"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ehl-i Beyt ile ilişkilerimiz (5)

Süleyman KÖSMENE
23 Nisan 2026, Perşembe
Ahmed Sabri Görmüş: “Ehl-i Beyti nasıl bilmeliyiz?”

Hazret-i Ali’nin İki Mertebesi

Bediüzzaman, Hazret-i Ali’ye (ra) iki açıdan bakılmasını tavsiye ediyor:

1) Şahsî kemâlât ve mertebesi noktasından. Hazret-i Ebu Bekir’in, Hazret-i Ömer’in, Hazret-i Osman’ın ve diğer Ashab-ı Kiramın nasıl şahsî kemâlât ve mertebesi varsa, Hazret-i Ali’nin de şahsî kemâlât ve mertebesi vardır. Ancak biz elbette bu kemâlât’ın ne derece yüksek olduğunu veya diğerlerine göre durumunu bilemeyiz. Haddimiz değil!

2) Âl-i Beytin (ra) şahs-ı mânevîsini temsil ettiği noktasından.

Bu mesele Hazret-i Ali için ekstra bir azamet sağlıyor. Çünkü Âl-i Beytin şahs-ı manevisi mertebesine ümmetten yükselebilen elbette yoktur. Bu mertebe Hazret-i Ali’ye has bir mertebedir. Bu noktada Hazret-i Ali (ra) nev-i şahsına münhasırdır. Nitekim, “Âl-i Beytin şahs-ı mânevîsi ise Resul-i Ekrem’in (asm) bir nevi mahiyetini gösteriyor.”1

Olsa olsa kendi soyundan, kardeşleri arasından onu geçebilecekler olabilir. Çünkü neticede kan ve soy bağı vardır. Ama olmamıştır. Tarih buna şahittir. 

Hz. Ali’nin Üstün Olduğu Nokta

Bu noktaların birincisinde başta Hazret-i Ali olmak üzere, bütün ehl-i hakikat, Hazret-i Ebu Bekir’i, Hazret-i Ömer’i ve Hazret-i Osman’ı takdim ediyorlar. Yani öne geçiriyorlar. Yani bu üç sahabenin “hizmet-i İslâmiyette ve kurbiyet-i İlâhiyede makamlarını daha yüksek görmüşler.”2

İkinci nokta itibariyle ise, Bediüzzaman diyor ki: “Hazret-i Ali (r.a.) şahs-ı mânevî-i Âl-i Beytin mümessili ve şahs-ı mânevî-i Âl-i Beyt bir hakikat-i Muhammediyeyi (asm) temsil ettiği cihetle, muvazeneye gelmez.

İşte, Hazret-i Ali (ra) hakkında fevkalâde senâkârâne ehâdis-i Nebeviye bu ikinci noktaya bakıyorlar. Bu hakikati teyid eden bir rivayet-i sahiha var ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Her nebinin nesli kendindendir. Benim neslim Ali’nin (ra) neslidir."3 

Yani Hazret-i Ali’nin fevkalade üstünlüğünü işleyen hadis-i şerifler, bu noktaya bakıyorlar. Bu noktada Hazret-i Ali’yi geçebilecek kimse yoktur. Çünkü Peygamber Efendimiz’in (asm) nesli kendi neslinde birleşiyor ve kendi nesli bir peygamber nesli olarak ahir zamana kadar devam ediyor.

Adavet Olmamalı

Hazret-i Ali (ra) hakkında senakâr sözlerin diğer Sahabelere nazaran çok fazla olmasının sebebi, Emevîler ve Haricîlerdir. Yani Emevîler ve Hariciler ona fazla hücum etmelerine karşılık Ehl-i Sünnet vel-Cemaat, haksızlığa maruz kalmasın diye onunla ilgili rivayetleri fazla neşretmişleridir. Diğer halifeler onun kadar eleştiriye maruz kalmadılar.

Öte yandan, Resulullah Efendimiz (asm) gelecekte Hazret-i Ali’nin fazla hücuma ve iç fitnelere maruz kalacağını keşfetmiş, Hazret-i Ali’yi ümitsizlikten ve ümmeti onun hakkında su-i zandan kurtarmak için, “Ben kimin Mevla’sı isem Ali de onun Mevla’sıdır” buyurmuştur.

Hazret-i Ali hakkında Şia-ı Velayetin aşırı muhabbeti, kendilerini Şia-ı Hilafet derecesinde mes’ul etmez. Önceki üç halifenin adavetine kapı açmamak şartıyla, muhabbette sıkıntı yoktur.

Fakat, Şia-i Hilafetin garazkâr yaklaşımı, yani önceki üç halifeyi suçlayan tavırlar ve söylemler asla doğru değildir. Bize düşen bunca yıldan sonra artık düşman üretmek değil; eski düşmanlıkları söndürmek olmalıdır. 

Dipnotlar: 

1- Lem’alar, s. 40.

2- Age., s. 40.

3- Age., s. 40.

Okunma Sayısı: 155
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı