"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hesap sorulur mu?

Faruk ÇAKIR
29 Eylül 2026, Salı
Teferruatı gazetelerde, TV’lerde ve sosyal medya vasıtalarında anlatıldığı üzere ülkemizde büyük bir “fon” skandalı yaşandı. Hadisenin büyüklüğü ve sebep olacağı sıkıntılar tam olarak ortaya konulabilmiş değil.

Sermeye Piyasası Kurulu’nun (SPK) resmî açıklamasında şöyle denilmiş: “Son günlerde kamuoyunda tasfiye edilen fonlardaki yatırımcı sayısına ilişkin farklı bilgiler yer aldığı görülmüştür. Kurul Karar Organı’nın 17/09/2026 tarihli kararları uyarınca 7 portföy yönetim şirketine (PYŞ) ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verilmiştir. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre anılan fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 kişidir. Bu süreçte yatırımcılarımızın sadece resmî kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almalarını önemle belirtmek isteriz. Sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişi, yatırımcılarımızın haklarının korunması ve piyasa güveninin sürdürülmesi konusunda Kurulumuz görev ve sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” (https://spk.gov.tr, 23 Eylül 2026)

Bakınız, ortada büyük bir hadise var. Resmî açıklamalara göre 455 bin kişi bu olaydan etkilenmiş. Aileleriyle birlikte bu rakam belki de 2 milyona çıkabilir. Ortaya çıkan bu zarar acaba nasıl telafi edilecek?

Bazı gazeteler, yetkili kişilerin bu hadisenin hesabını soracağını manşetten duyurmuşlar. Mutlaka hesabının sorulması icap eder, ancak bu yapılabilecek mi? Hiçbir delile dayanmayan şahsî kanaatim şudur ki, bu hadisenin hesabı da olması gereken ölçüde sorulamayacaktır. Bu kanaate nereden vardığımız sorulacak olursa, “bundan önceki hadiseler” diyebiliriz. Bir kişi, beş kişi ya da 10 kişinin istifa etmesi ya da belli kişilerin tutuklanmasıyla gerçek anlamda hesap sorulmuş olmaz. Çünkü resmî açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ortada 500 bine yakın kişinin maddî zararını netice veren bir iş var. Bu haksız kazançları elde edenlerin tamamından bu paralar tahsil edilip mağdurlara iade edilse ve varsa devletin ve milletin zararları da tazmin edilse ancak o zaman gerçek anlamda hesap sorulmuş olur. 

Esasında bu da yetmez. Bir adım daha atılıp bundan sonra böyle hadiselerin yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapılmalı ki gerçek hesap sorulmuş olsun. 

Bütün bunların yapılmasını ister ve arzu ederiz, ancak gerçekleşeceğine pek de ihtimal vermiyoruz. Ne yazık ki bu kanaat da geçmişte yaşanan benzer hadiseler sonrası ortaya konulan tavırdan kaynaklanıyor. 3 sene, 5 sene ya da 10 sene önce benzer hadiseler karşısında gerekli adımlar atılmış olsa ve hukuk önünde her kuruşun hesabı sorulmuş olsaydı bugün bu ölçüde bir mağduriyetten bahsedilebilir miydi?

Okunma Sayısı: 193
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı