"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Komünizm ölmedi, sokaklarımızda dolaşıyor...

Şükrü BULUT
05 Mart 2021, Cuma
Bir önceki yazımızda, sosyalizmin global dönüşünden bahsetmiştik.

Bazı okurlarımız haklı olarak; “Bir yere gitmemişti ki, geriye dönmüş olsun. Zaten aramızdaydı” diyorlar. Evet, aramızdaydı, fakat hâkim cereyanlar onu öldü diye ilân etmişlerdi ve Sovyetler’in dağılmasıyla birlikte hakikati olmayan bir “defin merasimiyle” dünyaya göstermiş oluyorlardı. Bunların doğru olmadığını, maksatlı bir şekilde komünizmin birkaç devletin yönetim biçimi olarak dünya kamuoyuna lanse edildiğini, daha önce de söylemiştik. Komünizmin veya Marksizm’in bittiğini yazıp-çizen iki sınıf vardı. Hadiselere “ahir zaman” perspektifinden bakamayan muhafazakârlar… Propagandalardan etkilenmiş ve öldüğüne sevinen bu grubun mazereti cehaletinden ibaretti. Fakat diğer guruba gelince; Marksizm’in ihtilâlci sosyalizm, komünizm, Bolşevizm veya Maoizm kimlikleriyle yaptığı katliâmlara ve sebep olduğu büyük cinayetlerden dolayı, bu tahripkârların kimliklerini bir-iki kuşağa unutturmak istediklerinden  bu  “ölüm şayiasını” çıkarıyorlardı. 

Peki, hakikat ne idi?

Komünizm veya diğer türevlerinin teşkilâtlanıp devlet olma diye bir dertleri yoktu, devletçi gelenekten gelen milletimize öyle anlatıldı ve biz de öyle anladık. Materyalizm felsefesi Yaratıcıyı inkâr ederek bütün semavî dinlerin inançları ve hayat biçimleriyle savaşmayı temel kural edinmişti. Yani yaratılışı, insanı ve her şeyi bilim, para, kuvvet ve teknoloji ile değiştirebileceğine kendisini inandırmıştı. Tıpkı Nemrut gibi, Firavun gibi… Materyalizm girdiği yerde dinsizliği din olarak  ilân ediyordu ve kendisine tapanları; ırk, sınıf, cinsiyet ve coğrafya farkı gözetmeksizin kabul ediyordu. Müslümanların “din kardeşliği” veya “ümmet olgusunu” tedai edecek bir yaklaşımdı. İnsanlardan kendi yalanlarına veya hayâllerine inanmalarını istiyordu: Aileyi, mahremiyeti, kan kardeşliğini, mülkiyeti, seyahati, hürriyetlerin her çeşidini ve daha doğrusu fıtratı reddediyordu.

İhtilâlci sosyalizmin Troçki ve Lenin döneminde Rusya’da “Komünizm” adına yaptıkları insanlık için müşahhas örnekler teşkil etti. Kadını ekonomiye kazandırmak için kurulan çocuk çiftlikleri, proletarya ile kaldırılan mülkiyetler, Komünist Partiye bağlılık ve sadâkat nispetinde dünya cenneti, partinin kurallara bağladığı kadın erkek münasebetiyle “nikâh” da kalkmış ve hamamlarda iki cins bir araya getirilmişti. Partinin kutsallarının dedikleri dışında doğru yoktu. Tarih ve töre uydurulmuş safsatadan öte bir şey değildi. Sanat ise bu barbar ideolojiye faydalı ise vardı, yoksa burjuvanın kokmuş zevkiydi. Dikkat ederseniz, büyük bir yapının yalnızca birkaç taşından bahsettim size.

Eğer komünizm bir ideoloji veya din, mensuplarının hedefi fıtratı bozmak ve bütün insanlığı bu ideolojiye bağlamak ise; bu meselede devletlerden, milletlerden, siyasî partilerden, uluslar arası kuruluşlardan ve sabit yapılardan bahsetmemiz, yalnızca boşa zaman harcamak sayılmaz mı? Dehşetli öldürücü bir hastalık gibi kanımızdan ve canımızdan olan çocuklarımızı bize düşman edip, hayatımızın bütün kazanım ve kutsallarını bu düşmana teslim eden evlâdımızı bu bulaşıcı illetten nasıl kurtaracağımızı düşünelim. Yirmi yaşına kadar, tasvir edilemeyecek fedakârlıklarla büyüttüğümüz çocuklarımızın inançlarımızla alay etmeleri, iffet ve nikâha inanmamaları ve hatta hayvanlardan öteye kaçmış “hürriyetlerini” kısıtladığımızdan bize düşman olmalarını komünizme bağlayacaksak, sakın komünizm öldü diyenleri bulunduğunuz ortamda konuşturmayınız. Anne-baba olarak gördüğünüz gibi hazan mevsimlerini yaşıyoruz. Komünikasyon devriminden yararlanan “sivil komünizm” , dedelerimizin yüz senede işlemeye imkân bulamadıkları günahı, yavrularımıza bir günde ulaşma imkânı veriyorlar.

Komünizm sokaklarımızda dolaşıyor. Doğrudur, yanlarında orak-çekiçli bayrakları yok. Partizan üniformaları da yok, üzerlerinde. Fakat ihtilâlci Troçki’nin yüz sene önce M. Kemal’e yaptığı tavsiyelerin o kadar ötesine geçtik ki; sosyalizmin temel kurallarını Millî Eğitim Bakanlarının direktifleriyle müfredatlara koyduk. Belediye başkanlarımız, bazı Avrupa şehirlerinde olduğu gibi, “kadın-erkek” karışık yüzme havuzları için kolları sıvadılar. Lüks otellerin barları ve yüzme havuzları “kızıl Moskof’a” votka patlattıracak kadar komünistleşti.

Gördüğünüz üzere komünizm veya sosyalizmin siyasetle hiçbir işi yokmuş. Siyasetle durdurulacak bir veba da değilmiş. Çünkü her insana farklı bir yoldan bulaşan bu hastalığın yegâne çaresi “Allah’a ve ahirete” iman imiş. Ciğerparelerimizi elimizden alan, güzel yurdumuzun dört bir yanını fuhuş haneye çeviren, kahraman Türk milletini karın tokluğuna çalıştırıp elindeki-avucundakini gasp eden, bin seneden fazladır aynı zevkleri, kaderi ve imanı paylaştığımız Türk olmayan kardeşlerimizle bizi düşman eden ve annelerimizi de sabahın karanlığından akşamın alacasına kadar bir lokma ekmek peşinde koşuşturan komünizmi ne siyaset ile ne asker kuvvetiyle, ne diplomasi ile ve ne de bir başka fizikî metot ile durdurmamız mümkün değilmiş, anladık.

İçinde bulunduğumuz gayet tehlikeli vaziyeti anlatırken, tarihimizin tecrübe ile gösterdiği başarılarımızın metotlarını da yazacağız. Dünyanın beşte üçünü; Rusya, Balkan, Çin, Küba ve daha başka irili-ufaklı devletleri kullanarak üzerimize gelen komünizmi Allah’ın izniyle püskürtmüşüz. Gel gör ki, “dün dünde kaldı”. Bu günün silâhı, metodu ve stratejisini hem siyasetçiler, hem komünizm sermayesiyle mideleri dolduğundan takatsiz kalan sivil-toplumlar ve hem de hâkim medya cereyanıyla hipnoza yatırılmış bir kısım halkımız; Kur’ân şakirtlerini bu kudsî mücahededen alıkoyuyorlar. Ahir zamanın bu dehşetli dinsizlik cereyanına karşı çalışacak insanlarımızı, enerjimizi, sermayemi#zi ve zamanımızı; elimizle bize zayi ettiriyorlar. Bediüzzaman’ın bir asra yakın öteden bize verdiği mesajı tekrarlayarak, mevzumuzu bir başka yazı ile bitirelim, inşaallah.

“Çünkü dinsizlik Rus’u, şimdiye kadar yarı Çin’i ve yarı Avrupa’yı istilâ ettiği halde, bize karşı tecavüz ettirmeyip tevkif ettiren, hakaik-i imaniye ve Kur‘âniyedir. Yoksa Rusların tahribat nev’inden manevî kuvvetlerine karşı adliyenin binden birine maddî ceza vermesiyle; serserilere ve fakirlere, zenginlerin malını peşkeş çeken ve hevesli gençlere ehl-i namusun kızlarını ve ailelerini mubah kılan ve az bir zamanda Avrupa’nın yarısını elde eden bir kuvvete karşı, ancak ve ancak manevî bombalar lâzım ki, o da hakaik-i Kur‘âniye ve imaniye atom bombası olup o dehşetli solculuk cereyanını durdursun. Yoksa adliye vasıtasıyla yüzden birine verilen maddî ceza ile bu küllî kuvvet tevkif edilmez.” (Emirdağ Lâhikası, s. 310)

Okunma Sayısı: 2801
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet

    13.3.2021 23:43:38

    " [...] Eğer komünizm bir ideoloji veya din, mensuplarının hedefi fıtratı bozmak ve bütün insanlığı bu ideolojiye bağlamak ise; bu meselede devletlerden, milletlerden, siyasî partilerden, uluslar arası kuruluşlardan ve sabit yapılardan bahsetmemiz, yalnızca boşa zaman harcamak sayılmaz mı? [...]"... Sovjetler birliğin ve eş değer sistemlerin devlet bazında yıkılmalarıyla beraber "elle tutunacak" ve "gözle görünecek" bir cisim ortadan kayboldu. Bir cismin yıkılması ideolojinin yıkılması anlamına gelmemekle beraber bu zamanda yeryüzünde aslında tam zıttına daha da artmış durumda. BSN dediği gibi, çocuklarımıza imanı aşılamazsak, o vakit her an kaybetme korkusunda yaşamamız süpriz bir olay olmaması lazım

  • Eddai

    6.3.2021 12:21:54

    3) Insani diger mahlukattan ayiran özellikler, dimagi ve vicdani deyilmi, bozuldugu zaman esfeli-safiline düsüyor „insan“. Enfüste her insan, dimagini ve vicdanini Kur‘an‘a ve Sünneti Seniyeye ittiba ederek, kendi Zülkarneyni olabilir. Dimagini malayaniyattan terklerle ve vicdanini takvayi esas tutmakla kendi Zülkarneyni, Risale-i Nur‘larin düstürlarina azami derecede uymak ve yasamak ile Kiyamete kadar devam edecek küfür mücadelesinde, Ahirzaman Zülkarneyn‘in (Kur‘an‘in sahsi manevisi) insaa ettigi sette suurla hizmettde bulunmak….. Mutlak hakimiyet Cenab-i Allah‘a aittir. Yazinizi tebrik ediyoruz

  • Eddai

    6.3.2021 12:21:25

    2) Kur'an'i Kerimde gecen kissalara, tarihte yasanmis bitmis nazariyla bakarsak, yol alamayiz. Her asra baktigi gibi, bize de bakiyor. Peki Zülkarneyn meselesi bize nasil bakiyor? Deccal(iyetin) ve Süfyan(iyetin) karsisinda Ahirzaman Zülkarneyn'i Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur'lar ehli imana ve insanliga hücum eden fesat ve hercü merc karsisinda bir set vazifesi görüyor. Yecüc afaki (örnegin gida üzeri, faiz,televizyon, malayaniyat seyler ile, vs...) dimaga tahribat yapiyor , mecüc enfüsi (acik saciklik, sapiklik, feminizim hareketi (gender), küfre götürecek günahlarin serbestiyeti, vs…) vicdana tahribat yapiyor.

  • Eddai

    6.3.2021 12:21:10

    1) Deccaliyetin mahiyetini ve hakikatini tanimayanlar elbette son 60 sene icerisinde Komünizmin münafik libasinda yasadigini elbette göremiyecekti. Sebebini makalenizde tartisilamiyacak aciklikla ifade etmissiniz. Cok önemli bir soru: "Bu durumda milletimiz de imani bir eylem planı mı hazirlamasi lazim ne dersiniz?" Risale-i Nur'lar bu plani ortaya koyuyor, söyleki; Deccaliyet dünyayi hercü merc ediyor. Peki Insanlik tarihinde hercü merc etme vasfi kime verilmis? Yecüc ve mecüce verilmis. Bunun karsisina Cenab-i Allah kimi görevlendirmis? Zülkarneyn (iki zülüflü) Ünvanina sahip "yemen padisahi...."'ni.

  • Erdoğan Dinç

    6.3.2021 09:32:24

    Başlığa bakınca Ezberimizi mi bozuyorsun, diye düşündüm. Fakat örnekleri verince, pratik hayatta dünyanın, az çok, her yerinde yaşadığını görüyoruz. Maalesef her ülke halkı bu sistemi, 'zehirli bal' gibi yaşıyor.

  • Nura

    6.3.2021 08:54:25

    En büyük hata dediğiniz gibi bu durumu inkar etmek olur. Zamanında Avrupanın bu illete karşı İslam dan medet istediği gibi, bizde İslamdan medet ummalıyız.

  • Demokrat Avrupa

    5.3.2021 21:07:05

    İlk başlarda açıktan mücadele metodunu seçen Komünizm anlaşılan o ki Süfyaniyetten ders almış ki, artık münafıkane hareket etme yolunu tercih ediyor. Yeter ki insanlık uyanmasın, şeffaflıktan uzak, sisli, kaos ortamı devam etsin...

  • Ismail

    5.3.2021 20:04:29

    Demek ki Büyük oranda Solculuk cereyanları içinde Vatan Millet ve Dine hücumlar ediliyor! Simdide aynı hal bütün şiddeti ile Devam ediyor?

  • Muhammed Said

    5.3.2021 18:32:21

    Deccaliyet tüm insanlık zararına bilhassa da İslam zararına olan izimleri çatısı altında toplamış. Yazıda çıkan mana bu. Bundan dolayı deccaliyeti deşifre edecek, onun siperlerinden gelen zararları minimize etmek için ata ot ite et atan, attıran Risale-i Nur’u çok okumalıyız. Ama bu dahi yetmez sahaya inmeli. Saha inerken de çok dikkatli olmalıyız. Hangi açıdan? Onu sahaya indiğimizde, imana muhtaçlarla karşılaştığımızda göreceğiz. Ama illaki sahaya, hizmete koyulacağız. Başka çaresi yok. Okumayan kaybeder. Okuyup sadece kendini nurlandıran kaybeder. Oturan kaybeder velhasıl. Hizmet dışarda. Zira deccaliyetin tüm renkleri dışarıda fink atıyor.

  • Osman

    5.3.2021 16:19:05

    Küfür devam eder zulüm devam etmez Bu mücadele kıyamete kadar sürecek Önemli olan biz neredeyiz İmanın tarafındamıyız Küfrün tarafındamıyız Tarafınızı seçin

  • Hüseyin

    5.3.2021 13:39:37

    sınırsız,sınıfsız,sömürüsüz bir dünya özlemiyle yola çıkan komünist manifesto , kitlelere refah , kurtuluş ve özgürlük umudu olma arzusuyla iddiasıyla doğdu. Üretim araçları üretenlerin olacaktı. ezilmeyecek, ezmeyecek eşitlik ve özgürlük vaatleriyle toplumlar aldandı/ aldatıldı. Geniş halk kitleleri, komünist sistemlerin, fıtrata, yaradılışa, inanca ters olduğunu, adil olmadığını /zorbalıktan başka yöntem tanımadığını anladıklarında iş işten geçmişti. Insanın iradesine, ruhuna, ahlakına ve inancına ters, korku/ baskı ve zulüm ile hükmetmekten başka bir yöntem tanımayan komünizm, çin ve k.kore gibi despot ve totaliter yönetimlerin zorba metotlarıyla suni olarak yaşatılsa bile, insanlığın kollektif bilincinde özne olan insanı, nesne meta derekesine düşürmesiyle, adaleti ahlâkı ve ahireti yok saymasıyla, korkunç ve dehşetengiz zulümleriyle, yayılmacı emelleriyle  hatırlanacaktır.

  • Mustafa coban

    5.3.2021 13:19:00

    Komunizm mutlaka yok olacak zira batil bir duzen.bazen şekil değiştiriyor.kapitalizmin karşisina bir alternatif gosterip halk yıginlarıni aldatıp oyalayip hükümlerini sürdürecekler.taki biz uyanana kadar.bir alum gecen bir çocuk orneği verdi.babasi eavucuna bir şey saklar.çocuk babadini kovalar .elindekini almak icin.babasi bir zaman sonra elinu açar eli boştur.insanlar siyasal islam hilafeti geri getirecek diye hayallerin,hayaletlerin peşinden koşarlar,ama sonuç hazandir,elemdir.komunuzm de buyuk şeyler vaad etti ama sonuc hüsran.hayirli cumalar diliyorum herkese

  • Nadir Pamukcu

    5.3.2021 12:55:04

    Bu durumda milletimiz de imani bir eylem planı mı hazirlamasi lazim ne dersiniz?

  • Selim

    5.3.2021 12:13:11

    Evet üstadım. Fikir ancak fikir ile mağlup edilebilir. İnkarı imandan başka bir şey mağlup edemediği gibi. Allah razi olsun.

  • SALİH

    5.3.2021 11:04:49

    Önemli olan hastalığın teşhisidir. İnkâr-ı Uluhiyet fikri her ne kadar elbisesini ve renklerini değiştirse de, Elhamdülillah Risale-i Nur onu bütün kimlikleriyle efkârıammeye gösterebiliyor. Yeter ki onları dikkatle ve harici tesirlere kapılmadan okuyalım.Süfyanın yardımıyla kurulan mekânlarda ve verdiği imkânlarla komünizmi deşifre etmek çok da kolay değil. Buna dikkat edile...

  • Sertaç Lüser

    5.3.2021 09:28:02

    Deccalin çorbası'nın tatlılığı tüm kurumları etkisi altına almak isterken,hevesli olan şahıslar, fikir babalarından daha iyiye götürdükleri yapılanmaları kontrolsüz olarak sürmekte ve hedefi tutturmaktadırlar.Fakat biz Kur'an hakikatleri ile Kur'an iklimini özlerken, ehl-i imanında hakikat kolonlarını tahrip edici davranışlardan kaçınması adına dua ve uyarılarımıza devam edeceğiz.Üstadımız bunu en iyi yazarak ve neşrederek yapmış bizde neşire devam edeceğiz inşALLAH.

  • Niyazi N.

    5.3.2021 08:30:20

    Evet, batılın hak ile, küfrün imanla harbi ve mücadelesi kıyamete kadar devam edecek, deccaliyet ve dinsizlik şahs-ı manevisi de değişen libas kreasyonları ve estetik cerrahileriyle kıyamete kadar hep var ve aktif olacak.

  • sefer hoca

    5.3.2021 08:08:14

    Ebu Cehiller ölmedi Ya Resulellah Ebu Cehiller kıtalar dolaşıyor. A.Nihat Asya.. Aynen böyle maalesef.

  • İhsan

    5.3.2021 08:01:09

    Kıyamete kadar insanlık ve Kur’an ile mücadele edeceğini Efendimiz haber vermiş. Onun öldüğünü söyleyenler yanıldılar ve bilmeden deccale yardımcı oldular.

  • Sezai MUMCU

    5.3.2021 08:00:49

    Komünizm'in ölmemis olmasi bir vakiadir. Iste Çin! Bu olay bana bir rüyami tedai ettirdi. Süfyanizm'in bas aktörü Süfyan'i kendi öz sureti ve sesiyle rüyamda gördüm bana "Ben ölmedim Istanbul'da yasiyorum" dedi. Islam Deccali (Süfyan ve onun muhtelif fertleri)) ve Kefere Deccali (Komünizm ve onun muhtelif fertleri) Ancak Hz. Isa AS ve ona tabi muhtelif fertlerin eliyle öldürülebilir/SON VERILEBILIR diye itikadimiz var.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı