İlk görev yerime, hayatım boyunca unutamayacağım böyle bir gecede ulaşmıştım. Fakat daha ilk geceden, bu köyde beni bekleyen bambaşka bir hayatın kapısından içeri girdiğimi henüz bilmiyordum.
Sabahleyin Muhtar Salih Taşdemir de geldi. Korucu İbraam’la birlikte köyü dolaşmaya başladık. İlk dikkatimi çeken, köyde cami dâhil, dışarıdan gelenlerin kullanabileceği umumî bir tuvaletin bulunmamasıydı.
Evlerin alt katları daha dar ve kalın taş duvarlardan oluşuyordu. Genellikle hayvan damı olarak kullanılan bu katların üzerinde oturma bölümleri vardı. Duvarlarda taşların arasına ahşap parçaların sıkıştırıldığı bir yapı tekniği kullanılmıştı. Bu yapı, evlere hem esneklik hem de hafiflik sağlıyordu. Dışarı doğru uzatılan ahşap çıkmalarla da üst katların kullanım alanı genişletilmişti.
Asıl şaşkınlığım ise tuvaletlerdi. Tamamen ahşaptan yapılan, duvar yerine aralıklı tahtalarla çevrilen bu tuvaletlerin tabanında büyük bir delik bulunuyordu. Atıklar, yol kenarında taş bahçe duvarıyla çevrilmiş alana düşüyordu. Akşamları kandille girilen bu tuvaletlerin ışığı, aralıklı çakılmış tahtaların arasından dışarı sızıyordu. Bazen yoldan geçerken aşağı düşen atıkların patırtısını duyar, burnu burkan kokudan hızla uzaklaşırdınız.
Daha ilk gün köy ihtiyar heyetini topladık. Pis su borusu bulmak zor olduğundan, üç tahtayı üçgen prizma biçiminde birleştirerek borular yaptık ve tuvaletlerden yere yakın bir noktaya kadar döşedik. Yapmamakta direnenlere de çeşitli yaptırımlar uyguladık.
Çünkü o yıllarda köyde öğretmen yalnızca ders veren kişi değildi. Köyün öğretmeni, muhtarı, kaymakamı, nüfus memuru, hatta sıtma savaş memuru gibiydik. Kısacası köyde “devlet” denince akla gelen ilk ve çoğu zaman tek kişi öğretmendi. Türk bayrağının hafta sonları dalgalandığı tek yer de okuldu.
Ben ise bütün bunları bilmeden, gençliğin heyecanı ve mesleğe duyduğum sevdayla bu köye gelmiştim. Meğer öğretmenlik, burada yalnızca çocuklara ders vermek değil; köyün hayatına dokunmak, dertlerine çare aramak ve gerektiğinde devlet adına sorumluluk üstlenmekmiş.
“Bi cigara içimlik yol” diyerek geldiğim bu köyde, daha ilk günden karşıma çıkanlar, öğretmenliğin bambaşka bir yüzünü göstermeye başlamıştı.