"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millet İttifakı bitti mi?

Şükrü BULUT
10 Haziran 2024, Pazartesi
Bazılarına göre bitti. Bazıları da devam etmekte olduğunu söylüyorlar.

Mahallî seçimlerin üzerinden zaman geçmesine rağmen, zihinler berrak değil. Belki de müşevveşiyet, demokrasi peşindeki halkımızın “Millet İttifakı”na atfettiği mana ile ilgili olmalı… Millet İttifakı’nı; şahıslardan, partilerden, palyatif tedbirlerden ve iktidar ittifakına muhalefetten bağımsızca, “milletin demokrasiye geçebilmesi” olarak telakki edenlerin zihin dünyasında Millet İttifakı devam ediyor. Fakat 12 Eylül İhtilâli’nin bir neticesi olan şu sivil komite diktatörlüğünü belli partilere ve şartlara bağlayanlara göre, elbette Millet İttifakı dağılmıştır. Zira ortada eski ortaklar ve taraflar mevcut değil.

Mevzunun çekirdeğine temas etmeden önce bir noktayı nazarlarınıza takdim etmek istiyoruz. Demokrasinin; ülkenin bütünlüğüne, birlik beraberliğine ve zaman üstü tesirine inandığımızda; labirentlere hapsolmuş tarafgirler gibi, partileri ve şahısları karşımıza almayız. Hedefimizi geniş tutarak; ülkeyi, milleti, geçmişi ve geleceği nazara alarak medeni ve demokratik dünya ülkeleriyle teknik manada entegre olmayı esas alırız. Demokrasi güneşi doğduğunda, istibdadın cehalet karanlığında bıraktığı milyonlar, hakikati öğrenerek demokrasiye koşacaklardır. Ülke insanlarının yüzde sekseninden fazlasının bu “demokrasi” nimetini bilemediğini, maalesef nazara alamıyoruz.

Geçmişi yargılamak kolay olmadığı gibi, geçmişe takılanlara da fazla bir şey kazandırmıyor. Millet İttifakı’nın, Türkiye demokrasisinin bir başarısı olduğunu, önceki yazılarımızda da belirtmiştik. Bu ülkeyi sevenlerin, o başarıda hissesi olanlara dua etmesi gerekir, bizce. Hatta bir adım öteye giderek şunu da söyleyebiliriz: Global sosyalistlerin 12 Eylül ile ülkeyi soktukları dehşetli cendereden ülkeyi çıkarabilmek için, daima rakibi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin kadroları arasına, demokrasiyi milletin meclisinde savunacak insanların vekil olmalarını sağlayan DEMİREL’in hedefi elbette demokrasi idi. Bu yüksek zekâvetin, ince detayın ve siyasi dehanın herkesçe doğru anlaşılmasını beklemek büyük saflık olur. Demirel’in demokrasi için yaptığı bu fedakârlığı Kemal Kılıçdaroğlu da yaparak, milletin ve tarihin kendisinden beklediği siyasi kahramanlığı göstermiş oldu. 12 Eylül’ün idam ettiği, demokrasi peşindeki köklü siyasi hareketleri miletin meclisine taşıyan Kılıçdaroğlu’na teşekkür etmeyen vekillerin; hem kimlikleriyle hem de demokrasi iddialarıyla ters düşeceklerini herkes biliyor. Ve anamuhalefetin yardımıyla Millet Meclisi’ne gelebilmiş veya belediye meclislerine girebilmiş siyasetçilerin demokrasi mücadelesi vermemelerini de, millete ve demokrasiye vefasızlık addederiz.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Eski hal muhal.” Tekrar Millet İttifakı’na dönülür mü? Veya bu isimde ısrara gerek var mı? Maksat demokrasi ise; bütün ülkeyi, ülkenin demokrasiye muhtaç insanlarını, siyasi partileri, dinî cemaatleri ve sivil toplumu kucaklayacak manada bir “DEMOKRASİ İTTİFAKI”na gitmek daha güzel olmaz mı? Bazı demokrasi sevdalı yazarlarımız, on beş sene önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu ittifaka gidilmesinin gerekliliğini yazdılar. Geçmişe dönüp takılmamak için, önce “kader” diyoruz. Ve sonra da, zamanın bu ittifakları ancak olgunlaştırabildiğini söylüyoruz. Gecikmiş olabiliriz, fakat zamanı asla geçmiş değil…

Büyük davaların, fani şahısların omzunda uzun süre kalmadığına tarih şahittir. Fakat tecrübeli, samimi ve fedakâr dava adamları, işleri yüzde elli dolayında kolaylaştırırlar. 12 Eylül senaryosunu milletimiz için hazırlayan küresel sivil sosyal Marksistlerin en büyük başarısı, kuşaklar arasındaki köprüleri insafsızca bombalamalarıydı. Ve yenilerin “değişim” duygularını dehşetli devrimlerinde kullanarak, milleti; geçmişinden, tecrübelerinden, hafızasından, geleneğinden ve daha doğrusu insani değerlerinden mahrum bıraktılar. (Ak saçlılar/Yenilikçiler tiyatrosunda olduğu gibi, her sosyal yapıda oynandı, bu çirkin oyun.)

Mahallî seçimlerin demokrasiye açtığı pencereleri doğru değerlendirmek gerekiyor. Dünyanın genel gidişatı da Türkiye demokrasisine yardım edecek yörüngede seyrettiğine göre, bu milleti ve vatanı sevenlerin, ülkenin bağımsızlığı için üzerlerine düşeni yapmaları gerekiyor. Önce demokrasiyi doğru tanımlamamız, sonra demokratların ortak paydalarını sağlam belirlememiz ve daha sonra da “milli birlik beraberliğin” önündeki anlamsız engelleri fedakârlıkla kaldırmamız lâzım.

Bu önemli mesele üzerinde, inşaallah durmaya devam edeceğiz.

Okunma Sayısı: 1366
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    10.6.2024 14:06:51

    [Dünyanın genel gidişatı da Türkiye demokrasisine yardım edecek yörüngede seyrettiğine göre, bu milleti ve vatanı sevenlerin, ülkenin bağımsızlığı için üzerlerine düşeni yapmaları gerekiyor. Önce demokrasiyi doğru tanımlamamız, sonra demokratların ortak paydalarını sağlam belirlememiz ve daha sonra da “milli birlik beraberliğin” önündeki anlamsız engelleri fedakârlıkla kaldırmamız lâzım.] Evet, aynen katılıyorum. Tecrubeli, Vatansever, Hakperest ve Demokrat Siyasîler cesurca bir adım öne çıkarak, acele MESELELERİMİZE çare olup, yeni ve kucaklayıcı ve güçlü bir "DEMOKRASİ İTTİFAKI"nın önünü açmalı! Genci ve yaşlısıyla. Çok geç kaldık, daha fazla gecikmeden! Bravo Sayın KLIÇDAROĞLU, sen Allah'in izniyle elinden geleni esirgemedin! Bırak HÂLIK ve HALK bilsin de "BALIKLAR" BILMESİN! MEMLEKETİN GELECEĞİ İÇİN DEVAAAM, bi Iznillah!

  • Rauf

    10.6.2024 13:49:25

    Hayatı günübirlik yaşayan bir toplum ve değerlendirmelerini toplumun bu yapısına göre değerlendiren aydınlarımıza bakınca; tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş deyiminin tipik bir örneği diyorum. Yorum ve tahliller; ufuk açıcı, yol ve yön gösterici olmalı.

  • Zeliha

    10.6.2024 12:43:57

    Atılan demokrasi tohumlarının yesermesini bekliyoruz inşaallah. Çekilen hiç bir sıkıntı boşa gitmesin. Uyanık olanların sayısı çoğalsın. Bizi de uyandırsın inşaallah.

  • Aykan

    10.6.2024 12:14:21

    Bakış açısı gayet isabetli. Partiler bazında değil ahrarlar bazında meseleye bakıp, hürriyet ve demokrasi mücadelesi içerisinde olan tüm siyasilere vazife düşüyor. Ümitsizlik yok.

  • Mehmet Demir

    10.6.2024 12:10:01

    Hocam müthiş bir analiz diyebilirim Şahsen,millet ittifakı meralın masayı Dağıttığında bitmişti ozaman maalesef Bazı CHP'Lİ arkadaşlar şunu diyorlar "en dürüst adam gibi adam Gültekin uysal bey olmuştur"takdir ediyorum Gültekin bey'i

  • Mustafa coban

    10.6.2024 12:07:48

    Millet ittifaki özünde güzeldi.demokrasi icin 6 parti bir araya geldiler. Fakat ihlas yoktu.bu birliktelikten en fazla nasil yararlaniriz fikri hakim oldu.bazi partiler 15 milketvekili cikardilar.mahalli secimde bu partiler kayboldular.demek halk nezdinde karṣiliklari yoktu.millet ittifaki bitmiṣtir.akp koalisyona hazirlanmaktadir.akp nin gidiṣini galiba göremiyecegim.

  • Hüseyin T

    10.6.2024 12:07:31

    Dünü değerlendirirken bugünü,bugünü değerlendirirken yarınları gözönünde bulundurmak gerekir.Zira dün, bugün ve  yarın arasında birbirine tesir eden, birbirini tetikleyen fay hatları var..Yeni asya grubu islami cemaatler ve tarikatler içerisinde bütün eleştirilere rağmen demokrasiyi haz etmiş olması hasebiyle  mümtaz bir konuma sahiptir..Demokrasi olmadan  işlemeden sosyal ve ekonomik siyasal hayat, kişilerin grupların ve güdülerin esiri olmaktan öteye geçemediği gün gibi aşikardır. Hürriyet ve demokrasi olmadan kalkınma ,kalkınma olmadan yaşamak zorlu bir sürece dönüşüyor.. Ülkede kurum ve kurullarıyla vesayet ve müdahale olmadan mütekamil  bir demokrasimiz olmadı ama her zaman yarım da olsa işleyen bir demokrasi vardı.Darbelere ve müdahalelere rağmen demokrasi yarım yamalak da olsa yaşatılmaya çalışıldı..Hatasıyla sevabıyla Türkiyede demokrasinin yeşertilmesinde menderes ve demirelin çabaları inkâr edilemez derecede büyüktür.

  • Zeynep Taştekin

    10.6.2024 11:55:17

    Biz diğer nurcuları demokrat parti varken siyasal islamcılara niye oy veriyorsunuz diye eleştirdik. Şimdi onlar gibi mi olacağız? Demokrat parti varken chp ye mi oy vereceğiz?

  • Erhan

    10.6.2024 10:04:14

    Bu çok önemli bir mesele, ülkemiz için hayati önem arz etmektedir. en ince ayrıntılarına kadar istişare edilip tartışılıp yazılmalıdır. sonuçta bu ülkede bu bayrak altında tüm insanları, dil, din, ırk, topluluk, cemaat, mezhep fark etmeksizin, herkesin inandığı gibi yaşamasını garanti altına alacak, insanları kardeşene bir ortamda yaşatacak, politika ve politikacılara ihtiyaç vardır. Bunu başaramazsak bu ülkemizin vay haline . Bu vesileyle ülkenin birlik ve beraberliğine hizmet etmek amacıyla her zaman hak hukuk adalet diye haykıran siz yeni Asya camiasını kalbi duygularımla tebrik ediyorum. İyi ki varsınız bu dehşetli zalimane bir dönemde bile doğrulardan haktan, hukuktan, adaletten ödün vermediniz.

  • Oğuz Yiğiter

    10.6.2024 03:49:59

    Allah razı olsun Şükrü Hocam. Ezberleri bozan ve yeni ufuklar açacak bir yazı serisine başlıyor gibisiniz. Her yönüyle bir tıkanmışlığın yaşandığı şu günlerde aldatmakla iş gören nifak cereyanının bilhassa 12 eylül darbe-i münafınâsi sonrası daha bariz bir şekilde şaşırtılan ve dağıtılan demokratların yeni kodlarını bulmada, Demirel ve Kılıçdaroğlu eksenini işaretleme ve onların demokrasinin inşa ve yeniden ihyasındaki kendilerini aşan fedakârlıklarına dikkat çeken remizler çok değerli! Tebrikler, dualar

  • Oğuz Yiğiter

    10.6.2024 00:27:35

    Dar kalıpları kıran, "mânâsız isim ve resim"den ibaret kalan, zarf ve mazruf gerçeğini dikkate almadan, 28 şubat sürecinin o ufûnetli günlerinde derin dehlizlerce kotarılan zoraki nikahla asil bir misyonu 12 eylül ürünü ve genetik kodları çok farklı ANAP'la birleştirip, atla eşeğin birleşmesinden doğan nesli kesik katır mesabesinde ve Hatamzâde bir genel merkeze içgüveysi gibi sığınan bir kırat süvarisi olamaz ve olmadı. Demokrat misyon tanım ve tarifinin yeniden güncellenmesi, 70'lerin AP'si vüs'atinde bir kucaklayıcılığı yakalayan bir liderlik o beklenen ve özlenen merkez sağ veya merkez parti ihtiyacını karşılayabilir. Bu haliyle DP, sanki bilerek ve planlı bir şekilde standby konumunda tutulmak ve binde mertebesinde bir oyla anketler esamesi bile okunmadan diğer kategorisinde olmayı hiç haketmiyor. Bu analiz bazılarını kızdırabilir ama böyle bir ufka da ihtiyaç var. Kimse kusura bakmasın. Bakalım bu vizyonu gerçekleştirmek kime veya kimlere nasip olacak....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı