"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın şeriat yorumu

Süleyman KÖSMENE
27 Kasım 2020, Cuma
Ömer Bey: “Bediüzzaman’ın şeriat yorumu nasıldır?”

Şeriat Terimi

“Şeriat” Arapça bir kelimedir. “Şe-re-a” fiilinden türemiştir. “Hüküm koydu, kanun yaptı” manalarına geliyor. Şeriat ise bu kökten türemiş bir isimdir.

Terim olarak ise şeriat, Kur’ân’a ve Hazret-i Peygamber’in (asm) hadislerine ve sünnetine dayanan ve İslâm âlimlerinin içtihatlarıyla meydana gelen dinî kanunlar toplamına verilen addır. Başka bir ifadeyle şeriat, Allah’ın kitabında ve Resûlullah’ın (asm) hadislerinde bulunan emirler, yasaklar, haramlar, helâller, farzlar, vacipler, sünnetler, nafileler, kanunlar ve kurallar bütünü manalarına gelmektedir. Kısaca İslâm Hukuku denmektedir.

Şeriat koyana, yani kanun koyucuya “Şâri” deniyor. Şari Teâlâ, Şari-i Hakim, Şari-i Mübin, Şari-i Hakiki bizzat Allah’tır. Hazret-i Peygamber’e de (asm) vahye mazhar olması manasında Şari sıfatı verilmiştir.

Peygamberlerin Yolu

Hazret-i Âdem’den (as) zamanımıza kadar insanlık içinde iki büyük akımın dal budak saldığını belirten Said Nursî Hazretleri, bunlardan birinin peygamberler silsilesi, diğerinin de felsefe silsilesi olduğunu… Bu ikisi birleştiği zamanlarda insanlığın parlak bir devir yaşadığını, ihtilâfa girdiği zamanlarda ise bütün olumlu düşüncelerin, hayrın ve nûrun peygamberler tarafında, bütün şerrin, yanlışlıkların ve bâtıl düşüncelerin de felsefe tarafında toplandığını kaydeder. 1

İşte peygamberler tarafının temsil ettiği doğru düşüncelerin, hayrın ve nurun tamamını “şeriat” zaptetmiş bulunmaktadır.

Allah her peygambere kavminin kaldırabileceği bir şeriat göndermiş; en son ise ahir zaman Peygamberi Hazret-i Muhammed’e (asm) bütün insanlığı kucaklayacak, bütün zamanlara hükmedecek ve bütün problemleri çözecek evrensel bir şeriatı yirmi üç sene zarfında gerek Kur’ân-ı Kerîm’e âyet olacak biçimde, gerekse sair vahiy biçimleriyle indirmiştir. Allah’ın vahyinin bizde görmek istediği davranış kurallarının tamamı Allah’ın şeriatının adabını oluşturmaktadır.

Hazret-i Muhammed’in (asm) bütün davranışları bizim için rehberdir, kılavuzdur ve Sünnet-i Seniyyedir. Her bir Sünnet-i Seniyye, şeriatın bir parçasıdır.

İki Türlü Şeriat

Bediüzzaman’a göre iki türlü şeriat vardır:

1- Küçük âlem olan insanın fiillerini ve davranışlarını tanzim eden, Allah’ın Kelâm sıfatından gelen kurallar bütünüdür.

2- Büyük insan olan âlemin hareketlerini, sistemini, çalışma düzenini tanzim eden, Allah’ın irade sıfatından gelen ve bazen yanlışlıkla tabiat da denilen fıtrî büyük şeriattır. Bu şeriatın hamelesi, yüklenicisi, sorumlusu büyük bir ümmet olan melaikedir. Melaike, kendilerine irade sıfatından gelen kâinatla ilgili bütün emirleri alır ve uygular. 2

Kelâm sıfatından gelen ve insanın sorumlu olduğu şeriat; Allah’ın, insana “hitabından” alınmıştır. 3 Doğrunun, hakkın ve hakikatin ta kendisidir. Amacı insanları topyekûn fazilete, Allah’a kul olmaya ve insanlığı yüksek ideallerini yaşamaya yöneltmektir. Yoksa bazılarının zannettikleri gibi şeriatı zahirî bir kışır ve siyasî bir kabuk saymak doğru değildir. Şeriat nazarında sıradan bir vatandaş ile en büyük bir âlimin, gönül ehli bir veli ile devlet başkanının hak ve hürriyetler bakımından farkı yoktur. İnsan, insan olduğundan saygındır, ekremdir, mükerremdir. İnsan yeryüzünün halifesidir. 4

O halde şeriat, Allah’ın vahyinden gelip insan hayatının tamamını kapsayan ilke ve düsturlar bütününden başka bir şey değildir. Yaşandığı her yeri güzelleştirir. Yaşanmadığı her alanda da yokluğu ve boşluğu hissedilir. Her iş onunla olgunlaşır ve kemale erer. Onsuz işler tamamlanmaz ve eksik kalır. Çünkü bütün olumlu adımları ve çalışmaları şeriat zaptetmiştir.

Her güzel davranışı şeriat kuşatmış ve kapsamı içine almıştır. 

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 497. 2- Mektubat, s. 561 (Hakikat Çekirdekleri, 106. Madde); Sözler, s. 815. 3- Mektûbât, s. 435. 4- Mektûbât, s. 436. 

Okunma Sayısı: 2166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    27.11.2020 14:03:46

    Süleyman hocam,ifade ettiğiniz gibi;Yoksa bazılarının zannettikleri gibi şeriatı zahirî bir kışır ve siyasî bir kabuk saymak doğru olmadığı gibi, islam da bir teoriler toplamı değildir.Karşılığını aksiyonda bulur.Aynı zamanda buna bağlı olarak, islam Fıkıhı da sadece kitaplarda yazılı olarak kaideler toplamından ibaret bir şey değildir.Kısacssı islamı teoride bilen, fakat onu pratikte uygulamayan onu hakkı ile bilemez.Dolayısı ile insanları topyekûn fazilete, Allah’a kul olmaya ve insanlığı yüksek ideallere ulaştırmasının yoluda pratikten geçiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı