Rivayetlere göre Ümmü Ma‘bed cömert, becerikli ve dirayetli bir hanımdır; çadırının önünde oturur, gelen geçene yiyecek içecek ikram eder veya satar. Ailesiyle Mekke-Medine arasındaki Kudeyd köyünde yaşar. Risale-i Nur Külliyatında 19. Mektub’da kendisinden bahsedilir.
Peygamberimiz (asm) hicret esnasında sahil yolunu izleyerek Kudeyd köyüne gelir ve Ümmü Ma‘bed’in çadırında mola verir. Sonraları bu yer “Haymetü Ümmü Ma‘bed” diye tanınır. Resûl-i Ekrem ile arkadaşları Kudeyd’de mola verdiklerinde ondan et ve hurma satın almak isterler. Ümmü Ma‘bed onlara kuraklık ve kıtlık yüzünden yanında et ve hurma bulunmadığını söyler. O sırada Resûlullah çadırın kenarında duran cılız bir keçiyi görünce onu sağmak için Ümmü Ma‘bed’den izin ister, o da keçinin sütünün olmadığını, ancak isterse sağabileceğini söyler, Resûl-i Ekrem Besmele çekip dua ederek sağmaya başlayınca keçiden bol miktarda süt gelir. Ümmü Ma‘bed, Hz. Peygamber yola çıktıktan sonra çadıra gelen kocasına olanları anlatır.
Kocası kendilerine uğrayan zatın Kureyş’in peşine düştüğü kişi olduğunu anlar ve eşinden onun özelliklerini anlatmasını ister. Ümmü Ma‘bed de Resûlullah’ın hilyesini (Hilye: Peygamberimizin (asm) fizikî ve ahlakî özelliklerini anlatan edebî sözler) veciz bir şekilde tavsif eder. Kaynaklarda Ebû Ma‘bed’in bir yolunu bulduğu takdirde mutlaka bu zatın yanına gideceğini söylediği veya hemen arkasından giderek Resûlullah’a yetiştiği ve ona biat edip Müslüman olarak geri döndüğü zikredilir.
Hz. Peygamber’i takip eden Kureyşliler, Ümmü Ma‘bed’e adam gönderip özelliklerini saydıkları kişinin yanına uğrayıp uğramadığını sorarlar. Ümmü Ma‘bed birinin geldiğini ve koyununu sağdığını söyleyerek Kureyşlilerin Resûlullah’a zarar vermelerinden endişe edip onları başından savar.
Ümmü Ma‘bed ile kocasının ve oğlunun bu olay üzerine Müslümanlığı kabul ettikleri ve zaman zaman koyunlarını satmak üzere Medine’ye gittikleri zikredilir. Kendi ifadesine göre Ümmü Ma‘bed, Hz. Ömer’in ve Resûlullah’ın eşleriyle birlikte hac yolculuğu yapmış, Resûlullah’ı misafir ettiği yere geldiklerinde burada yaşadıklarını onlara duygulu bir şekilde anlatmıştır. Ümmü Ma‘bed’in beytülmâlden yardım aldığı ve ihtiyaçlarının bizzat Halife Osman (ra) tarafından karşılandığı da belirtilmektedir.
Vefat tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Ümmü Ma‘bed, Hz. Peygamber’in kendilerine misafir olduğu güne “mübarek” adını verdiği için o gün aile fertleri arasında “mübarek adamın günü” diye anılmış, bundan dolayı kendisi konuşmalarında “mübarek adam gelmeden önce” yahut “mübarek adam geldikten sonra” sözünü kullanmıştır.
Kendisine Hz. Peygamber’i erkek Sahabelerden daha güzel tavsif etmesinin sebebi sorulduğunda kadınların erkeğe bakışının erkeğin erkeğe bakışından daha dikkatli olduğunu söylemiş, aynı soru Hz. Ali’ye (ra) sorulunca o da duygularını katarak anlattıkları için kadınların tavsiflerinin daha mükemmel olduğunu belirtmiştir.
Ümmü Mabed Peygamberimizi (asm) şöyle tarif ediyor: “O, tertemiz görünümlü ve latif birisiydi. Yüzü aydınlıktı, vücut yapısı güzeldi. Güler yüzlü idi. Ne şişman ne de zayıftı. Çok uzun boylu ve siyah değildi. Beyaz tenliydi. Güzel ve ahenkli bir görünüme sahipti. Ağırbaşlıydı. Gözlerinin siyahı ve beyazı belirgindi. Kirpikleri uzundu. Tok sesliydi. Gözleri iri ve sürmeliydi. Kaşları ince ve uzundu, bitişikti. Saçları simsiyahtı.
Uzun boyunluydu, gür sakallıydı. Sustuğunda vakur duruyordu. Konuştuğunda ise doğruluyordu. Tane tane konuşuyordu. Konuşması o kadar tatlıydı ki, kelimeler ağzından inciler gibi dökülüyordu. Konuşması net ve açıktı. Ne uzatıyor ne de kısa kesiyordu. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisiydi. Yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünümü vardı. Orta boyluydu, göze batacak ve rahatsız edecek kadar uzun veya kısa değildi. Öyle ki, iki dalın arasındaki bir dal gibiydi.
Orada bulunan üç kişi arasında en aydın yüzlü ve en kadri yüksek olanıydı. Etrafında pervane gibi dönen dostları vardı. O bir şey dediğinde kendisini dinliyorlar. Bir şey emrettiğinde derhal yerine getiriyorlardı. Belli ki, insanların etrafını kuşattığı ve hizmet ettikleri biriydi. O’nun yaptıkları da söyledikleri de boş ve anlamsız değildi.”
(Bizim Aile dergisi, Ağustos 2026 sayısından alınmıştır.)
Kaynaklar:
TDV İslam Ansiklopedisi, www.sorularlaislamiyet.com