Çorum’dan Süleyman Alıç: “Sekizinci Lem’a’da geçen, Zembilli Ali Efendi’nin yaptığı 40 çeşme için verdiği cevap ile altındaki sual ve cevabın nasıl bir ilgisi var; açıklar mısınız.”
Gavs-i Azam’ın Kerametleri
Sekizinci Lem’a, Gavs-ı A’zam Abdülkadir-i Geylânî’nin Risale-i Nur hakkındaki gaybî kerametleri olarak yazılmıştır. Malum Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri, Şeyh Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin neslindendir ve seyyid ve şeriftir. Yani Peygamber (asm) neslindendir.
Şeyhin hizmeti tarikat tarzında idi. Cehrî zikir sahibiydi. Yani açıktan ve sesli olarak zikrederdi. Kendi sağlığında ve sonrasında yüz binlerce talebesi ve müridi oldu. Kendisini gayr-i Müslimler de inkâr edemiyorlardı. Kendisini gören bir papazın şöyle dediği zikredilir:
“Biz İslâmiyet’i kabul edemiyoruz; Fakat Şeyh Abdülkadir’i de inkâr edemiyoruz.”
Kerametleri gayr-i Müslimlerce de makbul görülürdü.
Bir defasında dergâhı yakından geçen bir gayr-i Müslim merak ederek pencereden eğilip bakmış. Gece rüyasında mahşerin kurulduğunu, kendisinin de mahşerde ve belinden yukarısı kurtulmuş, aşağısı ateşin içinde bulunduğunu görüyor. Gidip Müslüman oluyor.
Vaktin Abdülkadirîsi Ol!
Sekizinci Lem’a’da Şeyh Hazretlerinin Bediüzzaman ile ilgili muhtelif müjdeleri vardır. Mecmuatül-Ahzab’ta kasidesi vardır. Kasidesinde Bediüzzaman’dan açıkça haber veriyor; hatta ona bazı emirler veriyor.
Mealen diyor ki: “Ahirzaman fitnelerine düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. Allah’ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişirim. Ben müridimin muhafızıyım. Onu korktuğu şeylerden, Allah’ın yardımı ve izni ile onu her fitneden ve şerden korurum. Müridim şark ve garbın ne zaman neresinde bulunsa, hangi beldeye seyr ü seyahate mecbur olsa, Allah’ın havl ve kuvveti ile, ona imdat ve istimdat ederim. Çağrılarına gelirim.
Ey benim nazmımı okuyan! Korkma! Söyle onu! Muhakkak ki sen, Allah’ın hıfzı ve inayeti altındasın. Sen vaktin Abdülkadirîsi ol! Allah için ihlâs-ı etemmi kazan! Muhabbetimde sadık ve çalışmanda muhlis isen, maişetinde de mesut olursun.”1
Sekizinci Lem’a’da Hazret-i Şeyhten daha çok fazla işaretler ve ifadeler vardır.
Ateşin Temizliği
Sekizinci Lem’a’nın ileri bölümlerinde, şu an İstanbul Üniversitesinde bulunan Meşihat Dairesi -ki kapısında fetih ayeti vardır-, kısmen yanıyor. Herkes üzülüyor. Oysa o dairede bir zamanlar Darü’l-Hikmet-i İslamiye bulunuyordu ve bu kurumda Bediüzzaman uzunca bir süre çalışmıştı.
“Meşihat dairesi ne haldedir?” diye soruyor.
Ama kendisi diyor ki: “Eyvah! Öyle bir cevap aldım ki, ruhum, kalbim ve fikrim titrediler. Ve ağladılar. Sorduğum adam dedi ki: “Yüzer sene envar-ı Şeriatın mazharı olmuş olan o daire, şimdi büyük kızların lisesi ve mel’abegâhıdır.” İşte o vakit, öyle bir halet-i ruhiyeye giriftar oldum ki, dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Kuvvetim yok, kerametim yok! Kemal-i me’yusiyetle ah vah diyerek dergâh-ı İlahiyeye müteveccih oldum.”2
Meşihat dairesindeki bu yangın üzerine Bediüzzaman üzülmek bir yana, “elhamdülillah” diyor. “Ateş bazen sudan ziyade temizlik yapar” diyor. Anlaşılan, bu dairedeki süfli vaziyete kader razı olmuyor ve ateşle cevap veriyor. O bölümü yakıyor.
Bediüzzaman, Kanunî Sultan Süleyman’ın kırk çeşme suları ile ilgili misalini bundan sonra veriyor. Zembilli Ali Efendi, bir yandan Kırk Çeşme Sularını şehre getiren, bir yandan da Avrupa’dan kanun getiren Kanunî’ye kızıyor ve şöyle diyor: “Hilaf-ı şeriat kanunları Avrupa’dan getirdiğin cihetle, İstanbul’a öyle bir [b.k] sıçtın ki, o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse yüz senede temizlemez!”3
Yani, “Evet, Avrupa’dan kanun getirdin ama, bu kanunların yarın vereceği manevî zararı, kırk çeşme suları üzerinden yüz sene akıp geçse yine temizleyemez!” demek istiyor.
Dipnotlar:
1- Lem’alar, s. 61.; 2- Lem’alar, s. 81.;
3- Lem’alar, s. 81.