"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah için dünyayı terk eden bir veli: Râbiatü’l-Adeviyye

Süleyman KÖSMENE
29 Eylül 2026, Salı
İsim belirtmeyen bir okuyucum: “Rabiatü’l-Adeviyye’yi tanıtabilir misiniz?”

Vahdetü’l-Vücutçu Bir Veli

Râbiatü’l-Adeviyye hicrî 95 (M. 714) yılında Basra’da doğdu. Ailesinin dördüncü kızı olduğu için Arapça’da “dördüncü” manasına gelen “Râbia” ismini almıştır. 

Fakir bir ailenin kızıydı. Küçük yaşta yetim kaldı. Altı akçe karşılığında zalim bir zengine köle olan Rabia, geceleri kendisini ibadete verir, gündüzleri ise efendisinin hizmetini yapardı.  

Sonraları Râbia dünyevî olan her şeyi terk etti. İlâhî aşkı hayatının temeline aldı. Pek çok İlâhî sırlara erdi. Vahdet-i vücûd temelli İlâhî aşk anlayışını benimsedi.

Râbiatü’l-Adeviyye’nin, bir münâcâtı şöyledir:

 “Ey Rabbim! Seni iki sevgi ile severim. Sevginin biri benim aşk ve iştiyakımdan, diğeri Senin sevilmeye lâyık olduğundandır. Benim aşk ve iştiyakımdan gelen sevgim, Senden başkasını bırakıp sadece Senin zikrinle meşgul olmayı; Senin sevilmeye lâyık olmandan gelen sevgim de bana müşâhede mertebesini ihsan buyurmuş olmandandır. Şu halde hamd ve şükran ne bana mahsustur ne de övülmüş olma ciheti bana aittir. Her iki yönden de şükür ve hamd, ancak Sana mahsustur.”

Hac vazifesini tamamlayan Adeviyye, Basra’ya yerleşti. İlâhî aşkın önünde perde olacağı düşüncesi ile evlilik tekliflerini reddetti. Neden evlenmediğini soran birisine, “Bende varlık yok ki evleneyim” dedi. Burada, vahdet-i vücudu kast etti.

“Tâcü’r-Ricâl” Unvanı Aldı    

Rabia’nın tavsiyelerinden pek çok sûfî faydalandı. Kendisi “tâcü’r-ricâl” unvanı aldı. Zühd hareketi, tasavvufa dönüşüm sürecinde önemli bir mevkie ulaştı. Râbia’nın rehberliğinde gelişen tasavvufî çizgide korku, kaygı ve hüzün yerine sevgi, ümit ve iyimserliğe yer verildi. Sûfîler artık sadece muhabbet ve aşk konusunda değil, tevbe, zühd, hüzün, rızâ, tevazu gibi tasavvuf kavramlarının açıklanmasında da Râbia’nın sözlerine başvurdular.  

“Çok günahım var, eğer tevbe edersem Allah kabul eder mi?” sorusuna Rabia: 

 “Zaten Allah seni kabul ederse, sen, ancak o zaman tevbe edebilirsin”  dedi.  

Zikir ve münacaatlarında çok ağlardı. 

“Allah’ım, benden râzı ol!” diye dua eden Süfyân es-Sevrî’ye, “Önce senin O’ndan razı olman gerekmez mi? Kendisinden razı olmadığın zattan, senden razı olmasını istemen ne kadar doğrudur?” dedi.  

Gerçek Aşk Nedir?

Rabia der ki: “Kulun herhangi bir menfaat ümidiyle Allah’ı sevmesi gerçek aşk değildir. Gerçek aşk Allah’a aittir. Allah’ın kulunu sevmedikçe, kulun Allah’ı sevmesi mümkün değildir. Bu sevgide herhangi bir ikilik veya menfaat kaygısı yoktur.”

Rabia sözüne şöyle devam eder:

“Allah’a ne Cehennem korkusu ile, ne de Cennet sevgisiyle ibadette bulunurum. Eğer korkudan dolayı amel işlersem kendimi kötü bir ücretli sayarım. Ben O’na aşk ve şevkimden dolayı ibadet ederim. Allah’ım! Eğer ben sana Cehennem korkusuyla ibadet ediyorsam beni Cehennem ateşinde yak! Eğer Cennet ümidiyle sana kullukta bulunuyorsam beni ondan mahrum bırak! Eğer sana olan sevgimden dolayı sana ibadet ediyorsam, işte o zaman senin ezelî Cemâl’inden beni mahrum bırakma!”

Adeviyye “Dışarı çık da İlâhî sanatı seyret!” diyen câriyesine, “Sen de içeri gir de, sendeki sanatkârı temaşa et!” der. İyi amellerinin ortaya çıkmasını onların boşa gitmesi görecek kadar “melâmîmeşrep”, Allah’tan dünyalık bir şey için dua etmeye utanacak ve dünyanın mâliki olmayan insanlardan bir şey istemeyecek kadar “edep sahibi” ve “Hak âşığıdır”. 

Aşk anlayışı Hallac-ı Mansur’unkine yakındır. 

Râbiatü’l Adeviyye hakkında batıda da birçok araştırmalar yapılmıştır.

Okunma Sayısı: 154
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı