Âhirette Yeniden Doğuş Vardır
Reenkarnasyon ruhun dünyaya başka bir bedende yeniden doğuşu demektir. Böyle bir inanç İslâmiyet’te yoktur. Buna gerek de yoktur. Çünkü İslâmiyet’te âhiret inancı vardır. Âhiret inancı, insanın kendi ruhu ile kendi aslî kimliğini bularak yeniden dirilişini ifade eder. Başka arayışlara gerek yoktur.
Ruhun dünyaya başka bir vücutta yeniden dönmesi gibi bir inancı besleyen hiçbir ayet ve hadis mevcut değildir. Reenkarnasyonu destekler mahiyette olduğunu iddia ettikleri ayetlerin tamamı ölüm ve ölün ötesi hayatı ve âhireti anlatıyor.
Esasen dünyaya geri dönüş iddiası eski Hint, Mısır, Yunan din ve kültürlerinde var ola gelmiş, fakat gerçekliği ispatlanmamış bir bâtıl inançtır. Kur’ân’da bu inancı besleyen ayet bulunduğunu ileri sürenler, zorlama yorumlarına Kur’an’ı âlet ediyorlar.
Ruhun yeniden doğuşu vardır evet; ama âhirette. Dünyada değil! Âhiret esasen böyle bir yeniden doğuş inancını gerçek kılan bir âlemdir.
Evet, âhiret vardır ve haktır. Ölüm haktır. Kabir suali haktır. Ruhun hayatı haktır. Kıyamet haktır. Kıyamet’ten sonra diriliş haktır. Mahşer haktır. Hesap ve sorgu haktır. Sırat haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Ebedî hayat haktır.
Kur’ân-ı Kerîm birçok ayetiyle bize bu esaslardan haber verir.
Ruhlar Gezerler
Hak dinlerde var olan, Peygamber Efendimiz’in (asm) haber verdiği ve Bediüzzaman Hazretlerinin yorumladığı gerçek şudur:
Salih (iyi) ruhlar ölünce kabirlerinde kalmazlar, gökleri ve yerleri gezerler. Bir kısım Cennet ehli kimseler, berzah âleminde iken “Tuyurun hudrun” denilen yeşil kuşların içinde Cennette gezerler.1 Demek sâlih ruhlar serbesttirler; kabirlerinde mahpus olmuyorlar, yıldızlarda, dünyada ve değişik yerlerde Allah’ın izniyle diledikleri gibi geziyorlar.2
Kanaatimize göre, ilkel dinlerdeki reenkarnasyon inancı, hemen her Peygamberle geçmişte insanlığa bildirilen “sâlih ruhların gezmesi” hakikatinin, yine insanlar eliyle deforme edilmiş ve bozulmuş bir şekli olsa gerektir.
Mâlûm; babasız doğan Hazret-i İsa’ya “Allah’ın oğlu” diyecek kadar zaman zaman akıldan, idrakten, iz’andan ve insaftan uzaklaşan insan denen bu varlık sınıfı, hak dinlerin getirdiği gerçekleri bozmakta ve değiştirmekte çok maharet sergiledi. Hayatı seven, fakat sorumluluktan kaçan insan oğlu, sorumluluk getiren âhiret inancı yerine, sadece bir hayat ümidi veren reenkarnasyonu abartılı olarak benimsedi. Oysa âhiret inancı varken, reenkarnasyona sapmaya hiç ihtiyaç yoktur.
Ruh Dünyaya Dönmez
İnsanın dünyadan başka bir yere değil, sadece ahirete gittiği ve hatta ruhun tekrar dünyaya dönerek iyi amel işleyeceği hakkında Rabbine söz verdiği ile ilgili çok sayıda ayet vardır. "Nihâyet onlardan birine ölüm gelip çattığında der ki, “Rabbim beni geri gönder! Ta ki boşa geçirdiğim dünya hayatımda artık iyi ameller işleyeyim.” Hayır! O, söylediği boş bir laftan ibarettir. Onların arkalarında ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır"3
"Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde, O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz. Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz. Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa, iddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o ruhu geri döndürsenize!"4
Dipnotlar:
1- Müslim, 3/1502
2- Sözler, s. 466
3- Mü'minûn Suresi: 99-100
4- Vakıa Suresi: 83-87