"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nurcular, yenilikçi ve değişime de açıktırlar…

Şükrü BULUT
30 Nisan 2021, Cuma
Yenilikçilikten ve değişimden neler anladığımızı bir önceki yazımızda ifadeye çalışmıştık.

Yaratıcının kâinata koyduğu “yenilenme- tekâmül” kanununa karşı gelmeyi insaniyet ve İslâmiyet’le bağlaştırmayanlar, bu prensibin karşısında duracak da değiller.

Bu mevzuyu doğru anlamak için, iki önemli bilgiyi daima nazarda tutmamız gerekiyor, gibi… Kâinatın bir yaratıcı tarafından yaratıldığına inanan araştırmacı Müslümanlar; yaratılışın manasını, mahiyetini ve sürecini iki kitapta birlikte takip ederler. Önce, Allah tarafından gönderilmiş, ”yaş ve kuru ne varsa içinde bulunan Kur’ân’ı“ dikkatlice incelerken, bu kitabın bahsettiği yaratılanları da Kâinatta fenlerle takip eder ve iki kitap arasındaki mantıkî ilgileri kurar. Her iki kitaptan yaratılışın kanunlarını ve insan aklının sınırlarını öğrenirken, bu iki kitaba karşı gelerek “değişim, yenilikçilik, modernizasyon ve dönüşüm” gibi adlar altındaki müdahale, bozgunculuk ve tahripkâr deneylerle Allah’ın sanatını bozmaya yönelenlere karşı “YARATILIŞI VE FITRATI” müdafaa eder. Elinden geldiği kadar, bu bozguncuların fevkalâde mükemmelce, işleyen Kâinatımıza ve dünyamıza müdahalelerini engellemeye çalışırlar. İnsanların cehaletleri başta olmak üzere birçok zaaflarından yararlanan bu bozguncuların “tahrip ve müdahalelerini” yenilik ve değişim” olarak propagandasıyla, maalesef insanlık ve fıtrat büyük tehlikelere maruz kalıyor.

Kıyamete yakın ortaya çıkacağı Allah ve peygamberlerince haber verilmiş bu bozguncuların dertleri ne olabilir ki… Belki de meselenin nirengi noktası burasıdır. Avrupa’nın Endülüs ve Sicilya Kur’ân medeniyetinden aldığı ilim ve fenlere dayanarak bir noktaya gelen “dinsiz felsefenin” kendisini Allah yerine koyması, yaratıcılığa soyunması ve Allah’ın şu mükemmel sanatına “ben de yaparım” sloganıyla müdahalesinden başka bir şey değil. Yalnız Kur’ân’a değil; bütün semavî dinlere, eski geleneklere ve Kâinatta devam eden kanunlara itiraz ederek pis ellerini şu mükemmel sanata uzatıyorlar, materyalistler.

Bediüzzaman’ın iki kitabı (Kur’ân/Kâinat) beraberce önümüze koyması; onun zamanın bozguncularının mahiyetlerini bildiğini gösteriyor. Risale-i Nur’u dikkatlice okuyanlar, Said Nursî’nin bütün Külliyatında bu materyalist ve Marksistleri, muhteşem örnek ve ispatlarla şeytandan ve en ahmaktan daha aşağıya düşürmesinin manzaralarını keyifle izleyebilirler. Bediüzzaman tefsirinde; insanların, dünya ve içindekilerin ve bütün kâinatın yaratılış sırlarını Kur’ân’dan keşfedip okuyucularına inceden inceye izah ettiğinden, Nur Talebelerinin bu yalancı şarlatanların propagandalarını küçücük bir örnek ve ispat ile yok ettiklerine o kadar şahit olmuşuz ki… O tahripkâr cereyanın temsilci ve icracıları programlarını açıkladıkları andan itibaren, Kur’ân talebeleri onların maksatlarını bilirler. Bindiği gemiyi batırmaya çalışan anarşistlerin halet-i ruhiyeleri içindeki bu yıkıcıları imkânları nispetinde takibe alıp İnsanlığa ve Müslümanlara haber verirler.

Said Nursî’nin eserlerini okuyanların önemli bir vasfı, bilgilerinden emin olmalarıdır. Zira bir köşede tek başına bilgiyi elde etmezler onlar. Hayatın merkezinde ve kendileri gibi çok zeki ve çalışkan arkadaşlarıyla mütalâa ede ede edindikleri bilgiyi, öğrendikleri andan itibaren kullanmaya başlarlar. Kısa bir zamanda binlerce kişinin kabul ve tasdikine mazhar olmuş bilgiden kim şüphe eder ki… Yani bir taraftan Kur’ân’ın zamanımıza hitap eden ve günümüz medeniyetinin yeniliklerine kapı açan âyetlerini okurlarken, diğer taraftan dünyanın dört bir yanındaki yeni keşif, önceden tesit edilememiş kanun ve insanın mahiyetini alâkadar eden buluşları ellerindeki Kur ’ânî bilgilerle yan yana koyarlar. Dünyamızı, yaratılışı ve insanlığı bu iki kitaptaki en doğru prensipler çerçevesinde takip eden insanların “ yenilikçi” olmadıklarını iddia edemeyeceğimiz gibi, Nur cemaatinin değişimden çekindiğini söylemek de yalnızca bühtan olur.

Said Nursî’nin hayatını eserlerinde ve bilhassa talebelerine yazdığı mektuplarda takip edenler, onun maddî fenler cihetiyle de müceddit (yenilikçi/yenileyici) olduğunu görürler. İstanbul’a ilk geldiğinde elektrik ile ilgili örnekleri, neşriyatı en son şekliyle kullanması, eserlerini çoğaltmak için ülkedeki ilk teksir makinasını kullanması, sivillerin otomobil edinmeye başladıkları anda hemencecik bu imkânı değerlendirmesi, dinlenebilir hâle geldiğinde radyoyu yanında bulundurması ve birçok yeni teknolojiyi yakından takibi bu hususu ispat eder kanaatindeyim.

Bu yenilikçilik, tecdit ve değişim meyli cemaatinin şahs-ı manevisiyle devam edecekti. Dindar cephede cemaat olarak ilk gazeteyi çıkarmaktan tutalım; yayınevi kurmak, Kur’ân dâvâsını edebiyatın birçok nev’inde neşretmek, ilk ses ve video kasetlerini hazırlamak, sosyal aktivelerinin her neviyle Kur’ân dâvâsını kamuoyuna anlatmak, Batı’daki İsevî medya ile irtibat kurarak beraberce neşriyatta bulunmak, yine cemaat olarak ilk internet sitesini kurmak gibi onlarca teknik sahadaki öncülüğünü Nur cemaati devam ettirecekti.

Teknolojideki mu’cizevî, gelişmelere, Nurcuların lâkayt kalacaklarını kimse düşünmemeliydi. Dünyamızı ve Kâinatı “yenilik/ değişim” perdesi altında tahrip ederek kıyamete zorlayanların tahriplerine karşı açılan bu yeni devri anlamak kolay olmuyor. Bir çok Nur Talebesinin; global değişimi ve hadiseleri nazara almadan; dünkü zamanlarla gününü karşılaştırmalarına çok üzülüyoruz. Bu yaklaşımın nerede ise yalnızca kuru ”bir teselliden” ibaret kaldığı günümüzde, neler yapmamız gerektiği üzerinde bütün Nur Talebelerinin düşünmelerinin farz-ı ayın olduğu kanaatindeyiz. Dün dünde kaldı. Ve dünküler kabir tarafına yönelerek önümüze geçtiler. Onları yalnızca “hayırla anma” şansımız var. Bu da günümüzdeki tesanütümüze, birlikteliğimize ve imkânlarımızı birleştirerek “ahir zamanın” emansız ve imansız düşmanlarına galip gelmemize inşaallah yardım edecektir.

Yenilik ve değişimden ürkenler, genellikle kendilerini bu döneme hazır bulamadıklarından çekinebilirler. Hakikat ise buna müsaade etmiyor. Çok sür’atli akan zaman selinde, gördüğünüz gibi ecel arkamızdan kovalarken karşımızdaki Kur’an düşmanları da çokça zalim, ahlâksız ve hatta vahşi davranıyorlar. Hayat bize bir başka alternatif sunmuyor. Ebedî saadete giden bu yolda dâhili ve harici engeller kadar imtihanlarla da sınanıyoruz. Ancak çok kuvvetli bir şahs-ı manevî ile Allah zorluklarımızı kolaylığa, kışlarımızı baharlara ve kaoslarımızı ferec ve düzenlere çevirecektir. Yeni dönemin perdelerini birlikte aralamaya inşaallah devam edeceğiz.

Okunma Sayısı: 1210
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Muhammed Said

    1.5.2021 02:16:49

    Biz Nur talebeleri elbette ve harhalde, inşAllah hakikatlerle tenakuz etmeden yeniliğe açık olacağız. Olmak da zorundayız. Skolastik dindarlık bizim vasfımız değildir asla ve kat’a. Ferasetli ve cesaretliyiz. Dünyayı iyi okumak zorunda da hissederiz. Çünkü hadiseler bunu iktiza ediyor. Evet, hadiseleri önümüze başka suretlere büründürüp koyan, servis eden küreselci güçler durmayacak ama bunu bilmeleri lazım ki biz hep tamirciyiz ve hep oyunlarını bozucu olacağız, muvakkat surette belki aldanış olabilir ama daimî olmayacaktır bu. O yüzden yüzümüzü başka taraflara çevirmeleri nafile. Hakkı görecek ve hakkı söyleceğiz.

  • Niyazi N.

    30.4.2021 21:18:35

    Gözlük kullananların işi gerçekten kolay değil... hakikati farklı gösterme fonksiyonlu olanı tabi.. Müceddid: yenileyen... Yenilikçi: yeniyi arayan ve isteyen, yenileyeni takip eden, ittiba eden... Kaleminize sıhhat ve kuvvet, teşekkürler..

  • Osman

    30.4.2021 19:44:51

    Yenilik ve değişim yaratılış kanunudur Bizler düzeni bozanların tamircisiyiz İnsanları köle yapmak isteyen şeytan ve komitelere karşı uyanık olup oyunlarını bozalım inşallah

  • Demokrat Avrupa

    30.4.2021 19:33:15

    Evet, yenilikçi ve değişime de açıktır nurcular, zira vazifeleri gereği hizmet tarzları bu şekilde olmalarını gerektirir; ahir zamanın dehşetli fitnesinin içindeki İman ve Küfür mücadelesinde İman ve Kuran vazifesini üstlenme, küfrün belini kırma metodu, ilim ve teknolojinin son vardığı noktaları da göz önünde bulundurarak gerektirdiğinde bunlardan da istifade etmeye açık olmayı gerektirir. Cihanşümul bir hareketin içinde bulunmak ancak müsbet manada zamana ayak uydurarak pozitif neticelere götürecektir. Ehli küfrün en çok güvendiği ve dinsizlikte silah olarak kullandığı ilmi, onların elinden alarak, ilmi onlara karşı kullanma tarzıdır nurculuk manasındaki yenilikçilik ve değişim...

  • Abdullah Tunç

    30.4.2021 18:12:49

    "Bütüb kuvvetimle derim ki: Gazetelerde neşretti ğim umum makalatımda ki umum hakaikte nihayet derecede musırrım.Şayet zamanı mazi canibinden, Asr-ı Saadet mahkemesin den adaletname-i şeriatla davet olunsam,neşretti ğim hakaikı aynen ibraz edeceğim.Olsa olsa o za manın ilcaatının modası na göre bir libas giydirece ğim"diyor Üstadımız.U mum makalelerdeki haka ikte son derece ısrarlıyım diyor.Bu makaleler,içtima- i ve siyasi hakikatlardır.İ mana taalluk eden tarafla rı da var. Asrı saadete çağrılsam bu hakikatları o zamanın icaatının modasına göre bir libas giydirip aynen ibraz ede ceğim diye beyan ediyor. Üç yüz sene sonra ki zamana celp olunsam, tevessü ve inbisat ile çatlayan yerlerini yamala yıp,taze olarak orada da göstereceğim diye beyan ediyor.Demek hakikat Hakikat mahiyet itibarıyla zamana ve zemine göre değişmez.Hizmetle ilgili yazılan bütün hakikatlar kıyamete kadar bize yeter.

  • Halim

    30.4.2021 17:31:37

    Yenilenme bir kanundur.Yaratılışa itiraz edip de yenilikçi olmak maskaralıktır. Onlar yenilikçilikle yaratılışa müdahaleyi veya karıştırmayı kastediyorlar.

  • Nura

    30.4.2021 16:37:04

    Dünyadaki birçok manevi bozgunculuk değişim adı altında yapıldığından, bu kelimeden çekinilmesini olağan kabul ediyorum. Güzel bir çalışma.

  • Ekrem B.

    30.4.2021 15:18:36

    Şayet Nur talebeleri yenilik ve değişimi Kur'an ölçüleriyle verebilirlerse, materyalizm yenilikçilikten vazgeçecektir...

  • Hüseyin

    30.4.2021 15:06:22

    kainatın ve varoluşun devamlılığının sağlanmasında hayatın akmasında varlıkların ayakta kalmasında gözle görülmeyen atom ve atom altı parçacıklarının sürekli hareket halinde bulunmalarıyla devinimleriyle kemale zevale ermeleriyle, zaman ve mekan kıskacında yer değiştirmeleriyle enerji akışının titreşimin ve kütlesel dalgaların tesiriyle sürekli bir oluş ve kayboluş halinde frekans değişmeleriyle canlılığı eşyayı  ve kainatı diri ve dinamik tutan ruhtur, bitişe finale koşan bir  ömürdür değişim.. Kainattaki varlıkların maddi sahadaki değişmeleri yansımaları  fıtrata ve ilahi yasalara göre işler ve vuku bulur.. Değişim;  ahlak, adalet, nur, fıtrat ve yaradılış kanunları istikametinde akarsa hayat var gelişim ve iman var.. Aksi ters yola girmedir, çıkmaz bir sokakta kuru bir gürültüdür patinajdır..asıldan uzaklaşma zıddına dönüşmedir kesif bir zulumattır ...

  • Sertaç Lüser

    30.4.2021 12:05:03

    Makas öyle bir açılmış ki,büyüklerle gençlerin aynı anlayış potasında erimesi lazım.Şu satırlara öyle hakiketler yazılır ki inanın kelime yetmez.Fakat bakış açılarımızı ve tutumlarımızı sadece yeniliklere değil,yeniliği uygulayanlara da düzenlememiz lazım.Yenilik eskiyi tahrip değildir,eskinin üzerine binadır.Böyle düşünmek bize zaman kazandıracaktır.

  • SALİH

    30.4.2021 12:03:21

    Dinsiz felsefesinin elindeki cazip sloganı olan yenilikçiliği ve değişimi Kur'an adına çekip alan güzel bir makale olmuş. İsimlerin değişmesi hakikati değiştirmiyor. Tecdit ile değişim farklı şeyler değilmiş. Teşekkürler.

  • Ömer Ergün

    30.4.2021 11:59:16

    Yenilikten kasdinizin ne olduğu makalede belirtilmemis. Bu durum kasdenmi yoksa sehvenmi olduğu belli değil. Meraminizin açık olmadı gerekir.

  • Haşim Özkan

    30.4.2021 10:01:09

    Müjdeyi Üstadımız veriyor”Şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek ve gür seda islamın sedası olacaktır”Rabbim akıbetimizi hayreylesin.Hayırlı ramazanlar.

  • Haydar

    30.4.2021 09:45:15

    Allah razı olsun. Güzel bir konuda detaylı bilgi vermişsiniz. Kendimiz yeniliklere açık olduğumuz gibi “çocuklarımızı, yaşadığımz zamana göre değil, onların ileride yaşayacakları zamana göre yetiştirmeliyiz. Nur talebeleri her zamankinden daha fazla çalışmalı.

  • Kerem

    30.4.2021 04:59:14

    Müceddidin tecdid hareketini çok farklı bir üslup ile ele aldığınız bu yazının devamını dileriz.

  • Sezai MUMCU

    30.4.2021 04:47:00

    Makalenizden istifade ettim. Allah'in avn ve inayetini dilerim.

  • Halil İbrahim Karahan

    30.4.2021 04:16:17

    Allah razı olsun abi

  • Bedreddin

    30.4.2021 03:25:52

    Tekamül kanunu fen,san'at ve bilim(bilgi) sahalarında muazzam noktalara ilerlemekle birlikte insani terakkimiz fıtratın bozulmasıyla çokça gerilemektedir.Yazınızda detaylı olarak tüm yönleriyle bu durumu net bir şekilde ortaya koymuşsunuz.İlahi san'atın yani fıtratın bu derece bozulmasında maddiyunluk taunu ve dinsizlik cereyanlarının çok büyük menfi tesirleri olmuştur muhakkak.Bil hassa vatanımızda Osmanlının inkırazıyla meydana gelen an'aneyi islamiyenin tahribiyle bu zirve noktaya gelmiştir.Hazreti Ustad bu durumu "daha aklını tam kaybetmemiş bir kaç gençle münazara" ifadesiyle kayıtlara geçirmiştir.Tam olan yaşanan vahim tablo akıl tutulmasıdır.Kur'an hizmetkarları ve Nur talebeleri Allahın inayetiyle kalp ve aklın intibaha gelmesiyle bu dehşetli dalaletlere ve savletli bid'alara kolay kolay düşmeyerek,fıtratlarını muhafaza ederek tüm müsbet yeniliklere ve gelişime hep açık olmuşlardır.

  • Said Köse

    30.4.2021 02:56:33

    Yeniliklere ayak uydurmak her zaman için "nesli cedit" olmayı gerektirir. Ben gençlerden duyduğum kadarıyla genç nesile vazife verilmemesinde şikayetçiler. Peygamber efendimizin gençlere kumandanlik vermesini tam bir inceler misiniz? Bize ne ders çıkar oradan?

  • Çuhadaroğlu

    30.4.2021 01:28:56

    Muhterem hocam çok muğlak bir makale, yenilik ve değişimden maksadınız nedir? doğrusu pek açık ve net değil. Belki ben fehm edemedim. Bi daha ki makalede veya hususi, maksad-ı aslinizi daha açık beyan edersiniz belki daha güzel olur kanaatindeyim. Hürmetlerimle

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı