"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanı güçlendirmek için iradeyi güçlendirmek lâzımdır

Yasemin YAŞAR
29 Aralık 2012, Cumartesi
Bu asrın belki de en önemli problemlerinden birisi irade zaafiyetidir. Yani bile bile yanlış yapmak, doğruyu bildiği halde yapacak gücü kendinde bulamamak.
Evet, insan, hayra da şerre de açık istidat ve kabiliyetlerle donatılmıştır. Adeta zıtlıkların cem olduğu özelliklerle meydan-ı imtihana atılmıştır. Bu kabiliyetlerle insan herşey olmaya müsait yaratılmıştır.
Çok farklı kabiliyetlerle donatılan insanın bu kabiliyetlerinin terbiyesinin yuları irade kabiliyetine bağlanmıştır. İradenin yuları da Şeriat’a bağlanmıştır. (İşârâtü’l-İ’câz). Eğer insan, irade kabiliyetini iyiye, hayra yani rıza-i İlâhiye göre kullanabilirse melekiyet makamlarının çok üzerlerine çıkabilmektedir.
Mahiyet-i insaniyede şehvet, öfke, hırs, inat, haset gibi değişik duygular bulunmaktadır. İşte insan, bu istidatlarını belirli bir ölçüde (şeriatin tayin ettiği sınırlar içinde) kullanır, ıslâh eder, yönlerini değiştirebilirse, bu duygulardan istifade ile kâmil insan olabilir.
Vicdanın dört unsurundan birisi iradedir. Diğerleri his, zihin ve lâtife-i Rabbaniyedir. İşte bütün bunların gayetü’l-gayelerinde kullanılması ve inkişaf ettirilmesi insanı gerçek bir insan haline getiren bir süreçtir.
İnsan iradesini ibadetullahta, hislerini muhabbetullahta, zihnini marifetullahta, lâtife-i Rabbaniyesini ise müşahedetullahta kullanması icap eder. (Hutbe-i Şamiye).
Vicdan mekanizmasının bir unsuru olan irade, eğer nefsin kontrolüne geçerse, insan azim felâketlere ve günahlara düşer. Bu yüzden Sünnet-i Seniyyenin yani Şeriatın sınırları içinde bu kabiliyetleri kullanmak şarttır.
İradeli olmak, iradeyi iyi kullanmak, iradeyi doğru kullanmak tabirleri aslında kişiyi pasifleştirmek değil, tam tersi kullanması gereken yerlerin sınırlarını iyice kavramak anlamına gelmektedir.
Evet, irade insan hayatında muvaffakiyetin en tesirli anahtarı, felâketlerin de en önemli sebeplerindendir. Bu yüzden yaratılışta aynı donanımda olan insanların arasındaki farkı ortaya çıkaran yegâne unsur iradeleridir. Yani irade, insanı diğer mahlûkattan ayırdığı gibi insanı dahi insandan farklı kılan bir kabiliyettir.
Kişinin kendine hâkim olmayı öğrenmesi, duygularını, hislerini kontrol edip, iyiye, muhabbete, hayra ve rıza-i İlâhiye yönlendirebilmesi ciddî bir eğitim işidir.
İradenin güçlenmesi, nefsi terbiye, aklı takviye, kalbi de tasfiye aşamasının bir sonucudur. Dolayısıyla bu ayakların ihmali iradeyi zayıflatacaktır.
İrade eğitimi çok küçük yaşlarda verilmesi gereken ve öğretilmesi gereken bir eğitimdir. Belki de ebeveyne İlâhî kudret tarafından verilen en önemli vazife çocuğa bu iradeyi kazandırmak, doğru rehberlik yapmak veya kazanmasının önünde perde olmamaktır. Anne ve babalardaki yanlış tutum ve davranışlar maalesef iradesine hâkim evlâtlar yerine, pısırık, yönlendirilmeye açık, özgüvensiz, kişiliksiz tipleri netice vermektedir.
İrade, aslında kişinin kendisine gücünün yetebilmesidir. Bu yüzden daha küçük yaşlarda ‘kendi yapabilmelerine’ fırsat vermek, hataları ile yüzleşme imkânı tanımak, aşırı korumacı veya aşırı ilgisiz olmamak bu kabiliyeti geliştirecektir.
