"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur neden müşteri aramaz?

Süleyman KÖSMENE
14 Eylül 2021, Salı
Ali Bey: Üstad Hazretleri, “Risale-i Nur müşteri aramaz” diyor. Bu ne demektir? Bu sözün hikmeti ne olabilir?

Tok Olana Yemek Verilmez 

Dini tebliğ etmek, Kur’ân’ın önemli emirlerindendir. Bütün peygamberler tebliğ için gelmişlerdir. Bütün mü’minler, hakkı ve iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla yükümlüdürler. 

Fakat üslûp, yol, iz, tarz, yaklaşım önemlidir. “Risale-i Nur müşteri aramaz” 1 sözünden anlayacağımız budur. “Rabbinin yoluna hikmetli sözlerle ve güzel nasihatlerle çağır. Onlarla mücadeleni en güzel biçimde sürdür.” 2 Âyetinde Kur’ân’ın emrettiği de budur.

Tok olana yemek verilmez. Çok bilene bir kelime bile öğretilmez. Vazifen tebliğdir; bu doğru. Fakat sadece tebliğdir. Kabul ettirmek gibi bir vazifen yoktur. Hatta ısrar etmeye bile Allah’ın rızası yoktur. Hidayet etmek Allah’ın vazifesidir.  

Kur’ân’a göre, tebliğ etme ile hidayet etme arasında halk ile Hâlık arasındaki mesafe kadar sonsuz bir mesafe bulunuyor. Nitekim tebliğ etme bizim fiilimiz iken, hidayet etme yalnız Allah’a aittir. Kur’ân buyurur ki: “Peygambere düşen ancak tebliğ etmektir!” 3         

Satış Yapmak İçin Müşteri Lâzım

Dine ihtiyaç duymadığını düşünen bir ukalaya tebliğ edeceğim diye kendini parçalamayı ve bunun için dine müşteri olan ve bir şeyler öğrenmek için çabalayan birisini ihmal etmeyi Kur’ân makbul saymaz. 

Allah (cc), bu hususta Sevgili Resulünü bile (asm) –tabir caizse- itap ediyor. Abese Sûresi’nin nüzul sebebi şöyle bir vakıadır: Resulullah Efendimiz (asm) azılı müşriklerden Utbe bin Rabia, Ümeyye bin Halef ve Ebu Cehil bin Hişam ile konuşuyor, onları Allah’ın dinine dâvet ediyordu. Onlar da dinlemiyorlar, lâf anlamıyorlar, hatta alay ediyorlardı. Peygamber Efendimiz (asm) ise dâvetini yaymakla haşır neşir olmuş, bir kişiyi olsun imana getirebilmek için çabalıyor; bu zor insanların imana gelmesinin bir çok insan üzerinde etkili olacağı düşüncesiyle –tabir caizse- kendini yıpratırcasına dâvetini anlatıyordu.

Bu sırada kör bir mü’min olan Abdullah ibn-i Ümmü Mektum Hazretleri tutunarak ve yedekleyerek Resulullah Efendimizin (asm) yanına kadar geldi ve “Ya Resulallah! Allah’ın sana indirdiği Kur’ân’dan bana öğret! Beni irşad buyur!” dedi. Peygamber Efendimiz (asm) İbn-i Ümmü Mektum’a cevap vermedi. 

İbn-i Ümmü Mektum (ra), Peygamber Efendimizden (asm) yüz bulamayınca sözünü tekrarlayıp durdu. İşte tam bu sırada, Peygamber Efendimiz (asm) henüz oracıktayken, henüz azılı ve zor müşriklerle mücadele ederken Abese Sûresi nazil oldu. Peygamber Efendimiz’i (asm), İbn-i Ümmü Mektum gibi Allah’ın dinini öğrenmek için can atanlara tebliğde öncelik vermesi konusunda uyardı. 

Müşteri Olmayanlar Risale-i Nur’a Ulaşamazlar!

Risale-i Nur, asrımızın tebliğ hareketidir. Kur’ânîdir, semavîdir, vazifelidir. Uyarıcıdır, müjdeleyicidir, habercidir, mübelliğdir, vahye yakın bir ilhamla Kur’ân’ın semasından nüzul etmiştir. 

Fakat “ben bilirim” diyenler, tenkit için okuyanlar, müşteri olmayanlar ona ulaşamazlar! Ona ulaşmanın bir bedeli, bir ücreti vardır. Bu ücret ihtiyacını tam hissetmek, ona müşteri olmak ve onu kendi nefsinin ıslahı için okumaktır.

Müşteri olmayanlara, ona ihtiyacını hissetmeyenlere ısrarla Nur hakikatlerini satmaya kalkmak abesle iştigaldir. 

Tebliğin hakkı için bir defa uyarılsa kâfidir. Kabul etmezse ısrar etmemelidir. ‘Makamı var, mevkii var, kabul ederse herkese tesir eder” gibi hususları düşünmek bizim vazifemiz içinde yoktur.  

Kimileri vardır; aslında müşteridirler ve muhtaçtırlar. Ama neye müşteri olduklarını bilmezler. Şaşkındırlar. Mütehayyirdirler. Sen düzgünce elinden tutsan gelecekler. Ama düzgünce elinden tutan olmamış. Ya kınanmış, ya küçümsenmiş, ya dışlanmış, ya itilmiş, ya bilinmemiştir. Böyleleri ihlâslıdırlar. Samimidirler. İhtiyaç duyduğu hakikati gösterseniz dört elle sarılacaklar. Böylelerini ihmal etmemelidir. 

Ama işi gücü lâf yetiştirmek olan, çok bilmiş geçinen, her okuduğunu eğip bükerek tenkit eden cerbezecilere karşı bizim vazifemiz yoktur. Onlar müşteri değildirler. Bizim onlara karşı satılık malımız yoktur.  

Dipnotlar:    

1- Emirdağ Lâhikası: 194, 195.

2- Nahl Sûresi: 125.

3- Maide Sûresi: 99; Nur Sûresi: 54; Ankebut Sûresi: 18; Tegabun Sûresi: 12.

Okunma Sayısı: 1357
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • nazmi uçkan

    14.9.2021 21:14:48

    risalei nurlarda bir beşer(fani)sözüdür.ayet gibi algılanmaz.

  • Ali TAM

    14.9.2021 19:55:02

    " vahye yakın bir ilhamla " Hukukumuz AVRUPA KAFASINDAN ÖRF VE ADETLERINDEN VE DINLERINDEN KAYNAKLANMAKTADIR biz acizane ve nacizane birebir tercüme eder Türk kanunu ilan ederiz. Avrupa hukukunda söyle bir deyim vardir OLASILIGIN KATIYETE YAKIN OLDUGU IHTIMAL AMA KATI/YAKIN degil. Katiyet SINIRINDA (henüz siniri gecmis degil) bir IHTIMAL derler bu hickimse icin SORUNLU BIR IFADE degildir Türkiye buna "KUVVETLE MUHTEMEL) diyor. ILHAM'in cok siniflari var hayvanlarin, cinnilerin, insanlarin ILHAMI Allah her kuluna ilham verir bunu aciklayan cok hadisler hadis-i kudsiler var. ILHAM'in da TAVAN MERTEBESI VARDIR ONU BIZ ne ölcebilir ne de tartabiliriz ancak bu HAKIKATE MUHALIF DEGILDIR. Risaleler ILHAMIN ZIRVE TABAKASINDAN SÜNUHAT olarak zuhur etmistir. Bazi konular perde kapandi diye biter. Burada SORUN veya SIKINTI yoktur Risalelerin vücuda gelisi muhtesem bir IHSAN-I ILAHIDIR bunu VAHYIN ALTINDA ama ona KOMSUDUR dersek abartmis olmayiz.

  • Okur

    14.9.2021 17:36:38

    ...... vahye yakın bir ilhamla Kur’ân’ın semasından nüzul etmiştir. .... İbare de abartı ve sorun var gibi geldi? Okurken rahatsız etti. Daha dikkatli kelimeler seçilse sanki daha uygun olur.

  • Said Yüksekdağ

    14.9.2021 16:53:46

    Her nur talebesinin merak ettiği bu soruya vermiş olduğunuz cevabî yazı için Allah razı olsun.

  • Ali TAM

    14.9.2021 14:58:44

    Makaledeki "bizim onlara karşı satılık malımız yoktur." cümlesini bizzat merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ve takiben Zübeyir Agabey gibi tüm talebeler zikretmislerdir. Müsteri, deger bicilebilen bir malin/metanin alicisidir. Risalelerin pirlanta degerindeki her kelimesine PAHA BICILEMEZ, DEGERINI ÖLCEBILECEK KANTAR BU DÜNYA'DA YOK. Müsterisi aranamayacak degeri haiz. Yani deger bicilebilen bir mala aranan müsteri gibi Risaleler icin bu PIRLANTALARIN alicisini bulma gayreti abesle istigaldir. Barlanin daimi soguk akan Cinarli pinarindan su icmek isteyen gitsin icsin ona müsteri aranmaz! (Yüz senede daimi akittigi icme suyu belki bir Egirdir Gölü kadardir) PAHA BICILMEZ!

  • Ali TAM

    14.9.2021 14:47:51

    Ama (kör) SAHABE Abdullah ibn-i Ümmü Mektum Hazretleri icin söyle bir rivayet okumustum. Resulullah ASM ne zaman kendisini görse ona cosku ve sevgiyle yaklasip Allah cc'nin beni kendisi yüzünden TE'DIP ettigi (dogru edebin ne oldugunu ihtar edip ögrettigi) zat diye övermis, sevgi ve saygi gösterirmis.

  • Neslinur

    14.9.2021 11:26:56

    Muhterem Süleyman ağabey, içerik olarak harika bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık. Fakat (haddim değil ama) son cümle "bizim onlara karşı satılık malımız yoktur." Yakışmamış olabilir mi acaba?

  • fikret aydoğdu

    14.9.2021 00:42:38

    Uzun süredir yazılarınızı okuyorum.Ama bu yazınız bir başka! Böyle bir yazıyı yazmaya sizi muvaffak kılan Rabbime sonsuz hamd ve şükür le beraber sizlere de ayrıca teşekkür ederim.ALLAH yar ve yardımcın(m)ız olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı