"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin geçim kapısı olmadığını öğreneceğiz

Şükrü BULUT
15 Nisan 2019, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursî, 1950’lerin ortalarında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e yazdığı bir mektubunda demokrasiyi veya demokratlığı Peygamberimizin (asm) o meşhur hadisiyle tarif ediyor.

“Kavmin Efendisi, onlara hizmet edendir.” Siyaseti ve dolayısıyla idareyi hizmetkârlık olarak niteleyen anlayışı, demokrat olarak görüyor, Said Nursî... Millet efendi, millet amir ve millet işveren... Şeffaf olmak mecburiyetindeki demokrat idareci de; hizmetinde bulunduğu milletin uygun gördüğü maaş ve rütbe ile yetinmek durumundadır.

Siyasetin bu denli kirlenişi 12 Eylül ihtilâlinden sonraki dönemlerdir. Turgut Özal ile bu kokuşacak dünyanın kapıları sonuna kadar açılacaktı, bizde. Memurunun bile ‘işini bildiği’ bir ülkede siyasetçiler, idareci ve bürokratlar neyi bilmezlerdi ki? Bu programın Özal ve ekibinin de eline tutuşturulduğunu düşünüyorum. Zira bu hastalığın global düzeyde, demokrasiye yönelen bütün halklara belli merkezlerden bulaştırıldığına dair önemli emareler var. Hürriyet ve demokratikleşmeyi önleyemeyen müstebit global cereyanlar, demokrasiyi ve siyasetçiyi ahlâksızlık hastalığıyla itibarsızlaştırarak mücadelelerini veriyorlardı. 

Dünya idaresini insanlığı tahrip ile ele geçirmek... Bütün mesele ANAP’a vekil veya reislik için ilk müracaat eden aday adaylarının parti kasasına doldurdukları paralar da bu süreçte önemli bir etaptı. Halbuki ondan önceki dönemlerde; kafası çalışan ve memlekete faydası dokunacak züğürt teknokrat veya ilim adamlarını kontenjanlardan seçtirebilmek için genel başkanlar büyük çile çekiyorlardı. Doğru–yanlış ayrı mesele... Sonra ANAP’ın açtığı bu bataklık yol oldu, gördüğünüz üzere AKP ile zirveye ulaştı. 

Son mahallî seçimlerde fıkralara konu olmuştu... Muhtar olabilmek için biricik evini satan nice insanlar, muhtarlığa hizmetkârlıktan ziyade geçim kapısı olarak görmüş olmalıydılar.

12 EYLÜL’ÜN AÇTIĞI KAPILAR MUTLAKA KAPATILMALI

Neoliberal ve necon ittifakının Türk Milletinin böğrüne sapladıkları bu zehirli hançerin açtığı kapıları Özal kapatmadı. Süleyman Bey’e ise imkân verilmedi... Ve gördüğünüz üzere AKP tam 17 senedir bu kirli havuzdan besleniyor. İmkânı olduğu halde düzeltmeye asla yönelmedi. Belki de demokrasiyi ve yapısını öğrenemeden kendisini iktidarda bulmuştu.

Sudan’da El Beşir kısmî bir ihtilâl ile gelmişti ve yine ihtilâl ile gitti. Fakat dünya eski dünya değil. Global çetelerin İsrail, Amerikan ve İngiliz üniformalarıyla ülkeyi yağmalamalarına Birleşmiş Milletler, Amerika, Avrupa Birliği ve diğer dünya devleriyle hayır diyorlar: Beşir demokrasiye çalışmadı ve bedelini de ödedi... Yani dünya siyasetinde, bundan ötesininin hürriyetler ve demokrasi olduğuna inanmak zorundayız. Bizim işimiz elbette çok zor değil. Zira önümüzde onlarca güzel demokrasi örnekleri duruyor. 

Kaldı ki demokrasi tarihimiz de yeni değil... Dile kolay, 145 senelik bir tecrübe ve yürüyüş. Kemalistlerin İstanbul Belediye Başkanı’nın demokrasiyi birinci meşrûtiyete bağlamasına çok üzüleceklerini düşünüyorum. Ama yapılacak bir şey yok... Demokatratları entrikalarla devredışı bırakan partinin şehremini bunu söylüyor. 

12 Eylül’e Kemalistler sahip çıkmışlardı. Ve daha sonra da su-i istimal kapılarını cuntacılarla birlikte açmışlardı. Özal ile el ele verip demokrasiye ve Demokratlara ölüm fermanını birlikte uyguladılar. Şu menfaat tezgâhlarında çalıştırdıkları Genç Parti tuzağını hatırlıyorsunuzdur. Bütün hesap ve kitap Demokratların idamı ve demokrasinin kökleriyle beraber kurutulması üzerine yapılmıştı. Fakat dünyanın şartları artık buna müsaade etmiyor. AKP’nin “doğru demokrasiden” başka seçeneği kesinlikle yok. Ne yapıp yapıp; dünde yıktıklarını yeniden inşaya başlayacak ve bir türlü yanaşmadığı hakikî vazifesine bilmecbûriye dönecek.

DEVLET KAPISI EKMEK KAPISI DEĞİLDİR...

İleri Batı Demokrasisinin ulaştığı nokta ilginçtir. En küçük bir su-i istimal veya hesap verememezlik, siyasetçinin bütün kazanımlarını anında bitiriyor. Velev ki bu siyasetçiler arkalarını, dinsiz global necon ve neoliberallere dayanmış olsalar dahi. Blair ve Berlusconi’ye Avrupa seçmeni yolları tamamen kapatmıştı. Aktüel siyasetin en zeki ve şartları itibariyle en güçlü siyasetçilerinden Sarkozy’nin kuyruğuna, Fransız seçmeni teneke bağladı. Fillon’un dahi kendisince masum uygulamalarıyla başkanlık yolunu kendisine kapattırmıştı. Mevcut Avrupa Siyaseti; vekil veya vazifeli siyasetçiyle menfaat arasına yüksek duvarlar örmüş. Para kazanmak isteyenler, siyaseti terk ediyorlar. Gerhardt Schröder gibi... Avrupa bu seviyeye kolay gelmedi... Bizim inançlarımız, tarihî değerlerimiz ve geleneğimiz bize bu yolda daha hızlı mesafe aldıracak diye ümit ediyorum. Yasama ehli, su-i istimal kapılarını hukuken tam kapata bilse ve hizmet kapısını ekmek kapısı olarak görenlere milletimiz müeyyide uygulasa, bu ahlâkî problem çabucak çözülür. 

Demokrasinin gücü buna yeter. Farklı isimler ve kalemler adı altında resmileşen rüşveti, şeffaflık bitirir. Vatanını, milletini ve dînini düşünen siyasetçimizin işi çok da zor değil, demek istiyoruz.

Okunma Sayısı: 2314
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp 4

    15.4.2019 15:08:16

    Batılı siyaset ve siyasetçilerden verdiğiniz örnekler çok güzel. Keşke bizim siyasetçilerimiz ve halkımız da seviyeyi yakalayabilseydik. Bunun için malzeme çok ama maharet bunları kullanmakta. Başta dinimiz olmak üzere millî değerlerimizde, de demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adâlet için fazlasıyla malzeme mevcut. Ama dilimiz farklı şeyler söylüyor, elimiz farklı seyler tm yapıyor. Bütünlük ve insicam yok. Muhalefette iken ayrı, iktidara gelince ayrı telden çalıyoruz. Demokratik siyaset ve demokrat siyasetçi olmadıkça işimiz çok zor, vesselâm. ....

  • Gündüz Alp 3

    15.4.2019 14:59:01

    Herseyden önce demokrasi ve hukuk istiyor muyuz, istemiyor muyuz buna kesin karar vermeliyiz. İstemiyorsak ve bunları "ayak bağı"olarak görüyorsak, mesele yok, uykuya devam! Yok eğer "Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam! 'diyenlerden isek o vakit demokrasi ve hukuka sahip çıkmak zorundayız. Kendi iç dinamiklerimizle bunu becermek zorundayız. Gayrın zorlaması ve baskısı menfi ve menfaatçi siyasetin elinde ve dilinde halka hep "dış düşmanlar"olarak lanse edilecektir.

  • Gündüz Alp 2

    15.4.2019 14:48:00

    Mevcut iktidarı kastederek "doğru demokrasiden başka seçeneği kesinlikle yok" diyorsunuz. Evet doğrudur. Peki mevcut iktidarın böyle bir inancı, ihtiyacı ve iradesi var mı? Eğer olsaydı 17 yıldır pek çok şeyi yapabilecek iken yapmaması, böyle bir istek ve iradenin olmadığını gösteriyor. Onun için mevcut siyasal zihniyet ve yönetim anlayışından ümitvarız diyemem. Zira ileri demokrasi vaadiyle işbaşı yaptıktan 16 yıl sonra, bırakın ileriyi mevcudu bile muhafaza edemeyip rafa kaldıran bir siyasal ve yönetim anlayışıyla geldiğimiz nokta tam bir komedi. Bakınız 31 Mart yerel seçiminde bile hür, medenî ve demokrat dünyanın ne kadar gerisinde olduğumuzu cümle âleme gösterdik. Evet belki siyasetçilerin işi çok da zor değil ama içtenlikle istemek şartıyla,....

  • Gündüz Alp

    15.4.2019 14:27:12

    Sayın Bulut, Yeni Asya'nın diğer değerli kalemleri gibi uyarıcı ve aydınlatıcı yazılarınız için teşekkür ediyorum. Adına "neoliberal"ya da "neocon" ne dersek diyelim, sonuçta zındıka ve ifsat komitesi olan şu yapılar, antidemokratik sistemlerin "vazgeçilmez" unsurlarıdır. Bu işin dışa/harice bakan yönüdür. Fakat bundan önce içe/dahile bakan bir yönü var ki, bu, ötekinden de önemli. O da şudur : Demokrasi ve hukuku rafa kaldırmış yöneticiler, demokrat olmayan siyasetçiler, menfaat üzerinde cereyan eden siyaset, demokrasi kültürü ve bilincine yeterince sahip olmayan bireyler, parti içi demokrasinin olmadığı siyasal partilerdeki lider sultası. ....bütün bu unsurlar bir araya gelince, ifsat komitelerinin işi haliyle kolaylaşıyor. Demek demokrasi ve hukukun oturacağı zemin sağlam ve güçlü olmak zorunda. Aksi halde onlarca "neo"lar orada istedikleri gibi cirit atarlar.

  • Abdurrahman KOCAK

    15.4.2019 11:00:38

    Tüm Sivil Toplum Teşekkülleri, Resmi kurumlar, Belediyeler, Meclis, Partiler yeni dünyada demokrasiyi merkeze koymadıkları sürece istedikleri sonucu alamazlar.Alsalarda mecazi sonuç olur.

  • Tufan tola

    15.4.2019 10:35:10

    Yazınız cok önemli olan bir konuya değinmiş. Üstad Bediüzzamanın hürriyete hitap manifestosunu anlamada bir yukarı adım olduğunu hissettim. Tebrikler..

  • Sultan selim

    15.4.2019 09:24:04

    Çok güzel, çok tebrikler ve dualar

  • Necati

    15.4.2019 06:09:12

    Demokrasi bir fazilet rejimi olduğundan siyaset bataklığının getirdiği bütün kir ve lekeleri de temizler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı