"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dış Güçler...

Adnan NACİR
30 Mayıs 2021, Pazar
İftardan önceki saatlerde sokağa çıkma yasaklarının başladığı, teravihsiz-camisiz ve bayramı ziyaretsiz-el öpmesiz, değişik bir Ramazan yaşadık bu sene. Minareler arasına asılan mahyaların değil, videoları internete atılan mafyaların konuşulduğu bir Ramazan...

Eski Ramazan’larda sahurda tok tutan gıdalardan bahsedilir, “Hakan Peker, tahin-pekmez” şakaları yapılırdı. Bu sene, yok satan Sedat Peker videoları tartışıldı. 

Videolarda pek çok ifşaat var; siyaset-mafya-iş dünyası ile ilgili çarpık ilişkiler, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, haraç almak için bir yerlere çökme, cinayetler, adam dövmeler, mekân basmalar ve akla gelebilecek türlü türlü ahlâksızlıklar... 

Dehşet verici bu iddiaların bir kısmına karşı yalanlama gelmiş olmakla birlikte, vatandaşlar, yapılan açıklamalardan tatmin olmuşa benzemiyor, daha fazla bilgi ve belge bekliyor. Her işte olduğu gibi cumhur reisinin resmî açıklamasına göre kendini konumlayan çevreler, 25 gün boyunca beklediği işareti aldıktan sonra özetle şunları dedi: “Bütün bu olanlar dış güçlerin oyunları, ezanlar susmayacak ve bayrağımız inmeyecek...”

Başları her sıkıştığında dış güçlere vurgu yapan kesim öncelikle şu soruların cevabını vermeli; ülke olarak dışardan güçlerin saldırısını celbedecek özelliğimiz ne? İştah kabartacak bir servet vaat eden maden-tabiî kaynağımız mı var, dünyanın başka yerinde yetişmeyen hayati öneme sahip ziraî ürünler mi yetiştiriyoruz, kimselerin sırrına vâkıf olamadığı teknolojik ürünler mi geliştiriyoruz, sanat ve kültür alanında dünyanın hayran olduğu eserlerimiz mi var?

Enerji ve hammadde konusunda çok büyük oranda dışarıya bağımlıyız. Tarım üretiminde, yanlış tohum politikası, verimli arazilerin heba edilmesi, kaynakların verimli kullanılamaması, üreticilere destek olunmaması, kısıtlı desteklerin yanlış uygulanması, samandan buğdaya, arpadan pirince her ürünün ithal edilmesi gibi sebeplerle gün geçtikçe daha kötüye gidiyoruz. Dünya üretiminin büyük çoğunluğunun ülkemizde yapıldığı mahsüllerin bile borsası ülkemizde değil, fiyatını başka ülkeler belirliyor. Ham ürünü bizden 10 liraya alıp işledikten sonra 100 liraya satıyorlar, o derece yani. 

Yandaşlık esasına dayalı kadrolaşan üniversitelerimizin akademik başarısı malûm. Hiçbir uluslar arası yayına makale göndermemiş üniversitelerimiz var, kütüphanesindeki kitap sayısı öğrenci sayısından az olan okullarımız var... İyi-kötü, eskiden kalma akademik başarısı olan üniversiteleri de bozma eğilimindeyiz. PISA sınavlarında son sıralarda yer bulabiliyoruz. Yerli teknolojik üretim iddiasında olanların büyük bir kısmı, Çin’de merdiven altında ürettirdiği parçaları, ülkemizdeki montaj hattından geçirerek birleştiriyor. 

Sanat hiç demeyin, atalarımızdan miras kalan eserlerin restorasyonlarındaki rezaletler yeteri kadar fikir veriyor. Hiç dokunmasak çok daha güzel kalacaklar. En gözümüzün bebeği Ayasofya’da bile 1500 yıllık kapı parçalanmış, giriş kapısının üzerinden kablolar sarkıyor, yönlendirme tabelâlarının üzerindeki yazılar İngilizce’ye kötü çevrilmiş, yazım yanlışları var. Şehirlerin girişlerinde yaptırılan devasa karpuz, kavun, semaver, kol saati, bilezik gibi estetikten yoksun mimarî faciaları muhtemelen görmüşsünüzdür. Sokaktaki vatandaşın hayatını yansıtmayan, ahlâkî değerlerimizle bağdaşmayan bazı dizi filmlerimizin yurtdışına ihracını saymazsak, o alanda da bir başarımız yok. Kısaca, yeni bir eser oluşturamadığımız gibi, var olan eskileri de hızla bozuyoruz. 

Elde kalan, en iddialı olduğumuz inşaat ve emlak işleri. Oradan da elde edilebilecek kazanç sınırlı ve sorunlu. Tarım ve orman alanlarını dö- nüştürdükçe ekosisteme zarar veriyoruz. İklimi bozuyor, hayvan ve bitki türlerini yok ediyoruz. Tarımsal ürün çeşitliliği ve kalitesi bozuluyor, üretim azalıyor. Bir toprak veya bina bir kere satılıyor nihayetinde, peki sonra ne yapacağız? Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde paranın ve betonun yenmeyen bir şey olduğunu anlamayı mı bekleyeceğiz?

Bütün bunları boşverelim, diyelim ki, sebebini veya kaynağını bilmesek de çok güçlü olduğumuz için dış güçler bize saldırıyor olsun. Bize saldıran tam olarak kim? Güçlüysek, korkmadan onları ifşa edebilmeli değil miyiz?

Bize nasıl saldırıyorlar ve neden bu saldırılardan etkileniyoruz? Bize sürekli aynı yerden saldırıyorlarsa, o yöndeki zayıflığımızı neden gidermiyoruz? Farklı yönlerden saldırıyor ve her seferinde bizi etkilemeyi başarıyorlarsa, çok fazla zayıf noktamız olduğu anlamına gelmiyor mu, güçlülük iddiamızı gözden geçirsek mi acaba?

Yabancı etkisinden bu kadar şikâyet ediyorken, neden Londra’daki yatırımcılara şirin görünmek için taklalar attık? ABD şirketlerine nasıl güvenip de yatırım için çağırıyor ve onlara güvence vermeye çalışıyoruz? Onlara muhtaç mıyız? Ülkemizi karıştırmaları için mi çağırıyoruz? 

En önemlisi, köfteci-etçi gibi esnafın haraca bağlandığı, yat limanlarına “çöküldüğü”, iş adamlarının, gazetecilerin cinayete kurban edildiği, basına saldırı dahil her türlü hukuksuz cezalandırma sisteminin işletildiği iddialarını duyan, gece yarısı hangi kararname ile hangi yükümlülükler altına gireceğini kestiremeyen yabancı yatırımcı ülkeye gelir mi?

Okunma Sayısı: 1932
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şekibe Baş

    31.5.2021 00:30:10

    Hazinelerden değerli imanimiz ahir zaman tefsiri risale i nurumuz var saldiranlarda bunlari kullandi yetmez mi!?

  • Rasim

    30.5.2021 16:06:48

    Böylece istismar edilen bir konu daha kapanmış oluyor galiba.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı