"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur olmasaydı

Adil Özbakır
29 Nisan 2018, Pazar
Kur’ân’ın nuruyla şahadet âleminden imana dair bütün delilleri toplayıp ispat eden Risale-i Nur olmasaydı, asrın hastalığı olan maddiyyunluk taunuyla, en bedihi şeylerde dahi zihinleri şüpheye düşen asrın insanları olan bizler imanımızı tam muhafaza edebilir miydik?

En kıymettar malımız olan ruhumuzun ebedî saadetine kasteden imansızlık cereyanlarının her cepheden şiddetli bir tarzda gelen hücumlarına tam mukabele edebilir miydik?

İlim ve fenden dinsizlik hesabına gelen şiddetli tehacümata karşı iman bataryalarımızı boşalmaktan muhafaza edebilir miydik?

En önemlisi de dalâlet ve zındıka komitelerinin tevhid, nübüvvet, haşir, adalet gibi Kur’ân’ın esasatını inkâr ve çürütmek faaliyetlerine karşı, Kur’ân’ın bütün hakikatlerini tam muhafaza edip, kâinatta şirke zerre miktar yer olmadığını şek ve şüphesiz ispat edebilir miydik?

Risale-i Nur’daki şu ifadeler daha beliğ bir tarzda bu hakikatleri ifade etmektedir:

“Acaba bu yirmi sene zarfında iman-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı, bu dehşetli asırda acip inkılâp ve infilâklarda bu mübarek vatan, Kur’ân’ını, imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi? (Emirdağ Lâhikası)  

Nedir bu asrın özelliği ki; 1400 senedir bütün ehli imanın ebedî saadetine vesile olan onlarca Kur’ânî yol bu zamanda yetersiz kalıyor?

Yine bu hakikat de Risale-i Nur’daki şu ifadelerde cevabını buluyor;

“Akıl ve ilim ve fennin hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinat eden ve bütün hükümlerini, akla tesbit ettiren Kur’ân hükmedecek. (Hutbe-i Şamiye)

Meşakkatli yollardan, çileli zamanlardan geçip bugüne kadar ulaşmış, hususan da bu asırda çektiği maddî manevî çilelerle dünyanın üzerindeki fena damgasını cüz’î de olsa daha net görmüş olan insanlık, akıl, kalp, ruh, hayal gibi maddî manevî bütün lâtifelerini tam tatmin edip teslime mecbur edecek, kendini ve nev’ini hakikî saadete mazhar edecek olan hakikati, şiddetli bir şekilde aramaya başlamış…

Konuşan yalnız hakikat olsun ki; hiçbir insanlık düşmanı, küfr-i inadisinden dolayı kabul etmese dahi, onun aklî, ilmî, mantıkî delillerle ispat ettiği Kur’ân hakikatlerine karşı zerre şüpheyi insanlığın aklına atamasın niyaz etmiş..

Cenâb-ı Hak, ebed için yaratıp ekser Esma’sına mazhar ettiği en mümtaz ve mükerrem kulunun; acz,fakr ve şiddetli ihtiyaç lisanıyla ettiği ıztırar derecesine gelmiş fiilî bir duâ hükmünde ki hakikati şiddetli aramak ve iki cihan saadetine mazhar olmak niyazına, Kur’ân’ın bütün hakikatlerini akla tesbit ettiren ve ehl-i imanın imanla kabre girmesine en büyük bir dâvâ vekili olan Risale-i Nur’u şahadet âleminde tecessüm ettirerek cevap vermiş Elhamdülillah…

Beşerin imanına en kuvvetli bir vesile olması nihayetsiz kıymettedir elbette, fakat bu nihayetsiz kıymette bulunan meyvesi Risale-i Nur‘un insana bakan cüz’î bir neticesidir sadece…

Her hadisenin insana bakan bir ise, Cenâb-ı Hakk’a bakan binler neticeleri olması sırrına binaen, Risale-i Nur’un varlığının en büyük ve küllî neticesi Cenâb-ı Hakk’ın varlık ve birliğine ve bütün iman hakikatlerine mağlûp edilemez, çürütülemez bir delil ve şahit olmasıdır…

Evet, Risale-i Nur, beşeri dalâlet ve küfrü mutlaktan kurtarıp iki cihan selâmetine çıkaran Kur’ân’ın en parlak delilidir

Okunma Sayısı: 2416
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı