"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bugünkü eğitimle bir kıyas

Mehmet Emin Bozkuş
09 Ağustos 2026, Pazar
Bizim kuşak 1980’li yıllarda lise öğrencisi olan ve henüz öğrenimlerini tamamlamayan bir kuşaktı.

O günün Türkiye’sinde her okulda sağ-sol fraksiyonların çokça olduğu, kavgaların bir günü dahi ıskalamadığı bir eğitim hayatı vardı. Bu kavgaların kahir ekseriyeti okulların bahçelerinde veya okula yakın, bitişik cadde ve sokaklarda olurdu. İki fraksiyonun mensubu olan gençler avazları çıkıncaya kadar sloganlarını karşı fraksiyondaki gençlere hep bir ağızdan işittirmeye çalışırlardı. İki grubun da attıkları sloganlardan bir kısmı şöyle idi: “Tek yol devrim! Faşizme ölüm, halka özgürlük! Komünistler Moskova’ya! Devlet bizim, vatan bizim” vb.

Heyecan her iki fraksiyonun öğrencilerinde zirve yapardı. Bu iki grup çok nadirde olsa sloganlarıyla yetinir dağılırlardı. Ama genelde birbirine saldırırlardı. Bazen kolluk kuvvetleri geç yetişince maalesef iki taraftan da  yaralanmalar olurdu. “Ben bu okulda bağımsız olayım, kimseye karışmayayım, herhangi bir fraksiyonla ilişki içinde olmayayım” diye bir lüks olmazdı. Böyle bir düşünce ile o okulda eğitim hayatına devam edemezdin. Böyle bir tercih şansın asla olamazdı. Malum tüm okullarda okul idaresi her bir öğrenciye resimli bir kimlik kartı verir. Bize de okula kayıtla beraber her birimize resimli bir kimlik kartı verildi. Okulumuzun bahçe giriş kapısında devamlı iki polis memuru olurdu. Okula geldiğimizde bu iki polisten herhangi birisi kimliğimizi alır ve incelerdi. Polis bir kimliğimizdeki resme bir de bize bakardı. Resmin sana ait olduğundan tam emin olduktan sonra okulun bahçesine giriş izni verirdi.

Seksenli yıllarda (1980) her bir şey çok kıymetliydi. Kitap okumak için şehir kütüphanesine giderdik ve ödünç kitap alırdık. O kitabı okuduktan sonra başka bir kitap alırdık. Kitap evlerinden de kitap satın alırdık lakin imkanlarımız kısıtlıydı. Elimize geçen her eşyaya kıymet verirdik. Çünkü her zaman bulunamazdı. Okullarımız da öyle. Koca bir vilayette bir lise bilemedin iki lise bulunurdu. Onun için okullar da öğretmenler de çok kıymetliydi.

İşte bizim kuşak bu şartlarda lise öğrenimini yapan bir kuşak idi. O günkü zor ve zahmetli zamanlarda ancak okuyabildik. Ama her şeye rağmen okuduk. Tabiî devam edemeyen arkadaşlarımızda oldu. O ağır tempoya dayanamayan bir kısım arkadaşımız okulu bırakmak mecburiyetinde kaldı. Bir kısmı da okumayı çok istediği halde ailelerinin ısrarı ile okulu bırakmak mecburiyetinde kaldı. Zordu, riskliydi, bunu yaşayan bizim kuşak bilir. Çünkü hayatımızın her gününde bu manzaralara şahit oluyorduk. Her şeye rağmen okuldaki öğrenci arkadaşlarımızla kuvvetli ve samimî bağlarımız olurdu. Hiçbir öğrenci diğer arkadaşının isteğini geri çevirmezdi.

Peki hal-i hazırdaki lise kuşağı bizim kuşağın yaşadıklarını bilirler mi? Ancak bir yerlerden okur veya bizler gibi birinden dinleyebilirse bilir. Derler ya, yaşayan bilir. Bizler yaşadık. Diyebilirim ki, bugün liseyi okuyan kuşak belki Türkiye’nin en şanslı öğrenci kuşağıdır. Okumalarının önünde hiçbir engel yoktur. Bu altın mesabesinde ki şanslarını iyi değerlendirmeleri gerekir kanaatindeyim.

Okunma Sayısı: 211
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı