl geçmesine rağmen hala o despot ve zalim yönetimin getirdiği yaslar ile idare ediliyor olmak bile büyük bir zül değil mi???

  • İsmail özdemir

    5.2.2024 09:11:57

    Tebrikler,olması gereken, Risale-i Nur’un anlayışına uygunluğu,bu günkü yeni asya bildirisine bazı yönleri uyuşmuyor.

  • Ahmet

    5.2.2024 09:08:56

    Demokrasinin temel ilkelerini dillendiren akıcı makalenizden dolayı özellikle tebrik ediyorum..

  • Oğuz Yiğiter

    5.2.2024 08:09:54

    Kalemine, yüreğine sağlık Şükrü Hocam. Seksen sonrası "dağıtılan ve şaşırtılan demokrat misyonve ahrar hareketinin" bir türlü toparlanamamasının sebebi; nur talebelerinin kahir ekseriyetinin seksen sonrası müthiş bir zihnî iğtişaşa uğraması ve bunun sair ehl-i imana maalesef çok kötü biçimde yansıması. Şimdilerde ise, bilhassa 15-20 temmuz rejimiyle yeni asya bünyesinde dahi bir kısım zihinler örtülü ve perdeli bu çizgiyi benimser hale gelmeleri çok hazin. Hutuvat-ı sitte'deki sultan vahdettin-anadolu hareketindeki üstadın hizalanmasını gözden kaçırmamak lâzım...

  • Mustafa coban

    5.2.2024 05:49:35

    Batil yol takipçilerinin bizi rahat birakacaklarını beklemiyoruz.kendi gündemimizi kendimiz belirleyecegiz.onlar bizim peṣimizden koṣsunlar.bir yumruk yemek var birde yumruga verecegimiz karṣılik var.12 eylül tarafindan yerle bir edilen tarla daha güçlü olarak ayaĝa kalkabilmiṣtir inşallah

  • Demokrat Avrupa

    5.2.2024 02:02:11

    Demokrasi küfür rejimidir diyenlerin, demokrasinin nimetlerinden faydalanarak “demokrasi münafıklığına” soyunmaları gayet normal değil mi? Diğer taraftan demokrasinin mahiyetini tam manası ile anlamayan seçmenlerin demokrasi konusunda samimi olmayan siyasileri deşifre edememeleri de normal değil mi?

  • S.topuz

    5.2.2024 01:46:49

    "Menfaatı esas tutan siyaset canavardır Menfaat üzere çarkı kurulmuş olan siyaset-i hazıra; müfteristir, canavar. Aç olan canavara karşı tahabbüb etsen; merhametini değil, iştihasını açar. Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Sözler - 707

  • S.topuz

    5.2.2024 01:43:20

    Muhalefette oldukları zamanlarda, "Demokrasi küfür rejimidir, AB Hırıstiyan kulübüdür" diyerek maydan maydan dolaşarak ve Millî ve Manevî değerlerimizi de su-i istimal edip aşındıranların Demokrasi iddiası veya propagandası ne kadar inandırıcı ve samimî olur? Onun Cevabını da Vatandaşlar sandıkta vermeli, daha çok gecikmeden. Çünkü kaybeden bizleriz, hepimiziz! Bu kadar zaman kaybı ve Millî Servet kaybımız artık yeter! Vatandaş her geçen gün daha da fakir hale gelmekte! Vatanını ve Vatandaşını sevdiğini iddia edenler gerçekten samimî iseler, bir an evvel bu tersine gidişata bir ÇARE bulmalılar! Mesela Vekiller HÜKUMETİN düşmesine istifalarla yardımcı olabilirler en azından. Belki Siyasîler daha kolay bir yol da bulabilirler! Sorunlara çözüm üretemeyen, kendisi de gidebilir! Bu da büyük bir erdemlikdir siyasette! Bunun örnekleri Avrupada çoktur ve ayıpda değil, Demokrasinin bir özelliği de bu olsa gerek, şayet Demokrat kalan varsa? Allah c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah, Amiiin.

  • Süleyman

    5.2.2024 01:12:14

    Işte sorulması gereken doğru sorular ve işte perdenin arkası, tebrik ederim, Allah razı olsun

  • Mustafa Said Kara

    5.2.2024 01:00:44

    Merhaba. Bu iki sorumu yayınlarsanız sevinirim. 1- Dini kavramlar ile demokrasiyi izah etmek doğru mudur? 2- Üstadımız "demokrasiye iman etmek" veya "demokrasi münafığı" gibi kavramlar üretmiş midir? 3- islam ülkelerinde islam adına işlenen fecaatler nelerdir mesela? Teşekkür ederim.

  • Hüseyin

    5.2.2024 00:32:42

    Hocam ihtilalcilik devam ediyor. Demokrasi düşmanı iki partinin reyleriyle, anayasa askıya alınıyor ve meclis yok ediliyor. Evet, ihtilal devam ediyor.

  • Semanur Tunoğlu

    5.2.2024 00:29:22

    Şükrü abi yazınızı okudum. Marsizmden ziyade kapitalizm ve liberalizmin dünyayı getirdiği yere işaret ediyorsunuz. Ama bunu marksistlere yüklüyorsunuz. Marksizm tabiki masum değil. Savunmuyorum. Ama bugün sadece afrika kıtasından örnek verecek olursak, yarısını fransa diğer yarısını da ingiltere asırlar boyunca sömürmedi mi? Bu sömürü marksizm adına değildi. Kapitalizmin ve liberal ekonominin çarkını çevirmek içindi. Ve bugün afrika kıtası en çok açlık çeken, Aids virüsü olan, temiz suya ve sağlık tedavisine erişemeyen bir konumda...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı