"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlk çağ Yunan filozofu: Eflatun

Süleyman KÖSMENE
08 Temmuz 2026, Çarşamba
Elbistan’dan Cemal Özkaya: “Felsefenin en mükemmel ferdleri ve o silsilenin dâhîleri olan Eflâtun ve Aristo, İbni Sina ve Farabî gibi adamlar, “İnsaniyetin gayetü’l-gâyâtı, teşebbüh-ü bilvacibdir, yani Vacibü’l-Vücud’a benzemektir” deyip, Firavunane bir hüküm vermişler ve enaniyeti kamçılayıp1…

“Ey arkadaş! Şimdi hayali baştan çıkar, aklı kafaya geçir. Evvelki iki yolun mağdub ve dâllîn yolu; hatarları pek çoktur, kıştır daim güz, yazı. Yüzde biri kurtulur: Eflâtun, Sokrat gibi.”2 Eflatun için hem kurtulur diyor hem de Firavunane hüküm verenlerin arasında sayılmış bir zıtlık mı var.”

Akademinin Kurucusudur

Eflatun, 430’lu yıllarda Atina’da doğan ünlü Yunan Filozofudur. En önemli hocası Sokrat’tır. Sicilya’ya yaptığı seyahatlerin birinden döndükten sonra yaklaşık 387 yıllarında, Atina yakınlarında bir kasabada, Akademos bahçesinde, düşünce tarihine “Akademi” olarak geçecek olan okulu kurmuş ve ömrünün büyük kısmını burada ders vererek, kitap yazarak geçirmiştir.

En ünlü talebesi Aristo’dur. 

Eserlerine baktığımızda, onu, gözü ideal dünyada olan, ebedî saadete ermenin aşk ve heyecanıyla yaşayan, bu dünyanın geçici değerlerine fazla önem vermeyen, tam anlamıyla “mistik” bir insan olarak görmek mümkündür. Bu yönüyle Eflâtun Sokrat’ın bir devamı sayılır. 

Diğer yönüyle de zihni sosyal meselelerle dolu bir cemiyet adamı; din, cemiyet, siyaset ve idare alanında plan ve projeler yapan büyük bir ıslahatçıdır

Gerek seçkinler meclisinin zorbalığı gerekse Sokrat’ı haksız yere idam eden düzenin zulüm ve yolsuzlukları Eflâtun’u derinden sarsmış ve bu sebeple siyasî rejimler üzerine felsefî bir araştırmaya girişmiştir.

Eflatun’un Bilgi Dünyası

Eflatun, yaklaşık milâttan önce 369 yılında tasarladığı “ideal devlet” planını, bizzat kendisi de idareye katılmak suretiyle “örnek devlet” olarak gerçekleştirmiştir. Eflâtun felsefesinin merkezini insan teşkil eder. Onun hedefi “insanın saadetinin sırları”nı keşfetmektir. 

Varlık Mertebeleri ve İdeler: Eflâtun, Politeia (Devlet) ve Timaios adlı eserlerinde varlık kademelerinden ve buna bağlı olarak da bilgi derecelerinden bahseder. 

Bilgi Dereceleri: Varlık kademelerinin en altında yer alan duyulur âlem, duyularda birtakım izler bırakır. Bu sayede insan, zihninde oluşan bu hayallere dayanarak eşya hakkında hüküm verir. Zihindeki eşyanın kendisi değil hayali olduğuna göre bu hayallere ait bilgiler de kanaatten ibarettir.

2. Din ve Allah Anlayışı. Gençlik dönemi ürünü olduğu bilinen Euthyphron adlı diyalogunda dinin ne olduğunu gözden geçirmiştir. Eflâtun’un din karşısındaki tutumu müsbettir. Cemiyette her kötülük dine ve mukaddes şeylere inanmamaktan doğar. 

Allah-Âlem İlişkisi. Görünür âlem sürekli oluş halindedir. Mutlaka bir sebebe bağlı olan oluş düzgün seyrettiğine göre sebebi akıllı olmalıdır. Oluş tekrarlanmaktadır, öyleyse onun sabit bir örneği vardır. Oluş âlemi güzel olduğuna göre örneği de güzel olmalıdır. 

Oluşu meydana getiren sebep kâinatın sahibi olan Allah’tır. 

Din ve Felsefe Anlayışı

3. Ahlâk Felsefesi. Bazı güçlerini beden aracılığı ile gösteren ruh, varlık ve fazilet itibariyle bedenden çok yücedir. 

4. Cemiyet ve Devlet Anlayışı. İnsanın cemiyet içinde yaşaması tabii bir zarurettir. Devlet ferde tesir eder, onun karakterini oluşturur. 

5. Eflâtunculuk: Eflâtun, insanlık tarihinde ilmî ve felsefî düşüncenin gelişmesine en çok katkısı bulunanlardan biri olarak tanınmaktadır. Eflâtun’a nisbet edilen kırktan fazla esere rastlanmaktadır. 

İslâm Dünyasında Eflâtun. İslâm fütuhatından sonra Eflâtuncu literatür Müslümanlarca da tanınmıştır. Allah, ideler, zaman, mekân, madde gibi öteki kozmolojik ilkelerin birbiriyle münasebeti ortaya konmakta ve âlemin kaostan kozmosa hudusu, yani çıkışı, açıklanmaktadır. 

Allah-âlem münasebeti ele alınırken İlâhî inayet kavramından hareketle âlemdeki mükemmel düzen ve hiyerarşi incelenmekte, bu düzen ve hiyerarşinin insan varlığı üzerindeki tezahürleri vesilesiyle de tıp konuları işlenmektedir. 

Eflatun milâttan önce 347 yılında seksen yaşlarında iken, arkasında ciddî bir ilim ve fikir kadrosu ile birlikte pek çok kitap bırakarak ölmüş ve Akademi’nin bahçesine defnedilmiştir.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 610.; 2- Age., s. 827.

Okunma Sayısı: 188
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı