"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci Avrupa müzakere istiyor

Ahmet BATTAL
18 Eylül 2020, Cuma
Dünkü haber dünkü yazımızı teyit etti.

Biz yazımızda iki Avrupa’nın bir fikir çatışması içinde olduğunu, birinci Avrupa’nın bizi desteklediğini, bizim de müzakere kültürünü yerleştirmek suretiyle bu birinci Avrupa ile yürümemiz gerektiğini yazdık. 

Konu ile ilgili olarak da AP Milletvekili Weber’in ve Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’ın tartışmasını örnek verdik.

İşte o “müzakereci” Borrell dün de şunları söylemiş:

“Oruç Reis gemisinin Antalya Limanı’na gitmesi doğru yönde atılmış bir adım. Bu da bize diyalog için daha fazla adım atılabileceğine yönelik umut vaat ediyor. Bunu askerî yöntemlerle değil, diyalog ve müzakere ile çözeceğiz. Türkiye ile zıtlaşarak sorunlara çözüm bulunamayacağı açık. Bunu istemiyoruz. Türkiye, AB’nin önemli bir komşusu. Coğrafyayı değiştiremeyeceğimize göre komşu olmaya devam edeceğiz. Türkiye aynı zamanda göç dahil birçok konuda önemli bir ortak. Meselâ göç akımlarını Türkiye’nin yardımı olmadan çözmenin zor olduğunu biliyoruz. Türkiye aynı zamanda AB’ye aday ülke. Nüfusunun çok büyük çoğunluğu bizim değerlerimizi benimsiyor, ama Türkiye’nin eylemleri ve Türkiye’de olanlar, ilişkilerimizin geleceği için soru işaretleri oluşturuyor ve âcilen bu sorulara cevap bulmamız gerekiyor.”

Son cümle özellikle önemli. Kibarca diyor ki “Türklerin çok büyük çoğunluğu bizim değerlerimizi benimsiyor, ama bizim değerlerimizle zıtlaşarak iş yürütmek isteyen bir iktidar var.”

Gerçekten 2002’de AK Parti entrikacılara, derin devlete, MHP’ye ve Ulusalcılara tepki olarak ve yüzü Batıya ve bilhassa AB’ye dönük bir parti görünümünde ortaya çıktı ve iktidara geldi. Ama şimdiki AKP kendi tabanına rağmen tam ters yönde gidiyor. 

Dümende ise “AKP’yi Erdoğan’dan fazla korumak lâzım” diyen bir MHP ile “AKP ile aynı gemideyiz” diyen ve aksini düşünüp yazan kendi üyesi Hikmet Çiçek’i ekibinden ihraç eden “kafası büyük vücudu küçük” cinci/Çinci ortak var.  

AKP sağduyusu ise “ben ne yaptım da bu hale geldim” diye kendi kafasını duvarlara vuruyor. 

Ama şimdi Türkiye’de iktidar medyası işin başka bir tarafını gündeme sokarak milleti hamasetle oyalayacak. 

Borrell konuşmasında “Eski imparatorluklar geri gelmeye başlıyor. Bunlardan üçü Rusya, Çin ve Türkiye. Bunlar küresel ve bölgesel yaklaşımlarla gelen eskinin büyük imparatorlukları. Bu durum bizim için yeni bir ortam sunuyor.” demiş. 

Bu cümlede Türkiye’ye övgü yok. Olumsuz bir tesbit var. Zira Birinci Avrupa’nın dilinde “imparatorluk” despotizmi ve sömürgeciliği simgeliyor, maziye ait ve “kötü” bir kavram. Zaten Türkiye ile birlikte anılmış olan diğer iki ülkenin demokrasi ve insan hakları karnesi de Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu özetlemek için yeterli. 

“Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlâl” hükmünü inanarak ezberlemiş olanların bu cümlelere yükleyeceği anlam ise elbette şudur: 

“İmparatorluklar çağı bitmelidir. Cemahir-i müttefika (birleşik cumhuriyetler) çağına geçilmelidir.”

Aksini düşünen şimdiki iktidar koalisyonunun Türkiye’yi zorla çekip sürüklediği yer ise maalesef yine aksini düşünenlerin iktidar olduğu Çin’in ve Rusya’nın yanı… 

Okunma Sayısı: 1468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    18.9.2020 10:09:54

    Allah razı olsun hocam.İstifade ettik.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı