Turgut Beyin ihtilâl projesindeki misyonu, Sosyal Marksistlerce, muhafazakâr hatta tarikat çevrelerinden hep gizlendi.
Anlaşılamayan mahiyetiyle Özal, 12 Eylülcülere fikren kuvvet verince de, ANAP’ın devamı olan AKP’nin mahiyeti de anlaşılamadı. Türk-İslâm senteziyle milleti 12 Eylül projesine yanaştıran Özal’a bedel arkadan gelenler; daha çok Erbakan veya Refah renkleriyle göründüler. Aksaçlılardan ayrılan Yenilikçilerin halka bakan yüzlerinden ziyade ABD ve İngiltere Neoliberallerine bakan yüzlerini bu zamanımıza kadar kimse konuşmadı.
Önceki seçimlere katılan partilerden dokuzunun Siyasal İslâmcı kökenli olmaları, Neocon-Neoliberal projedeki dinin kullanımını, yani tezimizin çıkış noktasını gösteriyor. Enternasyonalcilerin, “Din afyondur, halkı uyuşturur” tezinin Sosyal Marksistlerce tatbik edildiğine inanıyoruz. Zira kırk küsur senedir yapılan kötülükler din perdesinde (rüşveti unutmadan) usturupluca işlendiğinden, efkâr-ı ammeden yeteri tepkiyi görememiştir. Proje yöneticileri de, halkı, ölümü göstererek sıtmaya razı edebilme taktiğiyle idare etmişler.
Marksizm, iki farklı çizgide yürüyordu. Enternasyonalci Troçkistler daha ziyade Pentagon ve NATO üzerinden Ankara’ya bağlanırlarken, 12 Eylül’cülerin finans ayağını Londra teşkil ediyordu. Kökleri Amerika’daki meşhur bankaların emrindeki fonlar, bilhassa Köpekbalığı fonlarıyla Avrupa’yı Çin’e taşıyan Çekirge hareketinin mahiyetini bilemeyenler, Sovyetlerin dağılışından sonraki Avrupa’da olup bitenleri asla anlayamazlar.
Açık Toplumcuların, yani George Soros, Milton Freedman, Klaus Schwab ve Popper gibi sosyal Marksist teorisyenlerin mahiyetleri de AKP açısından önemlidir. Açık Toplum Enstitüsü, Soros’un vekili ve AKP’nin danışmanı Can Paker, Türkiye’nin kanunlarını bir gece içinde TBMM’de Açık Toplumculara hazırlayan Kemal Dervişoğlu ve etraflarındaki isimlerin mahiyetleri de çok önemli. ANAP ve AKP dönemlerinde; milletimizin mukaddesatındaki, geleneğindeki, dilindeki, ailesindeki, ziraatındaki, sağlığındaki, sefahatindeki ve şehirleşmesindeki dehşetli dejenerasyonların plansız-projesiz geliştiğini iddia edenlerin de; vatan ve millet haini olduklarını düşünebiliriz. Bahsettiğimiz maddî-manevî kurumların zamanın rüzgârlarıyla bozulduğunu iddia etmek–cehalet değilse–ihanettir.
AKP’nin, Refah kadrolarının isyankâr gençlerinden oluştuğunu söyleyenler, Erbakan’a başkaldıranları tebrik sadedinde konuşabilirler. Fakat bunların çoğu, tarikat ve dinî cemaat geleneğinden gelmiş; edeplerinden efendilerine saygıda kusur etmeyenler değil miydi? Burada yine George Soros’un meşhur Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye’yi manevî bir belâ kabilinden tutuşturan kişisel gelişim kursları, ücretsiz kitapları ve NLP teknikleri devreye giriyor. Diyanet’ten Emniyet’e, üniversiteden tarikata muhafazakâr kitlenin, geleneksel edep ve hürmet duygularını kaybetmeleri için tâbi tutuldukları kurslarla da AKP’nin, Can Paker üzerinden organik bağları vardı. Bu bağlar, günümüzde başka formatlarda devam ediyor.
Sonradan görmeler… Hazımsız yeni kadrolar… Gelenekle savaşan partili veya vazifelilerle AKP sosyal hayattaki ahlâkî devrime (menfî manada devrime) yardımcı olacaktı… Tarikatların, dinî cemaatlerin, muhafazakâr arka planlı STK’ların ve gelenekçi sosyal yapıların tüm yönetimleri; devrimci, yenilikçi ve açgözlü AKP kadrolarına geçecekti.
Gayet azını ifade ettiklerimiz, bütünün parçalarıdırlar. Bütünü nazardan kaçıranların hakikati bulmaları mümkün olmadığı gibi, iğfal edilmeleri de kaçınılmazdır.
AKP yönetiminin; dağılan ANAP’tan kalan siyasetçileri ve bürokratları bünyesine katması, AKP’nin Özal’ı manevî babası kabullenmesi ve İhtilâlcilerin miraslarına fiilen sahip çıkması, AKP’nin İhtilâlcilerin devamı olduğunu ispat eder. Tayyip Erdoğan’ın, İhtilalin Diyanet reisini Kenan Evren’e icazet için göndermesiyle birlikte, ihtilâlcilerin danışma meclisindeki eskilerini (Cemil Çiçek, Nevzat Yalçıntaş, vb.) vekil olarak istihdamı da tezimizi kuvvetlendiriyor. ANAP’ın devamı olarak 12 Eylülcülerin (Marksist Neoliberal-Neocon İttifakı) anayasalarına, icraatlarına ve kurumlarına (YÖK, RTÜK, vb.) sahip çıkarak yola devam eden AKP’nin; dindar, demokratik, vatanperver, adaletperver, sosyal devletçi ve barışçı olduğunu iddia edenleri, bütününü yazamadığımız yüzlerce hakikat tekzip edecektir.