Ayrıca, Sünnet-i Seniyeye uygun olarak yaş ve gelişimine göre verilen eğitimler aslında tam bir irade eğitimidir. Yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz kıldırmak, on yaşındaki çocuğa oruç tutturmak, bebeklikten itibaren tesettüre alıştırmak gibi her türlü eğitim, o yaşın irade terbiyesidir. Bu dönemleri değerlendiremeyen anne ve babaların çocuklarının ileriki yaşlarda namaz kılmadığına, duygularının esiri olduğuna, kontrol zayıflığı, haya problemleri ve ahlâkî problemlerin olduğuna şahit olunmaktadır.
Özellikle oruç ibadeti, her yaşta insana ciddî bir irade eğitiminin verildiği ve içinde muazzam hikmetlerin dolu olduğu bir ibadettir.
Hasılı, hayatımızdaki bazı seçimler, tercihler bize ait değildir. Fakat bunların haricindeki bütün tercihler imtihan vesilesi kılınmış ve dünya ve ahiret hayatımızı belirleyici olmuştur. Kul, iradesini kullanarak tercih yapar, Cenâb-ı Hak yaratır. İşte bu tercihler ne kadar rıza-i İlâhiye uygun olursa, insan o kadar maddî ve manevî güçlü olur.
İnsanın elbette kendini çok iyi tanıması, tercihlerinin isabetli ve sağlıklı olması ile doğrudan ilgilidir. Zira kendini bilen haddini de bilecektir.
Her zaman önümüzde imtihanın bir gereği olarak farklı seçenekler mevcuttur. Hayatımızın akışı içerisinde sunulan bu imtihan sorularının doğru şıklarını tercih etmek bir sonraki daha zor sorunun sorulmasına, oradaki doğru şık, daha zor bir soruya, bu süreç de insanı kemâlâta götürmektedir. Bu yüzden iradeyi kuvvetlendirmek dünya-ahiret kazanımı için şarttır.
İmanın amele, vizyonun eyleme, dâvânın hizmet, himmet ve şevke dönüşmesi için güçlü bir irade lâzımdır. İradeyi güçlendirmek için de kalbin ibadetlerini, yani zikir, duâ, istiğfar, tövbe v.s. ve aklın ibadeti olan tefekkür yani marifetullahı ihmal etmemek ve nefsin hastalıklarını tedavi etmek şarttır.
Bunun için de sürekli bir şevk ve gayret içinde bulunmak, aksiyon halinde olmak, hep canlı ve diri kalmak için duâ etmek, iman ve iradeyi güçlendirecek İlâhî şevk kaynaklarına yönelmek, hakkı tavsiye edecek ve hatırlatacak irade insanlarıyla dost olmak gerekir.
Okunma Sayısı: 27300
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İlknur

    27.02.2022 01:16:08

    Irade eğitimiyle yetiştik şükür. Ama su zamanda yeni nesillerde özellikle irade kontrolü hiç olmasın herşey çok kolay olsun ve beni bulsun istiyor. Hem rahat olayım hem herşey çok güzel olsun istiyor. Rabbim hepimizin yardımcı olsun.

  • Ahmet

    30.12.2012 00:00:00

    Yazınız gerçekten çok taktire şayan,Bu tür araştırma ve yazılara ziyadesiyle ihtiyacımız var.Şu cümle çok can alıcı’’İradenin güçlenmesi, nefsi terbiye, aklı takviye, kalbi de tasfiye aşamasının bir sonucudur. ’’ olmuş..Bu asrın en büyük hastalığı hazır zevk ve lezzet için her şeyi feda edebilecek bir yapının tüm toplum kesimlerinde bir kültür ve yaşam biçimi haline getirilmesidir.Akıbeti düşünmeyen kör nefsi terbiye ve aklı nurlandırmak ve kalbi kökleşmiş ve yer edinmiş tüm pest ahlaktan temizlemek neyle olur bunun metodlarına çok ihtiyacımız var.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı