"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah, dilediğini nasıl saptırıyor?

Süleyman KÖSMENE
04 Ocak 2022, Salı
Yalova Çınarcık’tan Ahmet Yaşar Giray: “Allah dilediğini saptırır.” (Fatır Sûresi: 8) âyetini açıklar mısınız? Allah dilediğini nasıl saptırıyor? Bu haksızlık değil mi?”

Emir Allah’ındır

Allah ister yaratsın, ister yaşatsın, ister öldürsün, ister hidayet etsin, ister saptırsın; her hükmünde, her emrinde, her fiilinde adalet vardır, zulüm yoktur; hak vardır, haksızlık yoktur, merhamet vardır, insafsızlık yoktur. İnsanın zerre kadar emeği varsa, Cenab-ı Allah karşılığını en az misliyle ve fazlasıyla verir. –haşa- gasp ve talan etmez. 

İnsan ise yaptıklarına rehindir, eliyle yaptıklarının belâsını çeker. Ne yaparsa kendine yapar. Zerre kadar bir alın teri varsa Cenab-ı Allah’tan tastamam alır. Cenab-ı Allah’ta hiçbir hakkı kalmaz. 

İnsan kullandığı bütün eşyaları karşılıksız kullanır, bütün varlık saltanatına bedelsiz ulaşır, bütün hayatını hak etmeden yaşar, bütün nimetlere emeksiz sahip olur. (Bir kilo elmaya beş lira ödemesi meselemizi cerh etmez) Bütün hidayet yollarına, peygamber tebliğlerine, feyiz kaynaklarına meccanen nail olur. 

 Bütün fırsatlar tepe tepe kullanacağı biçimde önüne serilmiş, bütün nimetler döke döke yiyeceği şekilde önüne getirilmiş durumdadır. Hiçbir kimse ötelenmez, hiçbir kimse kayırılmaz.    

Allah’ın Saptırması Ne Demektir

Allah’ın dilediğini saptırması, dilediğine hidayet etmesi, çobanın eline bir sopa alıp, koyunları “sen şuraya, sen buraya!” diye rastgele sürmesi kabilinden bir şey değildir. Kaldı ki, çoban bile koyunları iki farklı ağıla dolduracak olsa, yünlü olanlar, yünsüz olanlar; zayıf olanlar, güçlü olanlar; kuzulu olanlar, kısır olanlar gibi ayırımını bir hikmete göre yapacaktır.  

İnsanın, içinde yüzdüğü nimetlerde kendi payı ne kadar varsa, ulaştığı hidayette de kendi hissesi o kadardır. Binde birlik bir hisse! Binde dokuz yüz doksan dokuz hisse ise bizzat Cenab-ı Allah’a aittir. Bunu bir teslim edelim. 

Kâfir de olsak, mü’min de olsak, Allah’ın üzerimizdeki hakkını ödeyemeyiz!

Hidayet bütün dereceleriyle Allah’tandır. Bize hidayet eden Cenab-ı Allah’tır. Kulun hissesi ise, azıcık bir irade sarfı, bir istek, bir duâ, bir emekçiktir. 1 Karşılığında hidayet bir lütuf olarak geliyor. Meselâ makbul bir davranışı sebebiyle bir duâ almıştır. Bir amelde, bir duâda Allah’ın rızasını kazanmıştır; Cenab-ı Allah da ödül olarak hidayet kapılarını açmıştır.     

Günahı Günaha Ekleyen İnsandır

 “Su-i amel hoşuna gidip onu güzel bulan ile güzel bulmayan bir mi? Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir.”2 Âyetinde hatanın başı, Allah’ın saptırması değil, Allah’ın haram kıldığı kötü amelden hoşlanmak ve onu güzel görmektir. Hidayet yolunu kapatan kulun kendi fiilidir.  

Hidayet bir hüsn-ü ahlâka veya bir hüsn-ü amele cevap olarak; sırf fazl-ı İlâhî ile gelir. Dalâlet ise bir su-i amelin cezası olarak gelir. Yani kişinin su-i ameli, kişinin başına daha vahim bir seyyieye düşmek gibi bir ceza getirir. Kişi su-i amel işleyince, tövbe ederse günahtan kurtulur. Tövbe etmezse, daha ağır ve yenik düşeceği yeni bir günahla karşılaşır ve işi daha da zorlaşır. Nitekim Kur’ân kâfirler için buyuruyor: “Onlara verdiğimiz fırsat günahlarını arttırıyor.” 3

Bu durumun faili kişi kendisi olmakla beraber, kişiyi Allah saptırmış olur. Çünkü bu günah, önceki günahına tövbe etmemekliğinin cezası olarak gelmiştir. 

Bu şuna benzer: Müteahhit çimentodan, demirden çalar. Eksik malzeme kullanır. Bu bir günahtır. Buna tövbe etse, hatasını telâfi eder, günahı silinir. Tövbe etmezse, yanlış işlemlerine devam eder, nihayet günün birinde bina çöker, insanlar ölür. Müteahhit haram kazancına ve kul hakkına bir de katl günahı ekler. Günah günaha eklenir ve adam tövbeden ve hidayetten daha da uzaklaşır.    

Allah’ın saptırması böylece, adım adım, kulun failliğinde, kötülük kötülüğe eklenerek gelir.           

Dipnotlar:

1- İşaratü’l-İ’caz, s. 60.

2- Fatır Sûresi: 8; Bakınız: Ra’d 27; En’am 125; Kasas 56; Nahl 93.

3- Âl-i İmran Sûresi: 178.

Okunma Sayısı: 2468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İhsan

    4.1.2022 20:27:34

    Evet Kur'an-ı Kerim يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يرًا cümlesinde dalalete atılanlar kimler olduğunu beyan etmeyip mübhem bıraktığından, sâmi' korktu. "Acaba o dalalete atılanlar kimlerdir? Sebeb nedir? Kur'anın nurundan zulmet nasıl geliyor?" diye sorduğu bu üç sual, şu cümle ile cevablandırılmıştır ki: "Onlar, fâsıklardır. Dalalete atılmaları, fısklarının cezasıdır. Fısk sebebiyle, fâsıklar hakkında nur nâra, ziya zulmete inkılab eder." Evet şemsin ziyasıyla, pis maddeler taaffün eder, kokar, berbad olur. İşarat-ül İ'caz - 165

  • İhsan

    4.1.2022 20:26:36

    Allah onun ile çoklarını dalalete atar ve çoklarını da hidayete götürür. Fakat fâsıklardan maada dalalete attığı yoktur. Fâsıklar da ol adamlardır ki; Allah'ın taatinden hurucla, misak-ı ezelîden sonra ahidlerini bozarlar ve Allah'ın akrabalar arasında veya mü'minler beyninde emrettiği hatt-ı muvasalayı keserler; yeryüzünde işleri ifsaddır; dünya ve âhirette zarar ve hüsrana maruz kalan ancak onlardır." İşarat-ül İ'caz - 155

  • Kamil

    4.1.2022 07:29:46

    Allahın dilemesinin ölçüsü nedir? Hapishaneler günahında ısrar edip pişmanlık yaşayan insanlarla dolu bu insanlar "Allah dilediğini saptırır.” ayetinin kapsamına ne kadar giriyor? Bu ayetin nuzul sebebinde kimler sapkın sınıfına girer?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı