"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin gölgesi düşünce

Nahit TOPALOĞLU
09 Ağustos 2026, Pazar
Dil ve din siyâsete âlet edilirse her ikisi de tahrîbâta mâruz kalır.

TDK’nın siyaset güdümüne girmesiyle dilimiz; Diyânet İşleri Başkanlığının siyâsete boyun eğmesiyle de dînimiz zarar-dîde olmuştur.

Kur Korumalı Mevduat hesaplarının câiz olduğuna dâir fetvâ verilmesi fecî bir misâldir.

Minberlerin siyaset kürsülerine dönüştürülmesi artık sıradanlaştı. İşgüzarlık, Yaz Kur’an Kursu için camiye gönderdiğimiz çocuklara, caminin ikinci katına yerleştirilen ekranlardan 15 Temmuz darbe(!) teşebbüsüyle ilgili film ve görüntüler seyrettirmeye kadar dayandı.

Ne çok duyardık gençliğimizde kürsülerden: “Sırtındaki cübbenin hesabını ver yâ Ömer!” kıssalarını.

Millî Piyango hakkında cami kürsülerinden bir ikaz, harâmiyeti hakkında vaaz duyuyor musunuz artık?

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişten sonra Millî Piyango, doğrusu müthiş aşama kaydetti. Klasik piyango biletleri ile yetinilmemiş 2021 yılından itibaren her ay eşya çekilişleri de organize edilmiş. Her yıl 12 eşya piyangosu çekilişi. Ve tarihinde ilk kez Millî Piyango, canlı yayında açık düşmüş ve son top düşmeden kazanan numara ekrana yazılmıştı. Harama hile karıştırmak bile bu zihniyete nasip olmuştu; iyi mi?

15 Temmuz yıldönümünde Diyanet’in hutbe metnini Perşembe’den kontrol edince daha ilk paragrafta “…FETÖ…” ifadesini görüp hemen kapatmıştık. Cuma günü yola çıktığımızdan 4 kardeşle birlikte öğle namazını bir câmide Cuma sonrası cemaatle kıldık.

Keyfî olarak hiçbir Cuma namazını kaçırmamış insanları bile Cuma’dan kaçıran zihniyetin, mütesettir bir ilahiyatçı genç kızımızı “Başımızdakiler komünist olsun ama adâletli yönetsin, ben dinci yönetici görmek istemiyorum.” diye feveran ettirmesini daha iyi anlıyorum. 

***

Siyasetin gölgesi dili karartınca neler olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından itibaren tek parti devrindeki pek çok misalle anlatmak mümkün. Fakat biz 1980’lerden bir tek örnek verelim.

“O” yazımı diye bir başlık vardı TDK Yazım Kılavuzu’nda:

“Allah’tan bahsederken O, büyük yazılır.” Ancak O’na ibadet ederiz.

1980 darbesinden sonra 12 Eylül’ün huzur ve güven ortamı(!) bütün vatan sathı gibi TDK’yı da karartınca O’nun yazımı bahsine bir ilâve yapıldığını görmüştük:

“Allah’tan ve Atatürk’ten bahsedilirken o, büyük yazılır.”

Bu ürkütücü eşleştirme, 12 Eylül’ün huzur ve güven ortamı(!) memleketimizi terk ettikten sonra baktık ki Yazım Kılavuzu’ndan sessiz sedasız kaldırılmış; ne Allah ne Atatürk için “o” yazımı hakkında açıklama kalmamıştı.

Günümüzde nasıl mı?

“Özel adlar yerine kullanılan ‘o’ zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.”

Resmî bir imtihanda “Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O’nu tesbih ederler; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.” gibi bir cümle görürseniz, bilin ki yazım yanlışı (!) olan seçeneği buldunuz!

Bu kıyağımı unutmayın, diyeceğim ama “mülakat” âdeti çıkalı, imtihanların da bir kıymet-i harbiyesi kalmadı ki!

Okunma Sayısı: 220
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı