Uzmanların ifade ettiği üzere ülkemizin enflasyon meselesini halledilmeden düzlüğe çıkması mümkün değil.
Yine aynı uzmanların ifadesine göre 5 ya da 10 yıl süren bir “enflasyonla mücadele” olmaz. Yani doğru bir program uygulanabilirse bu mücadele daha kısa sürede neticeye ulaşabilir. Enflasyonla mücadelede neticeye ulaşılamıyorsa ya programda bir hata var ya da enflasyonla mücadele ettiklerini söyleyenler samimi değil.
İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, enflasyonu tansiyona benzetmiş ve “Bu (enflasyon) çözülmeden ekonomi sağlıklı hareket edemez. Çünkü tüm fiyatlama davranışları bozulmuş durumda” demiş.
“Türkiye ekonomisi bir dönüm noktasında. Bazı sektörler güç kaybediyor. Bu dönüşümün sağlıklı olabilmesi için kamunun öncülük etmesi gerekiyor. Bu da yapısal reformlarla olur” diyen Prof. Dr. Alçın, “En büyük risk bir ödemeler bilançosu krizidir. Bu öteleniyor. Sanayide dönüşümü sağlayamazsak şu anda dünyada 20’inci büyük ekonomi iken gelecek 5-10 yılda buradan geriye gideriz. (...) TÜİK’in yüzde 32 enflasyon açıkladığı ortamda otoyol ve köprülere yüzde 57 zam yaparsınız, demek ki enflasyon TÜİK’in açıkladığı enflasyon değil. Bu ne demek TÜİK’in enflasyonuna göre değil kendini güvenceye alacak bir oranda zam yap demek. Bu da önümüzdeki dönemde enflasyonun yüzde 30’un altına inmesini zorlaştıracak” uyarısında bulunmuş. (nefes.com.tr, 5 Temmuz 2026)
Prof. Dr. Sinan Alçın, uygulanan mali politikaların neden başarısız olduğunu da şöyle izah etmiş: “Yapısal bir programın ortaya konulması gerekiyordu. Malî disiplin şarttı. Kamu ihale kanunu şeffaflaştırılmalıydı. Son 3 yılda bütçe ağırlıklı borç ve borç faizlerine yöneldi. Bu kovanın altı delik demek anlamına geliyor. Kovanın altı delikse yukarıdan kepçeyle su dökmenin bir faydası yok. Sadece o deliğin daha da hızlı büyümesine yol açar. Borcu borçla kapatmak çözüm olmaz. Kamunun ayağını yorganına göre uzatması gerekiyor. (...) Yüksek enflasyonun iki etkisi var. Biri alım gücünün düşmesi. İkincisi de gelir dağılımının bozulması. Türkiye son 5 yılda OECD ülkeleri arasında gelir dağılımının en çok bozulduğu ülke. Enflasyon elma ile armut değil, biraz olgunlaşsın kendiliğinden düşer demekle olmaz. Bunu düşürmek için ciddi bir enflasyonla mücadele programına ihtiyaç var. Enflasyonun faturası ağırlıklı olarak ücretli çalışana yıkılıyor. (...) Enflasyonda yüksek, düşmeyen ve sürünen bir tansiyon var. Kaçtığımız tarıma tekrar dönmemiz gerekiyor. Yazılım başta olmak üzere bacasız sanayiye de odaklanmalıyız. Enflasyon fiyatlarla savaşarak düşürebileceğiniz bir şey değil. Onun kökünü kurutmanız gerekiyor. Bataklıkta sinek avlamak gibi bir şey. (...) Bataklığı kurutmanız gerekiyor.”
Akıl için yol bir: Düzlüğe çıkmak için açıklık, şeffaflık, dolayısı ile hak ve hukuk yolundan başka çare yok.