"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP üçüncü kimlik peşinde…

Şükrü BULUT
01 Aralık 2025, Pazartesi
Turgut Beyin ihtilâl projesindeki misyonu, Sosyal Marksistlerce, muhafazakâr hatta tarikat çevrelerinden hep gizlendi.

Anlaşılamayan mahiyetiyle Özal, 12 Eylülcülere fikren kuvvet verince de, ANAP’ın devamı olan AKP’nin mahiyeti de anlaşılamadı. Türk-İslâm senteziyle milleti 12 Eylül projesine yanaştıran Özal’a bedel arkadan gelenler; daha çok Erbakan veya Refah renkleriyle göründüler. Aksaçlılardan ayrılan Yenilikçilerin halka bakan yüzlerinden ziyade ABD ve İngiltere Neoliberallerine bakan yüzlerini bu zamanımıza kadar kimse konuşmadı.

Önceki seçimlere katılan partilerden dokuzunun Siyasal İslâmcı kökenli olmaları, Neocon-Neoliberal projedeki dinin kullanımını, yani tezimizin çıkış noktasını gösteriyor. Enternasyonalcilerin, “Din afyondur, halkı uyuşturur” tezinin Sosyal Marksistlerce tatbik edildiğine inanıyoruz. Zira kırk küsur senedir yapılan kötülükler din perdesinde (rüşveti unutmadan) usturupluca işlendiğinden, efkâr-ı ammeden yeteri tepkiyi görememiştir. Proje yöneticileri de, halkı, ölümü göstererek sıtmaya razı edebilme taktiğiyle idare etmişler.

Marksizm, iki farklı çizgide yürüyordu. Enternasyonalci Troçkistler daha ziyade Pentagon ve NATO üzerinden Ankara’ya bağlanırlarken, 12 Eylül’cülerin finans ayağını Londra teşkil ediyordu. Kökleri Amerika’daki meşhur bankaların emrindeki fonlar, bilhassa Köpekbalığı fonlarıyla Avrupa’yı Çin’e taşıyan Çekirge hareketinin mahiyetini bilemeyenler, Sovyetlerin dağılışından sonraki Avrupa’da olup bitenleri asla anlayamazlar. 

Açık Toplumcuların, yani George Soros, Milton Freedman, Klaus Schwab ve Popper gibi sosyal Marksist teorisyenlerin mahiyetleri de AKP açısından önemlidir. Açık Toplum Enstitüsü, Soros’un vekili ve AKP’nin danışmanı Can Paker, Türkiye’nin kanunlarını bir gece içinde TBMM’de Açık Toplumculara hazırlayan Kemal Dervişoğlu ve etraflarındaki isimlerin mahiyetleri de çok önemli. ANAP ve AKP dönemlerinde; milletimizin mukaddesatındaki, geleneğindeki, dilindeki, ailesindeki, ziraatındaki, sağlığındaki, sefahatindeki ve şehirleşmesindeki dehşetli dejenerasyonların plansız-projesiz geliştiğini iddia edenlerin de; vatan ve millet haini olduklarını düşünebiliriz. Bahsettiğimiz maddî-manevî kurumların zamanın rüzgârlarıyla bozulduğunu iddia etmek–cehalet değilse–ihanettir.

AKP’nin, Refah kadrolarının isyankâr gençlerinden oluştuğunu söyleyenler, Erbakan’a başkaldıranları tebrik sadedinde konuşabilirler. Fakat bunların çoğu, tarikat ve dinî cemaat geleneğinden gelmiş; edeplerinden efendilerine saygıda kusur etmeyenler değil miydi? Burada yine George Soros’un meşhur Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye’yi manevî bir belâ kabilinden tutuşturan kişisel gelişim kursları, ücretsiz kitapları ve NLP teknikleri devreye giriyor. Diyanet’ten Emniyet’e, üniversiteden tarikata muhafazakâr kitlenin, geleneksel edep ve hürmet duygularını kaybetmeleri için tâbi tutuldukları kurslarla da AKP’nin, Can Paker üzerinden organik bağları vardı. Bu bağlar, günümüzde başka formatlarda devam ediyor.

Sonradan görmeler… Hazımsız yeni kadrolar… Gelenekle savaşan partili veya vazifelilerle AKP sosyal hayattaki ahlâkî devrime (menfî manada devrime) yardımcı olacaktı… Tarikatların, dinî cemaatlerin, muhafazakâr arka planlı STK’ların ve gelenekçi sosyal yapıların tüm yönetimleri; devrimci, yenilikçi ve açgözlü AKP kadrolarına geçecekti. 

Gayet azını ifade ettiklerimiz, bütünün parçalarıdırlar. Bütünü nazardan kaçıranların hakikati bulmaları mümkün olmadığı gibi, iğfal edilmeleri de kaçınılmazdır. 

AKP yönetiminin; dağılan ANAP’tan kalan siyasetçileri ve bürokratları bünyesine katması, AKP’nin Özal’ı manevî babası kabullenmesi ve İhtilâlcilerin miraslarına fiilen sahip çıkması, AKP’nin İhtilâlcilerin devamı olduğunu ispat eder. Tayyip Erdoğan’ın, İhtilalin Diyanet reisini Kenan Evren’e icazet için göndermesiyle birlikte, ihtilâlcilerin danışma meclisindeki eskilerini (Cemil Çiçek, Nevzat Yalçıntaş, vb.) vekil olarak istihdamı da tezimizi kuvvetlendiriyor. ANAP’ın devamı olarak 12 Eylülcülerin (Marksist Neoliberal-Neocon İttifakı) anayasalarına, icraatlarına ve kurumlarına (YÖK, RTÜK, vb.) sahip çıkarak yola devam eden AKP’nin; dindar, demokratik, vatanperver, adaletperver, sosyal devletçi ve barışçı olduğunu iddia edenleri, bütününü yazamadığımız yüzlerce hakikat tekzip edecektir.

Okunma Sayısı: 1915
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bedreddin

    3.12.2025 00:23:53

    İhtilâlcilerin miraslarına fiilen sahip çıkması, AKP’nin İhtilâlcilerin devamı olduğunu ispat eder.Bu cümle herşeyin özeti muhterem yazar.

  • Ahmet

    2.12.2025 13:55:15

    Birkısım politaka üreticilerinin veya siyasi yazı sahiplerinin 12 Eylül ihtilâlini yazmaktan hazeretmelerinin hikmeti ne olabilir. İnat mıdır, geçmişlerinin doğru olduğunu iddiamıdır,tarihle yüzleşmeme ısrarı mıdır... Burada bir şey olmalı.

  • Avni Aladağ

    1.12.2025 18:54:03

    İslamcılık,2.süfyaniyet hareketidir.bu açık ve nettir.rivayetler ortada..Arif olanlar bilir.

  • Ali Kiren

    1.12.2025 15:49:06

    Onikiden tesbitler. Selamlar.

  • Demokrat Avrupa

    1.12.2025 13:48:42

    @kurukahveci…Bediüzzaman tarih nasıl devam edeceğini bildiğinden, Milli devletlere gizli Marksizmle hücum edileceğini biliyordu. Dindarların din adına siyaset yapmamalarını bunun için emrediyordu. Milli devletlerle demokrasiye yürümezse dünyamız, küreselcilere oyuncak oluruz.

  • Mehmet

    1.12.2025 10:24:48

    Fıtratla savaşan sosyal devrimcilerle sırf koltuk ve menfaat işbirliği için bu tahribata müsaade edilirmiydi, mukaddesata bağlılıkları da sözden ibaret imiş.

  • Hüseyin T

    1.12.2025 09:53:06

    [2] İslam’ın zahiri sembolleri ve dilinin, batınında seküler ve hatta marksist kökenli bir sosyal mühendislik projesini örtbas etmek için kullanıldığı düşüncesi, ümmet için ciddi bir imtihan vesilesidir. Bu durum, “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Allah ise nurunu tamamlayacak olandır” (Saff, 8) ilahi beyanını hatırlatır niteliktedir. Şu halde, müminlere düşen, her türlü süslü söylem ve zahiri dindarlık gösterisinin ardındaki hakikati ferasetle temyiz ederek, dinin afyon değil, hakikat rehberi; iktidar aracı değil, ilahi bir emanet olduğu şuurunu asla yitirmemektir.

  • Hüseyin T

    1.12.2025 09:52:35

    [1] Türkiye’nin siyasi serencamına şer‘î bir nazarla bakıldığında, son yarım asırda dinin, muhafazakârlığın ve millî değerlerin, hakikaten bir “emanet” bilinciyle korunup korunmadığı suali zihinleri kurcalamaktadır. Görünen o ki, din-i mübin-i İslâm’ın mukaddesatı ve milletin manevi değerleri, bazı kesimlerce nefsani ve siyasi hesaplara perde kılınmış; bu ulvi vasıflar, hakiki hizmet yolunda değil, belki güç ve nüfuz mühendisliğinin hizmetinde istihdam edilmiştir. “Mü’minler ancak kardeştir” (Hucurât, 10) hakikatiyle tesis edilmesi gereken ümmet şuuru, yerini “tefrika”ya ve derin bir gayrımeşru ittifaklar ağına bırakmış gibidir. Müslümanların “iyiliği emredip kötülükten sakındırma” (emr-i bi’l-ma‘rûf nehy-i ani’l-münker) vazifesi, bu süreçte adeta araçsallaştırılarak siyasi ve ekonomik projelere hizmet eder hale getirilmiştir.

  • Mustafa coban

    1.12.2025 09:39:43

    Hocam yaziniz güzel zaman a denk geldi.gazze katliamindan sonra iznik toplantisina ne denir.bu ne perhiz ne lahana turṣusu. Secim yaklaṣinca kürt açilimi,fener açilimi gırla gidiyor.hayirlisi.bekleyip görecegiz

  • Mehmet

    1.12.2025 08:48:46

    Önce küreselcilerin büyük projesi. Sonra Kemalistlerin onlarla işbirlikleri. Sonra kullanılacak malzemeler: Türk-İslam sentezi, Ilımlı İslâm, politik İslam ve bu zincir dindarların kapılarına kadar uzadı gitti.

  • S. Pelin Kurukajveci

    1.12.2025 07:57:56

    Siyasal islamın iktidar performansı ve yönetici kadrosunun hakim dünya düzeni ile ilişkisi tartışılabilir ancak ortaya çıkışı sosyolojik bir talep ile olmuştur. Klasik islami devletleri yıkan 20.yüzyıl emperyalist batı güçlerinin desteği ile kurulan ulus devletlerin bir şekilde bu sosyolojik tabanla yüzleşeceği aşikardı. İslami hassasiyeti olan insanlar uzaya çıkmadığına göre buldukları ilk fırsatta kendi kimliklerine uygun siyasi taleplerde bulunacaklardı. Bu sadece Türkiye'de değil, Mısır, İran, Tunus, Hint coğrafyası, Türkistan gibi bütün Müslüman coğrafya için geçerli bir sosyolojik gerçektir. Bugün çıkmazsa yarın mutlaka ortaya çıkacaktır.

  • Demokrat Avrupa

    1.12.2025 02:41:46

    2 - Yıllar sonra Cengiz, Harzemşah ülkesine saldırır…Teslim olmalarını. (Çok zalimliği bilinir) teslim olunursa halkı kılıçtan geçirmeyeceğini söz verir…Harzemşahlilar istişare ederler. Zor durumdadirlar. Kılıçtan geçirmeyeceği taahhütü üzerine teslim olurlar.. Cengiz de bütün halka kazma kürek verip derince hendekler kazdırır. Ve bütün halkı boyunlarına kadar hendeğe canlı canlı gömdürür. Söz vermiştin denilince de, kılıçtan geçirmeyeceğime söz verdim der. Buhara'yi ve bütün şehirleri yakar. Yıkar. Kütüphanelerde ki değerli İslam eserlerini nehirlere attırır…Bütün bu olayları yüksekçe bir yerden izleyen iki hoca…Yaşlı olan genç olana iki tokat aşkeder. Bu adamı tanıman için bu manzaraları görmemiz mi lazımdı? der. Demek oluyor ki: Her dini kabul eder görünen, Müslüman olmadığı gibi. Müslümanlara büyük zararlar verebiliyor…Allah Gerçek Büyük Dünya liderimize Rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun inşallah.

  • Demokrat Avrupa

    1.12.2025 02:38:31

    Tarih 18 Aralık 1982 C.tesi.. Güniz Sokak ta yine Rahmetli liderimiz Demirel’den dinlediğimiz mükemmel bir tespiti paylaşmak istedim.. Cengiz Han, komşusu Celalettin Harzemşah' tan İslamı anlatacak din adamı istemiş…Cemalettin Harzemşah ta, ilmi yüksek yaşlı bir din adamı ile kıvrak zekalı genç bir din adamını gönderir…Cengiz Han'ın çadırına gelip, islamin şartını ve imanın şartlarını tek tek izah ederek anlatırlar. Cengiz Han da her söylediklerini açıklayarak kabul eder…İki hoca çadırdan ayrılıp, ülkelerine dönerken Genç olanı yaşlı olana, Hocam biz boşuna gelmişiz. Bu adam Müslüman. Her dediğimizi onayladı. Hoca da, hayır. Son derece müfrit Kafir der. Genç hoca, hocam Müslümana Kafir dersek bilirsin ki biz küfre gireriz. Delilin nedir? Haç farizasını bir teavün ve yardımlaşma olarak kabul etti. Bu benim için yeterli der. Tartışa tartışa ülkelerine gelirler….

  • Cemal Özkaya

    1.12.2025 00:25:32

    ANAP ile AKP'nin böyle tarifi 12 Eylül le bağlantı kurulması çok ciddi araştırma ürünü belli. Hem iddialı bence cesurca. Deliller gayet net ortaya konuyor. Bakış tarzıma çok yeni anlamlar yüklediğini itiraf etmeliyim.

  • Mahmut

    1.12.2025 00:15:04

    Bir taraftan ihtilalci olacaksın, diğer taraftan ihtilalcileri rey için şikayet eder görüneceksin. İki yüzlülükte AKP, ANAP tan çok ileriye gitmiş.

  • Rehanur

    1.12.2025 00:13:30

    AKP’nin yıllar içinde geçirdiği kimlik değişimlerini soğukkanlı bir analizle ele almışsınız. Parti söylemi ile pratikleri arasındaki makasın giderek açıldığını vurguluyorsunuz. Yazı, özellikle ‘yeni kimlik arayışı’nın aslında eski hataların tekrarı olabileceğine dikkat çekmesiyle anlamlı bir uyarı niteliği taşıyor.Tebrikler.

  • Munise

    1.12.2025 00:11:48

    AKP nin Marksizme maşa olduğu ancak böyle somutça anlatılır.

  • Enes

    1.12.2025 00:09:11

    ANAP nihayetinde Demokrat Partiye dahil oldu. Ve bizler ANAP + Demokrat Partiye oy vermiyor muyuz?

  • Mükremin

    1.12.2025 00:08:11

    Allah kalemine kuvvet versin ki; hakikate kör ve sağırolmuşlar da duyalar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı