"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye’nin ve Ankara’nın iki yakası

Ahmet BATTAL
21 Mayıs 2026, Perşembe
Bediüzzaman’ın demokratik cumhuriyete taraftar olduğunu yazıp söylediğimizde, bazı dostlar, sanki ikisi zıt imiş gibi “peki ya Hilafet ne olacak” türünden manalı sorular soruyorlar.

Bizim cevabımız şu: 

Bediüzzaman, İstanbul’daki Osmanlı Saltanatı kaderin de hükmüyle yıkılıp yerine Ankara merkezli bir Cumhuriyet kurulduğunda bunu elbette desteklemiş, sevinmiş ve alkışlamıştı. 

Hatta 1922 sonunda ısrarlı davetlerden sonra İstanbul’dan Ankara’ya gelip dahil olduğu TBMM’de okuyup neşrettiği beyannamede “Ankara’da ‘devlet ve hükümet’, İstanbul’da ‘din ve hilafet’ şeklinde yetki karmaşası bize uymaz, zihinler ve kuvvetler çatallanır, siz hilafeti de şahıs halife olmaktan çıkarın, Ankara’ya getirin ve bir heyete verin.” fikrini teklif etmişti. (Merak edenler o Beyannamenin son paragraflarını dikkatlice okuyabilirler.).

Sonrasında Ankara muktedirlerince şeklen bu teklife uyuldu; Kanunla İstanbul’daki hilafet bitirildi ve Ankara’daki Meclis halife sayıldı. 

Ama ardından olanlar oldu. Muhalefet kriminalize edildi. Demokrasi öldürüldü. Başka tür bir saltanat kuruldu. Cumhuriyet antidemokratik ama alabildiğine seküler/laik, inkılapçı, dinde reformist (bid’acı) ve şeair düşmanı bir rejime dönüştürüldü. 

Nitekim 1946’ya kadar hiçbir cumhurbaşkanlığı seçimi çoktan seçmeli gerçek bir seçim olmadı. 

Meclisi halife ilan eden 431 sayılı Kanun yürürlükte ama Meclisin elinden hilafet yetkisi devrimlerle fiilen alındı. 

Türkiye’de dinî alandaki yüz yıllık gerilimler, aslında bu yetki al-ver işinin kavgasıdır. Bediüzzaman’ın “şeaire taraftarlık ve bid’alara karşılık” göstergeli pusulası buna işaret eder ve hedef netleştirir. Demokratikleşme çabaları da aslında Meclisi Halife yapmaya yöneliktir. 

Nitekim Demokrasi Şehidi Merhum Andan Menderes’in 1955’te Demokrat Parti Meclis Grubunda yaptığı konuşmada “siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz” demesinin bir anlamı da budur. 

Bugün bu gerilime de işaret ve delalet eden bir şehircilik deliline bakalım. 

Önce hatıra:

1994’te Dicle Hukuk’taki görevimizden ayrılıp Gazi Üniversitesinde göreve başladığımız aşamada ev ararken o zamanki dekanımız Merhum Prof. Dr. Erkan Öngel “öğretim üyesi Çankaya’da veya Ayrancı’da, Dikmen’de oturmalı, tren yolunun kuzeyine geçme” demişti. 

Elitist gibi görünen bu bakış açısının sebebini düşününce anlamıştık. Şöyle: 

Ankara’dan geçen tren yolu hattı, Ankara Kalesi eteklerindeki ve civarındaki eski Ankara’nın güneyinden geçiyor.

Eski Ankara’nın, 1920’den önce yapılmış 60 civarında camisi ve mescidi var. 

Tren yolunun güneyine 1920’den sonra adına Cumhuriyet denilen yeni rejimin sahiplerince planlanan bir başkent var. Alman bir mimara yaptırılan bu planlamada resimden heykele her şey ve yeni dünya var ama cami-din ve ahiret yok. 

Tren hattının güney bölgesinde şimdi var olan ve eski görünen bütün camiler (Cebeci, Maltepe, Kocatepe vs.) 1950’den sonra ibadete açılmış. 

Yani 1920 ile 1946 arasında, Ankara’dan geçen tren hattının güneyinde var edilen Başkent’te dinî bir canlılık yok. Hatta planlamada dine dair bir fikir de yok.  

Bu konuda hicivli bir yazımızı okumak için: 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/ataturk-kecioren-de-cumhur-alti-n-ok-la_595090

Hatta bu dönemde inşa edilen Anıtkabir dahi kıbleye dönük bir mezar değil. Aksine laik bir anıt. 

Konuyla ilgili ayrıntılar için: 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/kabir-neden-kibleye-donuktur_444446

ve 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/anitkabirin-yonunu-kibleye-cevirmek_212265

İşte pusula. 

Harita okumak size kalmış.

Okunma Sayısı: 166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı