"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bize yeni bir düzen lâzım

Ahmet BATTAL
18 Haziran 2020, Perşembe
İyice çoraklaşan televizyonlardaki fiilî sansür son günlerde yeniden gündemde.

Yazılı ve görsel basın organlarının patronlarına bir yerlerden ulaştırılan ve gereği yapılmadığı takdirde hesabı keyfî biçimde uygulanan kamu kaynaklı reklâm yasağı ve ihale yasağı tehditleriyle sorulan bir yasaklılar listesinin varlığından bahsediliyor. Bunu bir zamanlar Bülent Arınç da itiraf etmişti. Politbüro listesi gibi. 

Bir de bir TV tartışma programcısının “neden HDP’lileri ekrana dâvet etmiyorsunuz” yolundaki bir eleştiri üzerine “burası özel bir kanal, özel sektör kuralları geçerli, istediğini ekrandan uzak tutma hakkı var” mealindeki canlı bomba açıklamaları insanları yeniden uyardı. 

Esasen medyanın ve sosyal medyanın kötüye kullanılması ve bunun devletçe engellenmesi için alınacak tedbirlerin özgürlüklerle dengelenmesi konusu günümüz demokrasisinin en önemli meselelerinden biri. 

Konunun Anayasal hatları şöyle: 

Anayasa, 25. maddedeki düşünce ve kanaat hürriyetinin bir devamı olarak 28. ve devamı maddelerde yazılı basın için sansürü yasaklıyor. 

Kurumsallaşma açısından da keyfiliğe kapı açabilecek “izin sistemi”ni değil, özgürlüğe değer veren “beyan sistemi”ni esas kabul ediyor: 

“Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. ./. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. (m. 28)”

“Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. ./. Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. ./. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik şartlar koyamaz.” (m. 29).

Ama aynı Anayasa, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”ni düzenlediği 26. maddesinde, canlı yayın yapabilen basın yayın organları için kurumsallaşmada izin sisteminin benimsenebileceğini de kabul etmiş: 

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.”

İnternete gelince. Bu olgu 1994’ten beri sosyal hayatın bir parçası. Ama 1982 Anayasası’nda 1994 sonrasında yapılan bunca değişikliğe rağmen bu konular düzenlenmemiş. 

Öte yandan “Bilim ve sanat hürriyeti” başlıklı 27. maddede “bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma hakkı” tarif edildikten sonra “bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir” denilmiş. Bu hükmün sınır tanımayan internet yayınları karşısındaki anlamı da tartışmalı. 

Görüldüğü üzere, bize; basın, yayın, medya, internet medyası ve sosyal medya konularının özgürlükçü geleceğini de planlayacak yeni bir Anayasal düzen lâzım.  

Onun için de yeni bir Türkiye Büyük Millet Meclisi ve yeni ve gerçekten demokrat bir iktidar…

Okunma Sayısı: 1832
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı